Eşimden Böyle Bir Şey Beklemezdim: Annesinin Bakıma Muhtaç Olduğunu Öğrenen İrina’nın ve Kız Kardeşi Anya’nın Zor Kararı, Aile İçinde Fırtınalar Koparken Fedakar Bir Türk Eşin Sürpriz Teklifiyle Umuda Açılan Kapı

Beklemiyordum Ondan

Aslı, bir şeyler yapmamız lazım… diyerek derin bir iç çekişle telefonu kulağıma aldım.

Hayırdır, ne oldu? diye endişeyle cevap verdi küçük kız kardeşim Derya.

Ablamın araması bile beni germişti.

Biz normalde genelde mesajlaşırız, kısa kısa halleşiriz, ama bu sefer Aslı illa ki telefonla konuşmak istemişti.

Annem artık tek başına yaşayamaz hâle geldi, dedim biraz sitemli bir ses tonuyla. Onunla daha sık ilgilensen bilir olurdun…

Off, başladın yine! Neyse, anlat hadi, ne oluyor?

Yine iç çektim; Derya zaten yıllardır kendi başına takılır, ona karışmamıza fena halde içerlerdi.

Bak, annemiz 73 yaşında oldu. Tansiyonu bir aşağı bir yukarı, sürekli halsiz, ağır ağır sıraladım. Yemek yapacak takati yok, evin düzenini anca idare ediyor. Market bile bazen komşu İkbal Abla sayesinde ekmek görebiliyor.

Aç mı yani annemiz, onu mu diyorsun? diye şaşkınlıkla sordu Derya.

Hayır canım, olur mu öyle şey? Her iki haftada bir uğruyorum, ihtiyaçlarını alıp götürüyorum. Ama demek istediğim, artık başkasının yardımı olmadan idare edemiyor. Düşse, bir yeri kırılsa perişan oluruz. Onun kilosunda biriyle sonra baş etmek iyice zor olur.

Telefonun ucunda bir sessizlik oldu.

Ayten Hanım zaten gençliğinden beri balıketliydi; yıllar geçtikçe de kilo üzerine kilo ekledi. Yemek yemeyi severdi, diyet lafını açınca bize küsüp darılırdı.

Hem artık çok yalnız, her gidişimde arkamdan neredeyse ağlayacak gibi oluyor, dedim tekrar. “Kızlarım beni unuttu” diyor, çok üzülüyorum.

Eee, şimdi sen ne diyorsun? diye takıldı Derya, her zamanki gibi meseleyi hızlıca özetlememi istercesine.

İçimden güç toplayıp söze girdim, Derya’yla konuşmak git gide zorlaşıyordu.

Annemin yanına sen taşınsan diyorum…

Harika fikir! Neden sen taşınmıyorsun peki? dedi alaycı bir sesle. Dur tahmin edeyim! Yanında Taner’in, altın gibi kocan ve küçük üvey oğlan Yunus var daha 25 yaşında, senin ellerine muhtaç. Değil mi?

Derya, niye böyle yapıyorsun yine?

Çünkü her defasında başkalarına iş yaptırıp kendine pay çıkarıyorsun! Bana gelince umurunda olmuyor! deyip yüksek sesle çıkıştı.

Bu sefer ben kızdım:

Peki, babamız hastayken, annem hem onun hem de seninle Kübra’nın arasında oradan oraya koşarken aynıydı da o zaman sesin çıkmıyordu! Neydi, annem İstasyon Mahallesinden kalkıp hem sana erzak getirirdi, hem Kübra’ya göz kulak olurdu ki sen biraz çalış, biraz dinlen diye! O zaman çok hoştu ama, değil mi?

Bir anda sustu Derya. Dediklerimde haklıydım. Onun kocasıyla kısa süren evliliği bitince eski kayınvalidesi, Allah ondan razı olsun, kızına ve torununa Küçükçekmecede bir odasını açmış, ne zaman isterlerse kalabilirler demişti. Ama o yaşlı kadın torununa çok düşkün değildi, oğlu da üç kuruş nafaka yollardı. Derya da sabah akşam çalışmak zorunda kaldı; annem olmasa hem kendine hem de kızına bakamazdı. O yıllardaki annemin yardımı hiç unutulmazdı ama şimdi de sürekli yüzüme vuruluyordu!

