Rex’in Hikayesi: Sahiplerini Gördüğünde Başını Eğdi Ama Yerinden Kımıldamadı – Soğuk Kışta Dışarı Atılan Alman Kurdu, İkinci Apartmanın Önünde Birdenbire Belirdi ve Bütün Mahallenin Yüreğini Sınadı

Köpek, sahiplerini görünce başını öne eğdi ama yerinden kalkmadı.

Her şey, Aralık ayında, karın mahallemizin avlularını ve yollarını kalın bir örtüyle kapladığı zamanlarda başladı.

Asım, iri yapılı, yüzünde aklar beliren bir Alman kurdu, ikinci apartmanın girişinde birdenbire ortaya çıkmıştı sanki; adeta kışın sessizliğinden varlık bulmuş gibiydi.

Yine bu köpek camın önünde inliyor! diyerek öfkeyle perdeyi çekti Mehmet. Şerife, sen duymuyor musun?

Duyuyorum, Mehmet, diye yanıtladı Şerife yorgun bir sesle.

Nasıl duyulmasın ki? O sızlanma tüyleri ürpertirdi insanın.

Daire yirmi üçteki genç çift, Berk ve Yeliz, Eylülde taşınmışlardı buraya. Yanlarında da köpekleri vardı. Akşamları Asım kapının önünde onları bekler, sevinçle zıplar, ellerini yalar, saat gibi sadıktı.

Ama ilk soğuklarda bir şeyler değişmişti.

Kararımız kesin. Köpek tek odalıya göre değil. Her yer tüy, bir de o koku. Hem komşular da havladığından şikayetçi. İstersen sen al, cins köpek, belgeleri de var, diye anlatıyordu Yeliz, apartmanın merdivenlerinde telefonla konuşurken kız arkadaşına.

Görünüşe göre, kız arkadaşı kabul etmemişti.

Şerife Hanım bunu, Asımın dördüncü gecedir katlar arasındaki camekânda yattığını fark edince anladı. Soğuk betonda yatıyor, nemden titriyordu.

Eee, şimdi ne olacak? Mehmet, hanımının dertlenmelerini bile duymak istemiyordu. Zaten kendi derdimiz başımızdan aşkın.

Kırk beşine gelmişti Mehmet. Geçen yıl geçirdiği kalp krizinden sonra sinirli ve herkese dişli olmuştu. Şerife Hanım da bu huysuzluğa alışmıştı artık.

O sokak köpeği değil, diye sessizce cevapladı Şerife Hanım. Onun sahipleri var. Yirmi üçüncü dairede oturuyorlar.

Sahipleri varsa, evine alsınlar. Yoksa belediyeye haber veririz.

Söylemesi kolay! Peki köpeğe nasıl anlatacaksın? Onu çok sevenlerin onu terk ettiğini nasıl izah edeceksin?

Sabahına Şerife Hanım daha fazla dayanamadı; cebinden bir parça sucuk ve ekmek alıp camekâna indi. Asım ağır başını kaldırdı, gözlerinde bir minnettarlık parladı. Yemeğe saldırmadı, nazikçe aldı elinden.

Akşam olunca Şerife kararını verdi.

Sen ne yapıyorsun? dedi Mehmet kapıda, öfkeden kıpkırmızı. Bu köpeği eve mi aldın sen?

Asım, antrede bir köşeye sıkıştı, bir kavganın sebebi olduğunun bilincindeydi. Kulakları geri, kuyruğu bacaklarının arasında, sanki varlığından dolayı özür diliyordu.

Sadece bir gece, Mehmet. Çok soğuk bu gece, ölür dışarıda.

Sadece bir gece! diyerek öfkeyle bağırdı kocası. Yarın ne olacak? Bir gece daha mı? Sonra bu son mu? Şerife, aklın yerinde mi? İlaçlara zor yetiyoruz, bir de köpek masrafı!

Şerife Hanım susup titreten köpeğin başını okşadı. Ne desin ki? Adam haklıydı aslında, evin bütçesi de dardaydı. Onun emekli maaşı zaten cuzi, Şerifenin eline geçen de ortada.

Kim mama alacak? Veterineri neyle ödeyeceğiz? Kendi karnımıza zor bakıyoruz! diye kendi kendine söylenmeye devam etti Mehmet.

Mehmet… dedi kadının sesi yumuşak ama kararlıydı. Bu köpek yaşlı. Sokakta ölür gider.

