Kayınvalidem yaz döneminde çocuklara bakmamıza yardımcı olmayı teklif etti. Şimdi emekli oldu, bolca boş vakti var tabii, biz de hemen kabul ettik.
İkimiz de çalışıyoruz, üç çocuk var, ama öyle uzun uzun tatile çıkmak bize hayal. Genelde çocuklardan biri hastalanınca ya da özel bir işleri olduğunda sırayla işten izin alıyoruz. Arada eğer evde bir terslik çıkmazsa, haftasonları küçük kaçamaklar yapabiliyoruz, o kadar.
Üç yıldır bankayla 20 yıllık bir ipotek hikâyesine girdik. Sürekli ev kiralayıp oradan oraya taşınmaktan bıktık ve dedik ki, En iyisi kendi evimiz olsun, olsun da aylık borç dağ gibi gelsin, varsın! Tüm yaz çalışıyoruz ama aylık kredi ödemelerini düşününce tatil parası bir türlü denkleşmiyor. Ayrıca, yazın okul da olmayınca, çocuklara kim bakacak o da sıkıntı. En azından bu sıcak günlerde çocuklar sağ salim evlerinde, bizim içimiz rahat kendileri de şikayetçi olmuyorlar!
Kayınvalidem zaten “Çalışmayacağım, çocukları getirin” deyince, biz de gönül rahatlığıyla kabul ettik. Her yaz, eşimin annesine gitmeden önce mutlaka pazar torbamızı dolduruyoruz, üstüne ona şöyle bir güzel tatlı-parası bırakıyoruz. Kendi parasından çocuklara harcamıyor; Azıcık emekli maaşı yetmiyor diyor haklı olarak. Neyse ki, verdiğimiz para dadı kiralamaktan ucuz, herkes de memnun gözüküyor.
Ama işin burasında, eşimin erkek kardeşi üç çocuğunu da koltuğunun altına alıp kayınvalidenin kapısına dayandı. Onlar bizimkilerden daha küçük ve biraz afacan, haliyle sürekli ilgi istiyorlar. Lakin yiyecek götürmediler, bir kuruş da bırakmadılar; hâliyle bizim poşetin içindekiler su gibi bitti, cüzdanın kapağı da pek açılır oldu.
Doğrusunu isterseniz, bu his pek nadir değil. Defalarca eşime dedim Git, konuş şu kardeşinle, ama ortada bir şey yok, tartışma çıkmasın diye ağız bile açmıyor. Ben niye başkası için iki kat fazla yoruluyorum ki? Hem iş, hem çocuk, üstüne başkalarının çocuklarına bakmak… Neyse, sizce bu konuyu karşılıklı kavga çıkarmadan, nasıl konuşabilirim? İşin raconunu bilen varsa tüyosu fena olmaz!




