Babamı Benden Aldın: Yeni Evimde Komşumun Gizlediği Büyük Sır ve Otuz Yıllık Aile Yüzleşmesi

Babamı aldın

Anne, taşındım! Düşünsene, sonunda başardım!

Esra telefonu omzunda tutarken, bir yandan inatçı kapı kilidini açmaya çalışıyordu. Anahtar zor dönüyordu, sanki yeni sahibini test ediyormuş gibi davranıyordu.

Kızım, çok şükür! Peki daire nasıl, her şey yolunda mı? annemin sesi hem endişeli hem neşeliydi.
Harika! Aydınlık, ferah. Balkon tam istediğim gibi doğuya bakıyor. Babam yanında mı?
Buradayım, buradayım! Mahirin tok sesi yankılandı. Hah, hoparlöre aldınız. Yavrum yuvadan uçtu mu nihayet?
Baba, yirmi beş yaşındayım, hangi yavru kuş?
Benim için hep yavrusun. Kapıları kontrol ettin mi? Camlardan rüzgar geliyor mu? Petekler…
Mahir, bırak çocuk alışsın! Annem araya girdi. Esra, dikkatli ol kuzum. Sonuçta yeni bina, kimlerin oturduğu belli değil.

Anahtar nihayet dönünce Esra kahkaha attı ve kapıyı açıp içeri girdi.

Anne, burası eski apartmanlardan değil ki… Güzel bir site, düzgün insanlar. Gönlün rahat olsun.

Önümüzdeki haftalar boya, mobilya mağazası ve kendi evinin arasında koşturmaca ile geçti. Akşamları kataloglarla uyuyor, sabah olunca banyo için derz seçmeye kafa yoruyordu.

Cumartesi günü, perdeliğe kumaş bakarken telefon yine çaldı.

Neler var gündemde? babası sordu.
Yavaş yavaş ilerliyorum. Bugün perde bakıyorum. Fildişi ile kaymak arasında kaldım. Sen ne diyorsun?
İkisi de aynı renk ama farklı reklamcılar.
Baba, tonların farkını anlamıyorsun!
Elektrik tesisatı düzgün mü, prizler yerinde mi bakmayı bilirim ama.

Tadilat hem para, hem vakit, hem de sabır istiyordu ama her yenilik çıplak duvarları eve dönüştürüyordu. Yatak odasına sütlü bej duvar kağıdını kendi seçti, laminat ustasını kendi buldu, küçücük mutfağı geniş gösterecek biçimde eşyaları bizzat yerleştirdi.

Son işçi de son çöpü alıp gidince, Esra tertemiz salonun ortasında yere oturdu. Yeni takılmış perdelerden süzülen ışık, taze boya kokusu ve evine ait olmanın huzuru içinde nefes aldı.

Üç gün sonra, tam da kapıda anahtarla uğraşırken komşusuyla tanıştı. Karşıdaki kapıdan anahtar sesi geldi.

Yeni gelen mi? Otuzlarını geçmiş kısa saçlı, kırmızı rujlu, meraklı bakışlı bir kadın kapıdan baktı. Ben Şule, tam karşında oturuyorum. Artık komşuyuz.
Esra, memnun oldum.
Tuz, şeker lazım olursa ya da laf arasında bir kahve istersen çekinme. Yeniler alışana kadar insan garip hissediyor, bilirim ben.

Şule tam bir sohbet insanıydı. Evde çay içerken apartman yönetiminin tersliklerini, kat planındaki incelikleri sohbet ettik. Şule, binada en uygun interneti, iyi tesisatçıyı, markette en taze sebzeyi hiç gocunmadan anlattı.

Bak sana harika bir elmalı kek tarifim var Şule hemen telefondan tarifi buldu. Yarım saatte oluyor, ama fırında saatlerce uğraşmışsın gibi duruyor.
Süper! Zaten daha fırını açmadım, tam zamanı.

Günler hafta oldu, Esra yan dairede böylesine açık yürekli biriyle yaşadığına sevindi. Kimi zaman merdivende karşılaşıyor, bazen bir kahveye gidiyor, kitap değiştiriyorlardı.

Bir sonraki cumartesi, baba Mahir geldi; bir türlü duvara tutturulamayan raf için imdada yetişti.

Yanlış dübel almışsın, dedi babası, malzemeye bakarak. Bunlar alçıpan için, burada beton var. Arabada uygun olan var merak etme.

Bir saat sonra raf yerindeydi. Mahir elindeki aletleri topladı, işini incelikle kontrol etti ve onayladı.

Yirmi yıl sallanmaz bu raf.
Harikasın baba! Esra babasına sarıldı.

Birlikte aşağı inerken, işten patronundan, dedikoduya kadar havadan sudan sohbet ettiler. Mahir, iş hayatını merak ediyor, Esra ise yeni şefin dağınıklığından yakınıyordu.

Apartman girişinde Şule market poşetleriyle karşılarına çıktı.

Selam! Esra el salladı. Tanışın, Mahir babam, hani sana bahsettiğim. Baba bu da komşum Şule.
Memnun oldum Mahir gülerek elini uzattı.

Şule bir an dondu sanki; Mahirin yüzüne, sonra Esraya baktı. Gülümsedi ama o gülümseme yapıştırılmış gibiydi; sahte.

Ben de, dedi kısaca ve hızla girdi apartmana.

O günden sonra her şey değişti. Ertesi sabah Esra Şuleye selam verdi, karşılığında buz gibi bir baş sallama aldı. Birkaç gün sonra çaya çağırmaya çalıştı; Şule yoğunum deyip hemen uzaklaştı.

