Günlük: Elifin Hikayesi
Hiçbir zaman köyümden ayrılıp büyük bir şehre gitmek istemedim. Buraların uçsuz bucaksız ovaları, nehrin serinliği, geniş tarlalar ve ormanlar, köyümüzün insanları bana hep huzur verdi. Babamdan kalan küçük bir traktörüm vardı, dedemin evini satarak oradan gelen parayla kendi işimi kurmaya karar verdim: birkaç koyun, birkaç inek edindim, etini satacaktım, işler büyürse belki bir gün süt üretimine de geçerdim. Hayallerim arasında büyük bir çiftlik evi yapmak da vardı. Arabam da vardı ama epeyce eskiydi, daha iyisi için sabretmem gerekiyordu.
Ama çocukluğumdan beri asıl hayalim, Elifle aile kurmaktı. Onunla birkaç kez konuşmuştuk, Elif güzelliğiyle köyde dikkat çeken kızlardandı ama benim işlerim yeni yeni yoluna giriyordu, ne büyük param vardı, ne de evim tamamdı.
Elif de kendi güzelliğini iyi biliyordu. Hep şöyle derdi arkadaşlarına:
Bakımlı ve güzel yaratılmışım, o zaman beni geçindirecek kocam da olacak. Güzel bir hayat yaşamak hakkım, aradığımı bulurum elbet.
Ayça, Elifin yakın arkadaşı, hep teselli ederdi:
Sabrınla biraz daha beklersen, Okan yakında evi de tamamlar, işleri açılır
Elif ise sabırsızdı:
Ben her şeyin hemen olmasını istiyorum! Okanın işleri ne zaman büyüyecek, o kadar beklemek istemem. Onun hâlâ parası yok.
Ben ise Elife aşıktım, ama onun bana olan hislerinin zayıf olduğunu da hissediyordum. Yine de var gücümle ilerlemeye çalışıyordum. Ta ki, köyümüze Burak gelene kadar. İstanbulda önemli bir memurun oğluydu ve arkadaşının dedesini ziyarete gelmişti. Başta köydeki diğer kızlardan pek etkilenmemişti, ama sonra Elifi görünce her şey değişti.
Elif başta Buraka yüz vermedi, ama İstanbulda, zengin bir ailenin oğlu olduğunu öğrenince birden ilgisi arttı. Burak nazik, konuşkan ve bonkördü; sık sık nadide çiçekler yolluyordu, köyde bulamayacağımız türden, Elif de bu ayrıcalığı hemen fark etti.
Onun bana gelen çiçekleri kabul ettiğini görünce canım sıkılıyordu:
O çiçekleri alma, Elif, beni üzeceğini bilmiyor musun? dedim. O ise alaycı şekilde kafasını salladı:
Ne var bunda? Çiçek işte.
Dayanamayıp Burakın yanına gidip konuştum:
Lütfen Elife çiçek yollama, onunla ciddi düşüncelerim var.
Ama Burak istifini bozmadı ve tartıştık, neredeyse kavga edecektik ki arkadaşlar araya girdi. O günden sonra Elifle aramızda soğukluk oluştu; o bana, ben ona dargındım. Çünkü Elif aslında biliyordu, Burakın köyde bir ay kalıp gideceğini. Ama onun gözü şehirdeydi.
Burakı tavlar, şehre onunla giderim. Köyde durmak istemiyorum, hızlı davranmam lazım, diye düşünüyordu.
Bir gün, anne babası pazara gitmişken Burakı eve davet etti. Zamanı özellikle ayarlamıştı; babası sert ve otoriterdi, onları birlikte yakaladı. Elif, alelacele üstüne sabahlık geçirdi, Burak ise apar topar pantolonunu çekmeye çalıştı.
Babası öfkeyle bağırdı:
Bu ne rezalet!
Kızının başı öne eğildi, Burak ise ne diyeceğini bilemedi.
Şimdi sen bizim kızımıza sahip çıktın! Düğününe karar vereceksin, hadi gel odada konuşalım.
O gün ne konuştuklarını kimse bilmiyor ama ertesi gün, Elif ile Burak nikâh için şehirde resmi başvuruya gittiler. Elifin annesi onları şehre hazırlamaya başladı. Köyde bu haber yıldırım gibi yayıldı. Ben ise içten içe yıkılsam da, kimseye hissettirmedim.
