Mektup: İstanbul’un Karları Altında Bir “Dede”den Mucizeler – Küçük Savaş’ın Kayıp Yılbaşı Mektubu, Bir Ailenin Umudu ve Büyüklerin Sessiz Yardım Eli

Günlük 24 Aralık

Akşam işten dönerken ayaklarımın altında kar çıtırdıyordu, bu beni nedense çocukluğuma götürdü. O günleri düşündüm; karton çantayla yokuştan kayışlarımızı, kartopu savaşlarını, damdaki sarkıtları kemirmemizi… Ne güzeldi o günler, masumiyetin ve neşenin bol olduğu zamanlar.

Birden çocuk ağlaması duydum. Etrafa bakınca, parkta bir bankta oturan, kahverengi montlu, gri bereli bir çocuk gördüm. Ağlıyordu, yanağındaki gözyaşlarını avucuyla yayıyordu.

Yanına yaklaştım.
Küçük adam, yolunu mu kaybettin? Neden ağlıyorsun?
Bir mektubum vardı Cebimdeydi ama bir baktım yok, dedi ve hıçkırmaya başladı.
Ağlama, beraber arayalım. Kimin için bu mektup? Annen postaya git diye mi verdi?
Ben yazdım Noel Babaya, annem bilmiyor
Ooo Kötü olmuş Ama bak, üzülme. Yeniden yazarsın
Ama yetişmez ki artık
Şöyle yapalım, sen eve git, hava da karardı, ben mektubu bulabilir miyim bir bakayım. Anlaştık mı?
Peki Bulursanız gerçekten gönderecek misiniz?
Söz veriyorum! Biliyorum ki Noel Baba, yani bizim Nasreddin Dedemiz, çocukların yazdığı her şeyi duyar. Bulamasam da, sana mutlaka bir hediye verecektir
Çocuk montunun koluyla gözlerini sildi, hızla uzaklaştı.

Ne talihsiz çocuk Onca uğraşıp hazırlıyor, sonra böyle bir aksilik!
Gülümsedim kendi kendime. Ben de çocukken, yılbaşı gecesi çam ağacının altında çok hediye bulmuşumdur, sanki mektubum okunmuş gibi. Zaman ne çabuk geçiyor Benim oğlum da yakında mektup yazacak, ama henüz dört yaşında, daha öğrenmedi bile

Yavaş yavaş yürürken gözüm yere takıldı. Karın arasında bir zarfın köşesi görünüyordu. Eğildim, çektim. Evet, aradığımız mektup! Kâğıt biraz ıslanmıştı. Dikkatlice çantama koydum.

Eve geldiğimde eşim Zeynep yemeği hazırlıyor, oğlum Emir ise arabalarıyla oynuyordu. Evimiz sıcacık, huzurlu, onları çok seviyorum.

Zeynep, az önce parkta sekiz yaşlarında bir çocuk gördüm, öyle içli ağlıyordu ki Noel Babaya mektubunu kaybetmiş. Ben de buldum. Merak ettim, acaba neler istemiş diye bakalım mı?
Çantamdan zarfı çıkardım. Çocuk el yazısıyla Nasreddin Dedeye, Elif Yılmazdan yazılıydı.

Açalım mı, neler istemiş bir görelim?
Açalım, nasıl olsa postaya gitseydi, bir yere ulaşmazdı zaten

Zarfı dikkatlice açtım, içinde kareli bir defter sayfası, ikiye katlanmış. Yüksek sesle okumaya başladım:

Sevgili Nasreddin Dede, sana Elif Yılmaz yazıyor. 97 Atatürk Caddesinde oturuyorum. Dokuz yaşındayım, üçüncü sınıfa gidiyorum. Futbol oynamayı, koşmayı çok seviyorum. Annem Esra ve anneannem Sevgi ile beraberiz. Yakın zamanda iyi insanların izin verdiği yaşlı bir eve taşındık.

