Komşularımız, apartmanın asıl sahibi olduklarını bize göstermek istediler – üstelik hiçbir sebep yokken!

Beş yıl önceydi. O zamanlar eşimle birlikte iki çocuğumuz vardı ve minik bir odada, hepsi bir arada yaşıyorduk. Halimiz dar gelmişti, ailemiz büyüyordu, nefes alacak alan arıyorduk ancak o günlerde sadece konuşup duruyorduk, bir türlü harekete geçememiştik.

Fakat üçüncü çocuğumuzun yolda olduğunu öğrenince, ev meselesini daha fazla öteleyemedik. Yeni bir eve taşınmak artık hayal değil, bir zorunluluk halini almıştı. Bizim için tek seçenek sahip olduğumuz küçük evi satıp, üzerine biraz daha para koyup, en azından şehrin kenarında üç odalı bir daireye taşınmaktı.

Düşündüğümüzü yaptık. Eski evimizi satıp bütçemize uygun, eski ama güzel bir apartmanda istediğimiz gibi üç odalı bir daire aldık. Aldığımız ev tadilatlıydı, yalnızca eşyalarımızı yerleştirmek kaldı. Baştan aşağıya mutluyduk; fakat bu mutluluğumuzu üst kattaki komşular gölgelediler. Birbirleriyle anlaşıp, bize apartmanın kimden sorulacağını göstermek istiyorlardı.

Bitmek bilmeyen şikayetleri ve sitemleri başladı.
Neden kapı bu kadar uzun süre açık kaldı?
Eşya taşırken mecburen kapı açık kalacak elbette.

Arabanı neden benim penceremin önüne park ediyorsun?
Ben birinci katta oturuyorum, aracı kendi penceremin önüne koyuyorum. Sen zaten benden yukarıdasın, ne yapabilirim ki?

Bir gün yine geldiler, bu sefer dayanamayıp sinirlendim.
Çocukların okuldan gelince koşturuyor, çok gürültü yapıyorlar! Hem eve gelir gelmez onlara çizgi film açıyorsun.
Sen üst katta oturuyorsun, bizim çocukların sana nasıl zararı olabilir?

Bardağı taşıran son damla ise hamile eşimin, doğumuna bir ay kala, onlar tarafından rahatsız edilmesiydi. Bir gün ben evde yokken, kadın komşular gelmiş, eşimin üstüne yürümüşler.
Konuşmaya geldik.
Buyurun, nedir mesele?
Eşin sigaraya çıkarken apartmana yabancı bir adam almış. O adam daire daire gezip kapıdaki otomatik giriş için anahtar teklif ediyormuş.
Ben hiç sigara içmem, hayatımda elime almadım! Bir de şöyle demişler: O yabancı adam anahtar kopyalarsa, kapıyı istediği gibi açar.

Eve dönünce eşimden olan biteni duyunca, soluğu üst katta aldım. Bu sefer fazla uzatmadan ve açık açık söyleyerek, bu tür itham ve rahatsızlıkların bir daha olmamasını istedim.

Bu olaydan sonra komşularla selamı sabahı kestik. Yine kavga gürültü çıkmadı, herkes kendi halinde yaşar oldu. Ben de şu dersi çıkardım: insan bazen görgülü olmaya, yeri gelince de sınır çizmeye mecbur kalıyor. Sessiz kalırsan hakkını kolay yedirirsin, ama haddini bildirirsen herkes kendi işine bakıyor. Hayat bazen komşuluk kadar ince bir denge işteAylar geçti, yeni bebeğimiz ailemize katıldı. Zorlu bir bahardan sonra, evimizde huzur bir çiçek gibi açtı. Üst komşular hâlâ yukarıdan inatla meraklı bakışlar atsa da, biz kendi küçük dünyamıza döndük. Çocuklar sesleriyle, eşim gülüşüyle, ben işten gelişimle evimizi doldurduk. Bir gün, çocuklardan biri balkonda, başını gökyüzüne kaldırıp şöyle sordu:
Baba, eski evimizde de böyle güzel güneş batıyor muydu?
Gülümsedim, Her yerde güneş aynı doğar oğlum, insanın gönlü huzurluysa ev her yerde sıcaktır, dedim. Komşular değişse de anladık ki huzur, kendi evimizin içinde saklıydı. Ve işte o gün, yeni evimiz nihayet yuva oldu bize.

Rate article
Lifequest
Komşularımız, apartmanın asıl sahibi olduklarını bize göstermek istediler – üstelik hiçbir sebep yokken!