Burak ise pişmandı içten içe:
Ne işim vardı burada? Şehirde beni bekleyen hayatı bırakıp köye güzel bir kız için, üstelik kurnaz biriymiş, ona kanmakla hata ettim
Ama Elifin aklında tek şey vardı: güzel bir hayat, şehirde modern bir yaşam, mutluluk.
Neyse, Burakı sevip çocuklar doğururum, belki de çok iyi bir aile oluruz. Sadece ailesi beni nasıl karşılayacak?
Ama Burakın annesi Havva Hanım ve babası Hakan Bey, köyden güzel bir gelin getirmesine şehirlilerden daha çok sevindiler. Artık oğlu evlenmek istiyor, bir düzen kursun istiyorlardı. Elif onlara çabucak kendini sevdirdi, evde becerikli, saygılıydı.
Gel bakalım Elif, evimiz senin de evin, rahat ol kızım, dedi Havva Hanım gülümseyerek. Hakan Bey de gülümseyerek başını salladı.
Elif de gerçekten iyi bir ev hanımı olmaya çalışıyordu. Evleri genişti, ailesi onu sevgiyle karşıladı. Burak da zamanla Elifin göründüğü kadar hesapçı olmadığını fark etti.
Onunla evlenmemi fırsat bildi belki ama, dürüstçe mutlu olacağımıza inanıyor galiba, diye düşündü Burak, ama içten içe hâlâ tartışıyordu kendisiyle.
Düğünlerinde aile Buraka lüks daire aldı. Elif ise Burakın babalığa sevinmediğini fark etti.
Bebeğimiz olacak, diye açıkladığında annesi Havva Hanım çok mutlu oldu.
Ama Burak için hayat gittikçe sıkıcı gelmeye başladı; eve nadiren geliyor, sürekli iş seyahatlerim var, diyordu. Elif ise anlamıyordu, sabırla iyi bir eş olmaya çalışıyordu. O hep eve döndüğünde güzel yemekler yapıyor, temizlik yapıp oğluyla ilgileniyordu. Ama içine bir hüzün çöktü; köyünü, ailesini ve beni Okanı düşünmeye başladı.
Artık doğru karar verip vermediğinden şüpheliydi. Burak ise Eliften ve yeni doğan oğlundan gittikçe uzaklaşıyordu. Hatta Elif, Burakın başka biriyle, Zeynep adında zengin bir kadınla ilişkisi olduğunu öğrenince dünyası başına yıkıldı. Elifin kayınvalidesine söylediğinde ise, Boşanmayı düşünüyorsan aklında olsun, çocuğu senin elinden alırız. Babası güçlü, parası var. Senin elinden gelir mi? demişti.
Bir gece, oğlunun ateşi vardı, dişi çıkıyordu, Elif uykusuzdu. Burak ise Zeynepten gelen mesajlarla meşguldü; Oğlum uyursa geleceğim, Elif uyuyunca çıkarım, diye yazmıştı. Zeynep, Sana verdiğim ilacı kullan, hemen uyurlar, diye yazdı. Elif mesajı okuduğunda dehşete kapıldı. Ya gerçekten o hapı verir de başımıza bir şey gelirse? korkusuna kapıldı.
Burak duş alırken, Elif çabuk çabuk Okanı aradı, her şeyi anlattı. Okan:
Elif, hemen seni almaya geleyim, dedi.
Kayınvalidem oğlumu elimden alacağız diyor.
Korkma, sadece seni ürkütmek istiyorlar, dedi Okan. Ben gün boyu şehirde olacağım, bana ulaş.
Elif, oğlunu güçlükle uyutup, yanı başında yatar gibi yaptı. Kocası odaya baktıktan sonra çıktı, evi terk etti. Elif hızla eşyalarını toplayıp Okanı aradı. Okan hemen gelip onları köye, kendi evine götürdü.
Burak ertesi gün eve döndüğünde ev bomboştu. Annesini aradı. Havva Hanım:
Yok oğlum, Elif ya da torunum bize uğramadı, yoksa gerçekten kaçtı mı? Polis mi arayalım?
Anne, gerek yok, bırak gitsin. İkisi de yeterince başıma dert oldu, dedi Burak.
Aradan zaman geçti. Elif, Buraktan boşandıktan sonra, bana umut verdi ve köye döndü. Sonra ben de Elifle evlendim. Kendi evimizde mutlu bir hayat kurduk, yakında ikinci çocuğumuzu bekliyoruz. Elif, gerçek mutluluğun benim yanımda olduğunu artık biliyor.




