Kim Benim Yatağımda Yattı ve Çarşafımı Buruşturdu… Bir Ayrılık Hikayesi

Kim yatağımda yatıp, onu buruşturmuş Bir hikaye.

Kocamın sevgilisi, kızımızdan neredeyse birkaç yaş büyük tombul çocuk yanakları, saf bakan gözler, burnunda piercing (kızım piercing yaptırmak istediğinde, Cemal bunu kesinlikle yasaklamıştı ve çok sinirlenmişti). Böyle birine kızmak imkansızdı Yasemin onun morarmış çıplak bacaklarına, kısa montuna bakıp alaycı bir şekilde Bu salak adamdan çocuk yapmaya niyetin varsa bir kaban ve kotunun altına sıkı çorap al demek istedi. Ama tabii ki hiçbir şey söylemedi. Yasemin sadece Arzuya anahtarı verdi, kalan birkaç çantasını aldı ve otobüs durağına yürüdü.

Yasemin Hanım, mutfak masasının altında o şey ne? diye seslendi genç kız arkasından. Orada tabak mı saklanıyor?

Yasemin kendini tutamayarak, döndü ve son bir kez şöyle dedi:

Ben orada Cemalin sevgililerinin cesetlerini saklıyorum, ama sen istersen tabaklarını yıkayabilirsin.

Cevap beklemeden ve Arzunun korkmuş yüzüne bile bakmadan, Yasemin merdivenlerden keyifle indi. İşte bu kadar, yirmi yıllık hayatım boşa gitmiş, dedi içinden.

Cemalin bir sevgilisi olduğunu ilk öğrenen kızları oldu. Okulu kırıp eve dönerken evde kimse yok sanmış, ama genç bir kızın onun favori fincanından sıcak çikolata içerken bulmuştu. Üstelik üzerindeki kıyafet parçası neredeyse hiçbir şeydi, banyoda ise babası vardı. Zeki kızı Zeynep hemen durumu anladı, Yasemini arayıp şunları söyledi:

Anne, babamın sevgilisi var galiba ve benim terliklerimi giymiş, bir de kupamdan içiyor!

Masal gibi, diye gülümsemişti Yasemin o anı hatırlayınca. O gün Zeynepin en çok üzüldüğü şey babasının ihaneti değil, birinin eşyalarına dokunması olmuştu. Kim yatağımda yatıp, onu eziyet etmiş diye ağlamıştı

Yasemin kızından farklıydı. Genç, alımlı bir kızla kıyaslandığında kendini kötü hissetse de, yaşının belirtisi olan fazlalıklar, selülitler ve kırışıklıklar onu üzmüştü. Ama bir yandan da bir rahatlama hissetmişti yıllardır süren tuhaf gece telefonları, düzensiz çalışma saatleri, Cemalin asla onu götürmediği kafelerin fişleri Hiçbir zaman Cemali suçüstü yakalayamamıştı, o kadar ustaca saklamıştı ki, Yasemin şüphelendiğinde kendini haksız gibi hissederdi.

Bu ilk defa, diye yalan söylerdi Cemal. Bilmiyorum, sanki bir göktaşı kafama düştü.

Göktaşı, Cemalin iş gezisinde kaldığı otelden bir çalışandı. Yirmi yaşındaydı, güzel yüzü dışında başka bir meziyeti yoktu. Akıllı olduğu da söylenemezdi, çünkü Cemalin peşinden İstanbula taşınmış, biriktirdiğiyle kirli bir oda tutmuştu. O yüzden Cemal hep onun evinde buluşurlardı hem banyo yapar, hem çamaşırlarını yıkardı. Yasemin de niye çamaşır makinesi hep hızlı yıkamada çalışıyor diye düşünmüştü!

Ev Cemalindi, daha evlenmeden babasından kalmıştı ona. Yasemin boşanma kararı alınca, Zeynep ile beraber İstanbulun kenar bir mahallesindeki babaannesinden kalma evlerine taşınmak zorunda kaldı. Zeynep isyan etti okula nasıl gideceğim diye!

Bizimle kal istersen, dedi Cemal, ama Zeynep ona bir sürü hakaret etti. En azından kız, babasına gerçekleri söyleyebiliyordu.

İlk başlarda yeni yollar, yeni marketler, okula ve işe bir saatlik yol zor gelmişti. Ama zamanla alıştılar Yasemin başka bir iş buldu, Zeynep de iki kat hızlı ulaşacağı bir üniversiteye yerleşti. Üzülecek vakit yoktu ev işleri ve sınavlar ikisine de boş duracak fırsat bırakmadı ve zorluklar geride kalınca, üzülmenin anlamı da kalmadı.