Ve sonra, şikayetler başladı…

Bir akşam saat dokuzda, kapı çaldı. Mahalle polisi kapıda mahcup durdu.

Gürültü ihbarı var. Yüksek ses, müzik.
Ne müziği, ben kitap okuyordum!
İşte komşular şikayet etmiş…

Şikayetler ardı ardına geldi. Apartman yönetimi sürekli gece gürültüsü, ayak sesleri, sürekli gürültü gibi yazılar alıyor; mahalle polisi özür dileyerek yine kapıya geliyordu.

Esra kimin yaptığını biliyordu, ama sebebini bilmiyordu.

Her sabah yeni bir sürpriz: Kapıda yumurta kabukları, kahve telvesi, paspasta patates kabuğu… Temizlik için işe gitmeden yarım saat erken kalkmak zorundaydı. Elleri deterjandan yanıyor, içi ise hep boğazında bir düğüm gibi kalıyordu.

Bu böyle gitmez, dedi bir gece, internetten gizli kamera araştırırken.

Video gözetleme cihazını takması yirmi dakika sürdü. Mini bir kamera, kapı dürbününe yerleştirildi, telefonuna bağlandı.

Çok beklemedi.

Saat üçte telefona bir hareket bildirimi düştü. Esra gözlerine inanamayarak izledi: Şule, gecelik ve terlikle, kapısına bir şey sürüyor; dikkatle ve düzenli, sanki alıştığı bir iş gibi.

Bir sonraki gece, Esra uyanık kaldı. Saat ikiyi biraz geçe kapının önünde bir hışırtı duydu. Kapıyı aniden açtı.

Şule, elinde bir poşetle dondu kaldı. İçinde bir şeyler tuhaf biçimde hışırdıyordu.

Sana ne yaptım ben? Esra, kendi bile şaşırdığı biçimde üzgün bir sesle konuştu. Bana niye bunu yapıyorsun?

Şule poşeti yere bıraktı. Yüzü bir anda çirkinleşti, eski bir kin maske gibi belirdi.

Sen mi? Sen hiçbir şey yapmadın! Ama baban…
Babamla ne ilgisi var bunun?
Çünkü o, benim de babam! Şule neredeyse bağırıyordu. Ama seni büyüttü, kolladı, beni ise üç yaşımda terk etti! Bir kuruş vermedi, bir telefon bile açmadı! Annemle zar zor geçindik, o mutlu ailesini kurdu! Yani, sen aslında benim babamı aldın!

Esra arka arkaya çekildi, sırtı kapı pervazına değdi.

Yalan söylüyorsun…
Yalan mı? Git sor ona! Marina Demir ile kızı Şuleyi, bir çöp gibi hayatından attığını sor!

Kapa kapıyı, yavaşça yere oturdu. Tek bir düşünce vardı kafasında: Gerçek olamaz, gerçek olamaz. Babası yapmazdı, yapamazdı.

Sabah erkenden aile evine gitti. Yolda defalarca soruyu prova etti, ama Mahiri gazetesini okurken görünce sözcükler boğazına düğümlendi.

Esra! Ne güzel sürpriz! Mahir ayağa kalktı. Annen pazara çıktı, birazdan gelir.
Baba, sana bir şey soracağım… Esra koltukta otururken çantasının sapını büküyordu. Marina Demir diye bir kadını tanıyor musun?

Mahir donakaldı. Gazete elinden kayıp yere düştü.

Nereden…
Kızı Şule, benim komşum. Sana tanıttığım kişi. Kendi babası olduğunu söylüyor.

Sessizlik dakikalar sürdü.

Hemen onun yanına gidelim, dedi Mahir kararlı bir sesle. Şimdi, düzeltmem lazım.

Siteye kırk dakikada vardılar. Yol boyu hiç konuşmadılar. Esra pencereden hızla geçen evlere baktı, dünyasının dağılan parçalarını toplamaya çalıştı.

Şule kapıyı hemen açtı; sanki bekliyordu. Yüzünde öfkeli bir ifade vardı, ama içeri almaktan vazgeçmedi.

Geldin mi sonunda? dedi Mahire. Otuz yıl sonra mı?
Açıklamaya geldim. Mahir ceketinin iç cebinden bir kağıt çıkardı. Oku lütfen.

Şule belgeyi şüpheyle aldı. Satırları okudukça, yüzünde nefret, şaşkınlık, hatta çaresizlik belgeleri bir bir değişti.

Bu… ne?
DNA testi sonucu, dedi Mahir sakinlikle. Yıllar önce annem mahkemeye verdiğinde yaptırdım. Sonuç: Ben senin baban değilim. Marina bana ihanet etti. Senin baban başkası.

Kağıt Şulenin elinden yere düştü…

Esra ve babası apartmandan ayrıldılar. Kendi evinde Esra, babasına sarılıp yüzünü ceketinin kalın kumaşına gömdü.

Özür dilerim baba. Sana inanmayıp ona inandığım için…

Mahir saçını okşadı, tıpkı çocukken yapardı; Esra bir arkadaş kavgasından sonra ona koştuğunda.

Özür dilemene gerek yok, güzel kızım. Suç senin değil, başka insanların.

Komşu ile aradaki soğukluk hiç geçmedi. Esra da Şule ile bir daha yakınlık kurmaya çalışmadı. O kadar kötülükten sonra, ona olan saygısı sonsuza dek bitti.

Rate article
Lifequest
Babamı Benden Aldın: Yeni Evimde Komşumun Gizlediği Büyük Sır ve Otuz Yıllık Aile Yüzleşmesi