Önceki şehirde, babamla yaşıyorduk. Babam alkol alıyordu ve sonra annemi dövüyordu. Bazen ben de nasibimi alıyordum. Annemle anneannem, yani babamın annesi, hep beraber ağlardık. O yüzden kaçtık, anneannemi de yanımıza aldık.

Senden bir dileğim var, anneme yeni bir iş bulması için yardım eder misin? Annem temizlik yapıyor ama eğilemiyor, sırtı ağrıyor. Ayrıca anneme güzel bir elbise ver, onunki yırtıldı zaten. Annem uzun boylu, zayıf ve çok güzel!

Anneanneme de, lütfen dizlerine iyi gelecek ilaç gönder, çünkü yürürken çok zorlanıyor. Bir de ona pembe bir bornoz, çok soğuk oluyor, titriyor. Anneannem minyon ve incecik.

Ben de ışıklı, süslü bir yılbaşı ağacı istiyorum. Annem eskiden süslerdi, biz de kutlardık. Babam içip ağacı devirene kadar…

Sevgilerimle, Elif Yılmaz.

Okumayı bitirdim, Zeynepin gözleri dolmuştu.

Ne kadar dokunaklı Zavallı çocuk Alkolden kaçmışlar, şimdi maddi sıkıntı çekiyorlar. Bak, neredeyse kendisi için hiçbir şey istememiş, yalnızca yılbaşı ağacı
Gerçekten, zor şeyler yaşamışlar Anne, kayınvalide, hiç kimseyi geride bırakmamışlar. Güzel insanlar belli ki. Zeynep, diyorum ki, şu Elifin dileklerini biz yerine getirsek? Ne dersin?
Çok güzel olurdu, Enes. Ben de küçükken aynı şeyleri yaşadım. Babamdan çok çekmişizdir, annem keşke bizi alıp gitseydi Ne kadar denediysem de olmadı. Ancak ölünce rahat ettik

O sırada aklıma geldi:
Bizim şirkete sekreter alınacak, Esra Hanıma önerebiliriz. Maaşı gayet iyi, yerleri silmek yok.
Yılbaşı için kutladığımız arkadaşlar var ya, onların Noel Baba ve Pamuk Nine kostümlerini ödünç alalım, Elifin evine sürpriz yapalım! Çocuk mucizelere inansın, bir kutlama yapalım! Ben anneye elbise, anneanneye bornoz, ayrıca tıbbi ilaç alırım, uygun fiyata kaliteli ve güzel şeyler bulabilirim. Hatta indirimler yeni yıl öncesi başlamış.
Bir de Elifin bir telefonu vardır diye sanmıyorum, ona uygun fiyatlı bir akıllı telefon da alayım diyorum.
Paramız var, neden güzel bir iyilik yapmayalım Enes?
Kesinlikle, senin gibi bir eşe sahip olduğum için çok mutluyum, Zeynep.

Ertesi gün Zeynep, koyu yeşil güzel bir elbise, anneanne için yumuşacık pembe bir bornoz, ağrı kesici ilaçlar, çikolata ve mandalina, yılbaşı süsleri aldı. Ben de uygun bir akıllı telefonla küçük bir çam ağacı aldım.

Kostümleri aldık, hediyeleri büyük bir çuvala yerleştirdik, çam ağacını da bagaja koyduk. Adrese doğru yola çıktık. Emiri babaannesiyle bıraktık.

Eski, mütevazı bir evdi, bahçe çiti yamulmuştu. Pencereden ışık sızıyordu, demek evdeler

Elimde çam ağacı, Zeynepte çuval, sessizce bahçeden geçip kapıyı çaldık.
Kim o? Kapıyı uzun boylu, sarı saçlı bir kadın açtı, muhtemelen Elifin annesi Esra.

