Kapının önünde bir yabancı duruyordu.
Metin, Zeynepe daha ilkokuldan beri âşıktı. Ona notlar yazardı, dikkati çekmek için türlü gariplikler yapardı.
Ama Zeynep, kendisiyle birlikte voleybol oynayan, uzun boylu, sarışın ve sempatik Buraktan hoşlanıyordu.
Becereksiz ve dersleri pek de iyi gitmeyen Metine ise hiç yüz vermiyordu.
Kısa süre sonra Burak, başka bir sınıftaki Mine ile sevgili oldu.
Lise bittiğinde Metin, Zeynepin ilgisini çekmek için yeni bir yol aradı.
Hatta mezuniyet balosunda açıldı ve ona evlenme teklif etti
Zeynep ise hiç tereddüt etmeden, keskin bir şekilde Hayır! dedi. O, bu çocuğu hiç düşünmek bile istemiyordu.
Üniversite sonrası Zeynep muhasebeci olarak bir işe başladı; patronu, kendisinden on yaş büyük, karizmatik, esmer bir adamdı.
Zeynep onun zekâsına, profesyonelliğine ve gösterişli tavırlarına hayrandı.
Aralarında bir yakınlık doğdu Sevgilisi evliydi ve küçük bir oğlu vardı ama bu, Zeynepi rahatsız etmiyordu.
Ali Bey, boşanacağına ve yalnızca Zeynepi sevdiğine defalarca yemin etmişti.
Seneler geçti, kadın hafta sonlarını ve bayramları hep yalnız geçirmeye alıştı. Hep bir umutla, sevgilisinin boşanıp birlikte olacakları günü bekledi.
Bir gün bir markette Ali Beyin eşine kolunda, dikkatle alışveriş çantalarını taşıdığını gördü.
Kadın hamileydi, Ali Bey ise onu sevgiyle koruyordu. Beraber arabaya doğru yürüdüler.
Zeynep, yaşaran gözlerle bu sahneyi uzaktan izledi.
Ertesi gün, işinden istifa etti
Yılbaşı yaklaşıyordu; kadının ne evi süsleyecek ne de yemek alışverişi yapacak hali vardı.
Bir akşam eve geldiğinde içerisi buz gibiydi. Meğer kombi bozulmuş. Zeynep müstakil bir evde oturuyordu.
Bir tamirci çağırmaya çalıştı ama bayram öncesi, tamirciler, hele şehrin dışına gelince, yüksek ücretler istiyordu.
Artık umudu tükenince, en yakın arkadaşı Emineyi aradı. Belki Eminenin eşi yardımcı olabilirdi.
Emine hemen eşini arayacağını söyledi.
İki saat sonra Zeynep, kapının ziliyle irkildi.
Kapıda bir yabancı vardı; göz ucuyla bakınca ilkokuldan eski sınıf arkadaşı Metin olduğunu fark etti.
Selam Zeynep, hayırdır, ne olmuş burada?
Eee Sen bunu nasıl öğrendin?
Usta aradı, buraya gelmemi istedi, yoksa çok üşüyecekmişsin. Kaloriferin suyunu boşalttın mı ki donmasın?
Hayır, onu nasıl yapacağımı bilmiyorum ki
Eh, iyi ki hava iyice soğuk değil. Dikkat etmesen, tüm sistem donar.
Metin, çabucak suyu sistemden boşalttı, kombiyle uzun süre uğraştı ve ayrıldı.
Bir saat sonra yedek parçalarla tekrar geldi.
Evin içi birden sıcacık oldu. Ellerini yıkadı ve sordu:
Zeynep, musluğun akıyor, bir de lamban yanıp sönüyor Eşin yok mu bunları tamir edecek?
Eşim yok ki
Öyle mi, hâlâ idealini mi arıyorsun?
Ne ideali Olmadı, kimsem yok, diye itiraf etti kadın.
O zaman ben niye bunca zaman red yedim? dedi gülümseyerek Metin.
Zeynep cevap vermedi
Metin musluğu tamir etti, ampulü değiştirdi ve evine döndü.
Zeynep, çocukluğunu, gençliğini ve ona aşık tombul çocuğu usulca hatırladı.
Metin çok değişmiş, esmer gözleriyle uzun boylu, yakışıklı bir adama dönüşmüştü. Ama gülümseyişi hiç değişmemişti.
Evlilik durumu nedir, soramadan ayrılmıştı.
31 Aralık akşamı, kapı bir kez daha çaldı.
Zeynep şaşkın, kimse beklemediği için kapıyı açtı.
Kapıda Metin vardı. Yeni bir takım elbise giymiş, elinde bir demet çiçek tutuyordu.
Zeynep! Bir kez daha soracağım. Benimle evlenir misin, yoksa emekli olana dek bir prens mi bekleyeceksin?
Kadın sevinç ve gözyaşıyla başını salladı.
İkinci teklif kabul edilmişti Gerçek bir rüya gibi.