Olsun! Her gün yüzlerce köpek ölüyor. Bütün köpekleri sen mi kurtaracaksın?

Kazaya uğrayanmış gibi sarsıldı Asım adamın sesiyle, iyice köşesine sindi. Şerife Hanım da diz çöküp boynuna sarıldı. Tüyleri kalındı ama düzensizdi, belli ki uzun süredir kimse ilgilenmemişti.

Herkesi değil, diye fısıldadı. Sadece bu zavallıyı.

Beş gün, evde barut fıçısı gibi yaşadılar. Mehmet bir şey olsa kapıları korkunç sesle çarpar, her bir tüy parçasına öfkelenir ve köpeği hemen evden göndermek isterdi.

Asım, sanki durumunu biliyor gibi: iştahsız yiyor, hiçbir odaya girmiyor, sürekli özür dileyen bakışlarla ortada dolaşıyordu.

Bir pazar günü ise sahipleri geliverdi.

Kapıyı öyle aceleyle çaldılar ki, içeri bir vakit baskını sanırsın.

Siz nasıl insanlarsınız? Yeliz, kapıda vizon mantosuyla, yanında lüks montlu Berk. Köpeğimizi çalmışsınız! Hırsızlık bu!

Ne hırsızlığı? Şerife Hanım şaşırmıştı. Camekanda yatıyordu zaten, siz bakmıyordunuz.

O bizim köpeğimiz! araya girdi Berk. Belgeleri, pasaportu elimizde! Siz ise habersiz almışsınız!

Tanıdık sesleri duyunca Asım mutfaktan çıktı. Kuyruğu hafifçe kıpırdadı; sevinse mi, saklansa mı bilemedi.

Hadi eve, Asım! komut verdi Yeliz.

Köpek kadının elini kokladı ama Şerife Hanım’ın yanında kaldı.

Bu ne rezalet! sinirlendi Berk. Asım, buraya! Gel bakayım!

Köpek başını öne eğdi, ama bir adım atmadan olduğu yerde kalakaldı.

Affedersiniz, Şerife Hanım usulca söze başladı. Ama pencerede, soğukta yatıyordu. Bütün gece dışarıdaydı. Ben de…

Siz karışmayın! O bizim köpeğimiz, sizin meseleniz değil! Nerede istersek orada yatar! yükseldi Yeliz.

Camekanın betonunda mı? dedi emekli kadın dayanamayıp.

İstersek balkonda! Biz biliriz, o bizim köpeğimiz!

Burada ne oluyor? dedi Mehmet elinde gazete ile hole girerken. Bahçede bekçilik yaptığı için yeni gelmişti apartmana.

Karınız köpeğimizi çalmış! atıldı Yeliz. Hemen geri verin yoksa polise gideceğiz!

Şerife Hanım iyice içini büzdü. Aman Allahım, şimdi bir de mahkeme mi eksikti? Zaten Mehmet köpek yüzünden hırlıyordu.

Şerifeciğim, ver köpeği bitsin bu iş, diyerek iç geçirdi kocası. Bizim başımız derde girmesin.

Ancak, Mehmetin gözü Asıma kayınca gözlerinde bir kıpırtı oldu. Köpek Şerife Hanımın yanına geçmiş, öyle bir yalvarışla bakıyordu ki…

Belgelerinizi gösterin, dedi Mehmet aniden.

Ne?

Hani belgeleri getirin öyleyse. Sözde var ya elinizde.

Berk ve Yeliz göz göze geldiler.

Evde kaldı belgelerimiz.

O zaman getirin, konuşuruz, dedi Mehmet.

İnanılır gibi değil! Berk haykırdı. Bu bizim Asım!

O sizin, neden camekanda donuyor peki?

Size ne?

Bana ne olacak! Gözümün önünde aşağılanan bir can görünce bana ne olacak! dedi ve bir adım daha ilerledi Mehmet.

Biz kimseye işkence yapmıyoruz! diye yaygara kopardı Yeliz.

Yapmıyor musunuz? Sokağa attığınız yaşlı köpek işkence sayılmaz mı? Mehmet ikinci bir adım attı. Şerife Hanım uzun süredir bu kararlılıkla kocasını görmemişti.

Biz atmadık! Geçici, evde tadilat vardı!