Bizi görünce şaşırdı.
Biz yılbaşı etkinliği istememiştik, galiba yanlış geldiniz
Burada Elif Yılmaz yaşıyor mu?
Evet, benim kızım.
Anne, kim o? içeriden Elifin sesi geldi. Koşarak çıkageldi.
Aman Allahım Gerçekten mi? Nasrettin Dede!

Merhaba Elif! Mektubunu aldım, işte geldik Pamuk Nineyle! Hadi bakalım, içeri kabul edecek misin misafirlerini?
Anne, bak! Mektubum ulaşmış, o abi bulup göndermiş! Ne güzel! Buyurun lütfen! diye sevinçle bağırdı Elif.

Esra gülümsedi, bizi içeri davet etti. Anneanne de yanımıza geldi. Elifin gözleri çam ağacını görünce parlıyordu.
Bu kadar güzel çam ağacı! Mis gibi yılbaşı kokuyor
Evet Elif, her çocuğun evi süslü bir ağacı hak eder. İşte süsleri de burada Ama hediyeleri alman için bir şiir okumalı ya da şarkı söylemelisin. Bizde böyledir
Sesimi kalınlaştırdım, tam bir Nasrettin Dede gibi konuştum.

Elif heyecanlandı, bir şey hatırlayamadı. Kırmızı, uzun pardösü ve beyaz sakalla bana hayranlıkla bakıyordu.

Elif, senin iyi bir çocuk olduğunu biliyorum; annenle anneannene çok yardım ediyorsun, derslerinde çok iyisin. Şimdi bakalım, hediyelerden hangisini bulacaksın

Elif annesinden onay alıp, çekinerek çuvalı açtı. Anneanne için bornoz; üstünde kırmızı kurdeleyle Kutuyu açınca bornozu çıkardı.

Anneanne bak! Sana yazmıştım mektupta! Al bakalım!
B-bana mı? Hiç böyle şeyim olmadı diyerek bornozu aldı, üstüne geçirdi, tam oldu!

Çok teşekkür ederim Nasrettin Dede ve Pamuk Nine! Allah sizden razı olsun, dedi anneanne duygulanarak.

Elif, annesine elbiseyi, anneannesine ilaçları verdi. Şaşkınlık içinde bakıyorlardı.

Sonra dev bir torba dolusu çikolata ve mandalina, üstünde de yepyeni bir akıllı telefon vardı.
Telefon Gerçekten benim mi? Nasrettin Dede, sana minnettarım! Sana inandım, benim için gerçek oldun! diye mutluluktan ağlamaya başladı Elif.

Sağlık, mutluluk diliyorum! Biz artık gidelim dedik.

Hediyeleri verdik, çuvalı aldık, gitmeye hazırlandık. Elif telefonu kurcalıyordu. Esra ve anneanne de koridora gelip yanımıza geldiler.

Siz kimsiniz, hayırsever insanlar? Elifi nereden tanıyorsunuz?
Mektubunu parkta buldum, eşimle beraber gönlümüzden geldi. Oğlunuz/kızınız çok iyi bir çocuk. İşte mektubunu ve kartvizitimi bırakıyorum. Sekreter arıyoruz, uygun görürseniz lütfen arayın.
Çok teşekkürler Şaşırdık doğrusu, Elif bir mucize bekliyordu, siz gerçekleştirdiniz

Arabada sessizce eve dönerken, güzel bir aileye mutluluk tattırmış olmanın huzurunu yaşadık. Gerçekten, sevincin en saf hali bir çocuğun gözlerindeki ışıkta yatıyor. Harcadığımız paraya hiç acımadım. Parayla satın alınamayacak duygular bunlar. Saf, karşılıksız iyilikten daha güzel bir armağan olabilir mi ki?

Rate article
Lifequest
Mektup: İstanbul’un Karları Altında Bir “Dede”den Mucizeler – Küçük Savaş’ın Kayıp Yılbaşı Mektubu, Bir Ailenin Umudu ve Büyüklerin Sessiz Yardım Eli