Gençliğin Hatası Olduğum Hayatta, Beni Büyüten Büyüklerime Minnettarlığım ve Yıllar Sonra Biyolojik Annemin İstediği Yardıma Verdiğim Cevap: Aileyi Kim Seçer?

Gençlik Hatasısın.

Bugün içim bir tuhaf. Bazen geçmişim gözlerimin önüne geliyor, durduramıyorum. Annem beni doğurduğunda henüz 16 yaşındaydı, babam da öyle. Ortada bir skandal vardı, ama bunları detaylandırmaya hiç gerek yok; ben doğduktan kısa bir süre sonra yolları ayrıldı. Annem zamanla anladı ki, babam ne ona ne de bana ihtiyaç duyuyor. Bu farkındalık annemin bana karşı ilgisini bir anda bitirdi; ben artık ona ağır geliyordum. Hayatım boyunca dedem ve babaannem beni büyüttüler, sanki öz çocuklarıymışım gibi sevgilerini bana verdiler.

18 yaşına geldiğinde annem bambaşka bir genç adamla yakındaki Bursaya taşındı. Ne bir telefon, ne bir mektup… Sanki hayatından tamamen silinmişim. Dedemler annemi görmek için hiç uğraşmadı. Aralarında kırgınlık, öfke, anlayışsızlık vardı: Nasıl kendi evladını bırakıp gidebilir? diye. Duyduklarında utanç ve acı duydular, biz nasıl böyle bir evlat yetiştirdik? sorusu dönüp durdu dillerinde.

Ben ise hep dedemle babaannemi anne babam bildim. Bugün hâlâ onlara minnettarım, çocukluğum için, iyi eğitimim için, verdikleri her şey için.

Tam 18 yaşımdayken kuzenim Elifin düğünü vardı. Tüm akrabalar toplandı, hatta annem de oradaydı. O zamanlar üçüncü evliliğini yapmış, ikinci kızı olmuştu.

En büyük kız on yaşındaydı, en küçük ise henüz bir buçuk yaşında. İnanılmaz heyecanlıydım; annemi görmek istiyor, kardeşlerimi tanımak arzusundaydım. Tabii ki en önemli sorum da vardı: Anne, neden beni terk ettin?

Dedem ve babaannem ne kadar iyi olsalar da, anneme karşı içimde bir özlem, bir boşluk hep kaldı. Onun tek kalan fotoğrafını hâlâ saklarım. Babamın tüm diğer fotoğrafları yaktığı zaman, dedem de o fotoğrafın bir hatıra olmasını istemişti. Düğünde bir ara annem bir akrabamla sohbet ediyordu; sürekli yeni kızlarının ne kadar akıllı ve tatlı olduğundan bahsediyordu.

O an dayanamayıp yanına gittim:
Peki ya ben, anne? Ben senin için ne ifade ediyorum? diye sordum.

Bana gayet soğukkanlı, umursamaz bir şekilde şunları söyledi:
Sen mi? Sen gençlik hatasısın. Baban haklıydı; keşke kürtaj yaptırsaydım.

O an içim buz gibi oldu, kelimeler yutuldu.

Yedi yıl geçti. Artık İstanbulda, eşim ve küçük oğlumla birlikte konforlu bir iki odalı evimde yaşıyordum. Tabii bu hayata babaannemle dedem ve eşimin ailesi sayesinde kavuşabildim. Bir akşam bilinmeyen bir numara aradı.

Alo, oğlum, selam. Amcan senin numaranı verdi. Ben annenim. Bak dinle, kız kardeşin üniversiteyi kazandı, kampüsünün yakınında oturuyorsun diye duydum. Birkaç hafta sende kalabilir mi? Son zamanlarda yurt hayatını sevmiyor, kiralar da çok pahalı. Kocam beni tek başıma bıraktı, zor durumdayım. Bir oğlum öğrencim, bir kızım lise öğrencisi, en küçüğü ise yakında kreşe başlayacak dedi.

Özür dilerim, numaranız yanlış, dedim ve telefonu kapattım.

Oğlumun yanına gittim, kucağıma aldım ve şöyle dedim:

Hadi hazırlan bakalım; önce annemize, sonra babaannene ve dedene gidip birlikte ziyarete gidelim, ne dersin?

Hafta sonu da köye gideceğiz değil mi baba? diye sordu minik oğlum.

Tabii ki, aile geleneğimiz bozulur mu hiç!

Bazı akrabalarım kararımı eleştirdi; Kardeşine yardım edebilirdin, dediler. Ama ben biliyorum ki, yardımım sadece dedem ile babaanneme olmalı. Bana hata diyen, bana yabancı olan birine değil; gerçek aileme destek olmalıyım.

Rate article
Lifequest
Gençliğin Hatası Olduğum Hayatta, Beni Büyüten Büyüklerime Minnettarlığım ve Yıllar Sonra Biyolojik Annemin İstediği Yardıma Verdiğim Cevap: Aileyi Kim Seçer?