Arzu birkaç defa Yasemini aradı fırında börekleri hangi ayarda pişireceğini veya bulaşık makinesine tableti nereye koyacağını sordu. Bir defa da fotoğrafları almak için uğradı, Zeynepin mezuniyeti için acil gerekiyordu. Cemal gelemezdi (ya da korkuyordu), Yasemin hasta yatıyordu, Zeynep ise eski eve gitmek istemedi, moralinin bozulacağını ve sınavına etki edeceğini söyledi.

Burada iyiymiş, diyecek oldu Arzu, solmuş duvar kağıtlarını ve eski tip avizeleri incelerken.

Yasemin güldü evet, sevimli işte, ne diyelim. Orası ise modern ve rahat, yirmi yıl uğraşıp oluşturmuştu. Artık kimin kullandığına takılmadı.

Ama o ziyaret Yaseminin başına dert açtı yaklaşık bir yıl sonra, yine bir akşam, kapı kilidi döndü.

Sana mı geldiler? diye sordu Yasemin kızına.

Zeynep de şaşkın şaşkın baktı.

Kapıda ağlamaktan gözleri şişmiş, rimeli ve simli farı yanaklarına bulaşmış Arzu. Elinde spor çantası.

Cemale bir şey mi oldu? endişelendi Yasemin.

Oldu! dedi Arzu burnunu çekerek. Onu sekreteriyle aldım! Sürpriz yapmak istedim, işten geç çıkıyor diye

Sonra tekrar çocuk gibi ağlamaya başladı, elleriyle yüzünü kapattı.

Şimdi benden ne istiyorsun? dedi Yasemin, dolu çantaya bakarak.

Bir gece yanınızda kalabilir miyim? Hiç param kalmadı. Yarın anneme trenle gideceğim.

Paran yoksa nasıl gideceksin?

Siz bana borç verirsiniz diye düşündüm.

Yasemin ne yapacağını bilemedi ağlasın mı yoksa gülsün mü.

Onun yerine Zeynep cevap verdi.

Haydi çık git buradan! dedi, küçümseyerek ve hayatında ilk kez Yaseminin yanında öyle kelimeler kullandı ki, annesi şaşırdı.

Yasemin kızına bakarak azarladı.

Gir içeri Arzu, dedi. Gece yarısı seni sokakta bırakacak değilim.

Sonrası daha da zor oldu.

Kızı öyle öfkeliydi ki, ya ben ya o, dedi. Yasemin ellerini açtı, karar senin, yetişkinsin. İstersen babana git.

Aman babanızı ne yapayım! Ben Natürelde kalırım!

Arkadaşına taksi çağırmak zorunda kaldılar, kız orada kaldı. Yasemin ise çaresiz sevgiliyi çay ve sakinleştiriciyle teselli etti; Arzu, bir yılda İstanbul’da ne iş bulmuş ne arkadaş edinmiş, sadece dillere piercing yaptırmış. Borç da verdi Yasemin, artık ne yapsın, kendi evinde tutamazdı. Hatta tren garına kadar götürdü ki kaybolmasın diye.

Arzu defalarca teşekkür etti, özür diledi, artık akıllanıp evli adamlardan uzak duracağına ve okuyacağına söz verdi.

Annem hep başıma buyruksun derdi. Haklıymış demek ki.

Trene bindirip el sallamadı bile. Kızıyla kısa sürede barıştılar, ama Zeynep hala annesinin o kadını eve almasına akıl sır erdiremedi. Yasemin onun kabarık saçlarını okşadı, gülümsedi:

Büyüyünce anlarsın

Bir hafta sonra Cemal aradı. Her şeyi anladığını, Arzuyu bıraktığını, yeniden evlenmeye hazır olduğunu söyledi.

Temiz gömlekler mi bitti yoksa? dedi Yasemin, iğneleyerek.

Evet, iç çekti eski kocası. Bir yıl oldu, hala kirli şeylerle geziyorum, o hiç bilmez yıkamayı.

Tabii ki Yasemin dönmedi. Ve kendini üstün de görmedi. Ama şunu anladı ki, Yaseminin ruhu hafiflemişti, yüzü daha sık gülüyordu. Bir köpek sahiplendi, akşamları onunla yürüyüşe çıktı. Hatta komşu ihtiyarla da tanıştı, aralarındaki yaş farkı önemsizdi, sonuçta kendisi de artık genç kız değildi. Her şey yoluna girdi.

Hayat bazen beklemediğin zamanlarda, en ağır kayıplar yoluyla yeni kapılar açar. Geçmişin yükünü bırakınca, umuda bir pencere açılır. Çünkü her son, yeni bir başlangıçtır.

Rate article
Lifequest
Kim Benim Yatağımda Yattı ve Çarşafımı Buruşturdu… Bir Ayrılık Hikayesi