Şans Olmazsa Mutluluk da Olmaz
Sana nasıl sahip çıktı, akılsız kız! Şimdi karnındaki çocukla seni kim ister, ha? Ve nasıl büyüteceksin onu?! Yardım bekleme benden, bilmiş ol! Ben seni büyüttüm, şimdi senin yükünü de mü taşıyacağım? Çık evimden, toparlan ve bir daha gözüm görmesin seni!
Ayşegül yere bakarak, halasının bağırmalarını sessizce dinliyordu. İş bulana kadar en azından kalabilirim diye umduğu son umut da gözünün önünde yıkılıyordu.
Keşke annem yaşasaydı
Babası kimdi bilmiyordu, annesi ise on beş yıl önce sarhoş bir şoförün ezmesiyle hayatını kaybetmişti. O zamanlar yetimhaneye alınacaktı ki, birden uzaktan bir akraba annesinin üçüncü dereceden kuzeni ortaya çıkmıştı. Kadıncağız evini ve düzenli maaşının evraklarla yeterli olduğunu göstererek, onu yanına almıştı.
Ülkenin güneyinde küçük bir kasabanın kenarında yaşıyorlardı; yazı kavurucu, kışı bol yağmurlu geçiyordu. Ayşegül asla aç kalmamış, üstü başı düzgün olmuş, çocukluğundan bu yana ev işlerine alışmıştıbahçeli evde ve hayvanların olduğu yerde iş hiç bitmezdi. Belki anne sevgisi eksikti, ama kimin umurundaydı?
İyi de okurdu. Liseyi bitirince, eğitim fakültesini kazandı. Üniversite yılları bir çırpıda geçti ve elinde diplomasıyla memleketine döndü. Fakat bu sefer yüreği ağırdı.
Hadi artık, gözüm görmesin seni!
Halacığım, hiç olmazsa
Lafı uzatma!
Ayşegül valizini aldı ve o öğle sıcağında eve veda etti. Nasıl bu hallere düşmüştü? Hem üzgün, hem de mahcup; göbeği yeni belirginleşmeye başlasa da hamileliğini inkâr edememişti.
Bir yere sığınmalıydı. Başını öne eğmiş, düşünceler arasında yürürken bir sesle irkildi:
Kızım, su ister misin?
Elli yaşlarında, dinç yapılı bir kadın dikkatle ona bakıyordu.
Gel, buyur. Kötü niyetin yoksa evim açık.
Bir sürahi soğuk su verdi. Ayşegül bir bankta oturarak, suyu bir dikişte içti.
Biraz oturabilir miyim? Hava yanıyor
Otur tabii kızım. Nerelisin? Bavulu görünce merak ettim.
Üniversiteyi bitirdim, öğretmenlik için iş arıyorum. Fakat kalacak yerim yok Evinin boş odasını kiralayan var mı, biliyor musunuz?
Kadının adı Şerifeydi. Temiz, ama üstünde yorgunluğun izi vardı.
Benim yanında kalabilirsin. Çok istemem, ama günü gününe ödersin bana. Olur dersen, odanı göstereyim.
Kasabada yalnızlığından yakınan, biraz da ek gelir isteyen Şerife, onu arka odalardan birine götürdü. Küçük pencere bahçeyi gösteriyordu; yatak, eski bir dolap, masa yeter de artar bile.
Ayşegül sonraki günlerde yerleşti, Şerifeyle hemen dostluk kurdu. Evin işine yardım etti, kardeş gibi oldular. Her akşam asmanın altında çay içip, hayatı konuştular.
Hamileliği iyi gidiyordu. Zamanla bütün sıkıntılarını Şerifeye anlattı: Üniversite aşkı Murat, zengin bir öğretmen ailesinin oğluydu ve hamilelik haberini duyunca hemen ortadan kaybolmuştu. O bırakırken verdiği paraları saklamıştı bir gün lazım olur diye.
Onu öldürmediğine sevindim, dedi Şerife ciddi bir şekilde. O bebek sana mutluluk getirecek, yeter ki sabret.
Şubat ayında doğum sancıları başladı. Şerife telaşla Ayşegülü hastaneye götürdü. Ayşegül, sağlıklı bir erkek bebek dünyaya getirdi adını Can koydu. Odasında kaldığı günlerde, yeni doğmuş bir kız bebekten haberi oldu. Annesi doğar doğmaz kaçmıştı.
Bebeğe süt veren yok mu, çok zayıf, dedi hemşire.
Ayşegül minik kızı kucağına aldı. Kar gibi bir teni vardı.
Sana “Duru” diyeyim, diye fısıldadı.
Bir gün, kızın babası, Jandarma Komutanı Kenan Kaya hastaneye geldiğinde her şey değişti. Taburcu oldukları gün, üzerinde hem mavi hem de pembe balonlarla süslü bir araba bekliyordu. Komutan, onların binmesine yardım etti ve iki paket uzattı: biri mavi, diğeri pembe.
Aylarca kasaba Ayşegülün evliliğini konuştu. Komutan, kızın iyi yüreğine hayran kalıp, ona evlenme teklif etmişti. Ayşegül ise Canı kucağında, Duruyu ise resmi olarak evlat edinip bambaşka bir hayata başlamıştı.
Kim derdi ki, o kavurucu yaz gününde, bir sürahi suyla tüm kader böyle değişecek? Hayat iştehiç okumadığın sayfaları hiç ummadığın anda çeviriveriyor. O gün anladım: Kötülüğün de, iyiliğin de insanın hayatını nasıl etkilediği şansa, alın yazısına ve bir kapı açanın merhametine bağlı. Biraz umut, biraz sabırla her zorluktan bir mucize doğarmış…