Kayınvalide sözünü tuttu, torunu reşit olana kadar karışmadı, sonra evden çıkmasını rica etti. Kübra o vakitler şehirde bir yüksekokula başlamış, bir oğlanla görüşüyordu, Derya da “artık kendi hayatımı kurayım” deyip İstanbul’a çalışmaya gitti.

Yıllardır İstanbulun kenar mahallelerinde kirada, işten işe koşuyor; kırkından sonra öyle kolay da iş bulunmuyor! Ama o halinden memnundu, köye dönmeye de hiç niyeti yoktu.

Sen nereden bileceksin yalnız çocuk büyütmenin ne demek olduğunu! dedim ona sitemkarca. Bir de çıkıp eleştiriyorsun!

Bu kez Aslı uzun süre sustu.

Onun hayatı başta güzel başlamıştı. Üniversite biter bitmez Bursa’ya yerleşti, muhasebeci oldu, iyi bir evlilik hayali kurdu. Ama erkeklerde kısmetini bulmak kolay değildi; kimi alkoliğe rastlardı, kimi tam bir ana kuzusuydu, kimi çıkarcıydı. Ancak 39 yaşında Tanerle tanıştı hem üç yaş büyük, hem dul, yanında 10 yaşındaki Yunusla beraber. Taner elektrikçi, her işi elinden gelir; mahallede ihtiyacı olanın tamiratına koşar, aldığı ücretiyle ailesine katkı sağlardı.

Alkol yoktu, ağır başlı, ciddi ve titizdi. Yine de Aslı ona fena halde tutuldu. Bir yıllık flört sonrası evlendiler, 14 senedir ablam el üstünde tuttuğu ailesine gözü gibi baktı. Yunusu öz oğlu gibi sahiplendi, kocasıyla da çok mutluydu. Hep bir çocuğu olsun isterdi, nasip olmadı. O yüzden Taner ve Yunusa iki gözü gibi değer verdi, onları kaybetmek istemezdi.

Annemi almak istedim aslında, dedim telefona, hafif titreyen bir sesle. Ama annem istemiyor bile. Evini bırakmaz diyor.

Ne yani, Tanerin annemi bizim iki odalı eve almaya rızası var mıydı? diye takıldı Derya. Yoksa onu hiç haberdar etmedin mi, biliyordun zaten annemin istemeyeceğini?

Derya, lütfen ciddi olalım, şaka kaldıracak hâlim yok!

Zaten konuşacak bir şey kalmadı, deyip kapattı telefonu.

Gerçekten konuşacak bir şey kalmamıştı.

Telefon elimde kala kaldım. En güzeli Derya gelseydi; ben de gelir yardım ederdim, hem bütçeye hem mutfağa. Kırsaldaki evde üstelik internet vardı, Derya için de uzaktan çalışacak işler bulunurdu.

Ama Derya, Aslının işini kolaylaştırmayı hiç istemedi. Zaten çocukluğundan beri şımarıktı, bunu da değiştirecek yoktu artık.

“Nasılsa annem iyi, yardımcıya ihtiyacı yokmuş. Abla, abartmayı bırak!” diye bir mesaj attı ertesi gün.

Cevap bile yazmadım.

Annemle yılda bir iki telefon görüşmesine, birkaç mesajına razı Deryaya annem bir şey anlatmaz, her zaman iyiymiş gibi davranır. Ya kalbi kırılırsa iyice aramaz diye korkar. Küçük olduğu için hep böyle; bir kere alınsa iletişimi koparır gider

Ben ise annemin her şikayetini, dert yanmasını haftada bir dinlerim, geceleri uykum kaçar. Hatta Taner bile bu aralar bana “Bir derdin mi var?” diye sormaya başladı.

