İşten Eve Döndüğünde, Prens Prens Yoktu: Patryk’in 25. Yaşında Aldığı Dairede, Engelli Kedisiyle Kurduğu Sessiz Mutluluğu Bozan, Sevgilisi ve Sevgilisinin Ailesi Arasında Yaşanan Zorlu Seçim Ve Sadakatin Hikayesi

İşimden döndüğümde kedim yoktu…

Benim adım Kemal. Sade bir hayatı seven, kötü alışkanlıkları olmayan bir adamım. 25. yaş günümde annemle babam bana İstanbulda küçük bir apartman dairesi hediye ettiler. Aslında doğrudan vermediler tabii; ilk kredi taksidine destekte bulundular, benden mutlusu yoktu o gün. Evde yalnız yaşamaya başladım. Bilgisayar programcısı olarak çalışıyor, işten çıkınca doğruca evime dönüyordum. Fazlasıyla kendi hâlimdeydim; kimseyle gereksiz muhabbetim yoktu.

Bir süre sonra yalnızlıktan bunaldım ve bir kedi sahiplenmeye karar verdim. Sahiplendiğim yavru kedinin ön patilerinde bir problem vardı. İnsanlar annesinin yanındayken onu uyutmayı düşünmüşler ama benim yüreğim el vermedi. Kediye Yakışıklı adını verdim. Zamanla çok iyi dost olduk; işe her gün Yakışıklıyı özleyerek gidiyor, dönüşte onun beni kapının önünde bekleyişiyle sevinçten yüreğim kabarıyordu.

Aylar sonra iş yerinden akıllı, sözünü sakınmayan bir kadınla tanıştım: Esra. Esra beni çok kısa sürede etkisi altına aldı ve bir ay geçmeden eşyalarını alıp eve taşındı. İlk günden Yakışıklıyı sevmediğini belli etti ve Bu kediyi verebilir misin birine? dedi. Ona kedinin benim için ne kadar anlamlı olduğunu anlattım, kesin bir dille reddettim.

Esra konuyu bırakmadı; sürekli kediyi başından atmamı istedi. Ona yine kediyi kesinlikle göndermeyeceğimi söyledim. Esra ise misafirler geldiğinde Yakışıklının patileri yüzünden insanların rahatsız olduğunu, bizim hakkımızda kötü düşündüklerini iddia etti. Arada kaldım; bir yanda Yakışıklı, bir yanda Esra. İkisini de seviyordum.

Annemle babam Esraya ısınamamışlardı; Fazla kaba kız bu, hemen evlenmek için acele etme, iyice tanı deyip beni uyarıyorlardı.

Bir gün Esranın ailesi ziyarete geldi. Esranın babası evi ilk dolaştığında Yakışıklıyı görünce kahkaha attı: Bu da ne biçim mahlûk böyle! dedi. O an kedimi savundum. Ama akşam boyunca Esra, babası ve annesi Yakışıklıya sataştılar, dalga geçtiler, onun ne kadar çirkin olduğunu konuşup Bunu bir yere bırak gitsin! diye alay ettiler. Kedimle ilgili olmadık çözümler üretip eğlendiler; ben masada tek başıma durdum.

Ertesi gün işten döndüğümde Yakışıklı yoktu. Esraya Kedi nerede? diye sordum, Veterinere bıraktım, orada kalsın artık, cevabını aldım.

Hiç düşünmeden çıktım, tüm İstanbulu aradım. Beş saat boyunca her yere baktım. Sonunda bir köşede oturmuş, mahzun gözlerle bana bakan Yakışıklıyı buldum. Kucağıma aldığımda öyle bir mırıldandı ki, anlatamam; çok mutluydu.

Eve döner dönmez Esraya valizini hazırlamasını söyledim. Onu bir daha görmek istemedim. Gözümde tüm güzelliğini kaybetti. Sabah sessizce eşyalarını topladı, çıkıp gitti. Hiç beklemiyordu; bir kedinin kendisinden daha değerli olabileceğini düşünmemişti.

Şimdi Yakışıklı ve ben yine yalnızız; işten döndüğümde ilk onu görüyorum kapıda. Bana gerçek dostluğun ne demek olduğunu yine gösterdi. Ve ben anladım ki; insanların kalbini ölçmek için hayvanlara olan sevgilerine bakmak gerek. Bazı şeylerin kıymetini, yaşanmadan anlamak mümkün değil.

Rate article
Lifequest
İşten Eve Döndüğünde, Prens Prens Yoktu: Patryk’in 25. Yaşında Aldığı Dairede, Engelli Kedisiyle Kurduğu Sessiz Mutluluğu Bozan, Sevgilisi ve Sevgilisinin Ailesi Arasında Yaşanan Zorlu Seçim Ve Sadakatin Hikayesi