Ona anlatmak istemedim ki üzülsün; yeter ki kocamla huzurumuz kaçmasın. Ama ne yapacağımı da bilmiyordum.

Bir yardımcı tutsak, ona da para dayanmaz.

Tamam yeter! dedi Taner sertçe, çay bardağını masaya koyarak. Üç aydır dalgınsın, aklın bir karış havada. Anlat bakayım, ne oluyor?

Birden gözlerim doldu, ama hızlıca kendimi topladım (erkekler ağlayan kadın sevmezler) ve durumu kısa keserek anlattım.

Neden bana annemin durumu kötü dedin ki? diye gözlerime baktı Taner.

Sıkıntı yapmak istemedim ki… dedim, gözlerimi kaçırarak.

Galiba ona anlatmam hataydı, sonuçta bu yükü taşımak zorunda değil. Belki de kendini bu kadar problemli biriyle uğraşmak istemiyor…

Tamam, dedi Taner kalkıp. Ellerine sağlık, ben yatarım artık.

Her zamanki gibi haberlere bile bakmadan odaya geçti. Şimdi ne olacak?

Sabaha kadar kıvrandım, uyuyamadım. Sabah ise alarmı dahi duymadan geç kalktım.

Cumartesi olduğu için işe gitmeyecektim ama Tanerin kahvaltısını hep aynı saatte hazırlardım, onu da aksattım diye iyice içim burkuldu.

Ama Taner mutfakta sakince çayını içip telefona gömülmüş bir şeyler okuyordu.

Uyandın mı? diye döndü bana, suratı ciddiydi ama sesi normaldi.

Uyandım Taner, şimdi hemen hazırlıyorum, dedim telaşla.

Otur, konuşmamız lazım.

Endişeyle sandalyeye oturup bekledim.

Düşündüm ki, anneni yalnız bırakmak yakışık almaz. Yaşlı insanı kendi haline bırakmak olmaz. Annem genç yaşta rahmetli oldu, onun yanında olamadım… Biz taşınıyoruz, Aslı.

Araştırdım zaten; ben köyde bir çiftlikte çalışabilirim. Sana da hani bir şeyler bulunur.

Olduğum yerde küçük dilimi yutacaktım.

Taner… Emin misin?

Kesinlikle. Unutmadım, vaktinde annen Yunusa nasıldı; tatillerde bağrına bastı, bana da her daim güler yüz gösterdi. Belleğim iyidir benim, Aslı. Üstelik ben köye taşınmayı zaten hep isterdim. Tabi annen de kabul ederse…

Şaşkın şaşkın bakakaldım kocama. Tanerden böyle bir şeyi gerçekten beklemiyordum. Rüya mı görüyorum dedim içimden.

Ya Yunus? dedim bir anda.

Yunus mu? dedi Taner gülerek. Koca delikanlı, işi gücü var. Zaten evi ona bırakacak olmamıza da ayrıca sevinir.

Taner! diyerek boynuna sarıldım, gözyaşlarım yanaklarımda. O normalde böyle şeyleri sevmezdi.

Ama bu defa beni itmedi. Sırtımı sıvazladı:

Tamam, Aslı, her şey yoluna girecek.

Ben de gerçekten öyle olmasını umuyorum…

Hayatın en önemli derslerinden biri, zor zamanlarda sevdiklerinin asıl değerini anlamak. Yardımlaşmanın, birlikte yüklenmenin ve vefanın kıymeti şimdi yeniden aklıma kazındı. İyi ki Tanerin ne kadar yüce gönüllü biri olduğunu yeniden gördüm.

Rate article
Lifequest
Eşimden Böyle Bir Şey Beklemezdim: Annesinin Bakıma Muhtaç Olduğunu Öğrenen İrina’nın ve Kız Kardeşi Anya’nın Zor Kararı, Aile İçinde Fırtınalar Koparken Fedakar Bir Türk Eşin Sürpriz Teklifiyle Umuda Açılan Kapı