Üç aydır oturuyorsunuz, neyin tadilatı? diye yüksek sesle bağladı Mehmet, Asım da irkildi.

Çift kekeliyerek bakıştılar, suratlarından anlaşılıyordu ki, suçüstü yakalandılar.

Bireysel meselemiz! dedi Yeliz titrek bir sesle.

Sizin meselemiz; bir canı ortada bırakarak işkence etmek mi? dedi Mehmet iyice yükselerek. Yeter! Şimdi alın köpeğinizi ve bir daha sokağa atmayın ya da defolup gidin, Asım bizde kalacak.

Şerife Hanım şaşıp kaldı. Tam tersi birine dönen adamı tanıyamıyordu.

Mehmet, ne yapıyorsun?

Sen karışma! sertçe kesti sözünü, gözleri misafirlere kenetlendi. Alacak mısınız, yoksa ne?

Elbette alıyoruz! Yeliz emir verir gibi konuştu. Asım, eve gel!

Köpek onlara baktı ve kıvrılıp kapının yanında yere yattı. Gitmem, der gibiydi.

Asım! Berk bağırdı. Kalk hemen!

Köpek hiç kımıldamadı.

Siz ona ne yaptınız? Yelizin sesi histerikti. Bizi kötülüğe alıştırdınız!

Biz hiçbir şey yapmadık, dedi Şerife Hanım sakince. Kendi seçimini kendisi yapıyor.

Seçimini mi? O bir köpek sadece!

Evet, ve artık sizi istemiyor, sertçe diyerek Mehmet devam etti. Sebebini biliyor musunuz? Çünkü köpekler ihaneti affetmezler.

Bize ne hakla öyle diyorsunuz! Yeliz ağladı. Sevdik, doyurduk!

Sonra da çöp gibi attınız! Mehmet iyice sinirden titredi. Seçin: Ya eve götürüp üç ay sokağa atmayacaksınız, ya da burayı terk edin!

Biz mahkemeye gideriz! dedi Yeliz.

Buyurun gidin! dedi Mehmet. Hakime açıklayın bakalım, o köpeğiniz neden iki ay camekanda yattı?

Apartmandan kafalar uzanmaya başladı.

Ne oluyor? dedi beşinci kattaki Makbule Teyze.

Şu gençler köpeği soğukta bırakıyorlar, diye Mehmet omuz silkerek açıkladı.

Ben de gördüm! Yazık ya, köpek titriyordu. Karıma demiştim, dedi yan daireden Rasim Amca.

Ardından komşular teker teker koridora toplandı, adeta bir mahkeme kuruldu. Herkesin bakışları genç çiftteydi. Yeliz ağlıyor, Berk öfkeyle herkese bakıyordu.

Yazıklar olsun! Aldıysan bakacan, insan gibi! dedi Rasim Amca.

Benim hamsterim bile daha iyi yaşıyor, eklendi Svetlana Hanım dördüncü kattan.

Gençler bakışların altında ezilip kaldılar. Sonunda Berk öfkeyle:

Tamam! dedi. Alın başınıza! Zaten istemiyoruz!

Kapıyı çarpıp çıktılar, binada yankılandı.

Asım başını kaldırıp kapıya baktı, kısık bir sesle inledi.

Komşular yavaş yavaş dağıldı. Evde yalnızca karı koca ve artık kendilerine ait olan köpek kalmıştı.

Asım kalktı, Mehmetin yanına gidip burnuyla elini dürttü.

Ee dostum? Adam diz çöküp başını okşadı. Kalıyorsun yani?

Kuyruğu ağır ağır sallandı. Evet, kalıyordu.

Mehmet, Şerife Hanım ne diyeceğini bilemedi. Sen istemiyordun hani?

İstemiyordum, şimdi istemiyorum değil, dedi, ellerini pantolonuna silip. Şerifeciğim, ben bir şeyi anladım. Onların köpeğe yaptığını görünce.

Nedir o?

Mehmet uzun süre sustu, sonra koltuğa çöktü, Asım hemen yanına kıvrıldı.

Biz de neredeyse onlar gibiyiz. Aynı evde yaşıyoruz, ama herkes kendi halinde. Ben hastalığımla, sen dertlerinle. Yabancı gibiyiz.

Kadının göğsü sıkıştı.

Ya bizi de biri böyle atarsa bir gün, istemez hale gelirse? Köpeğin başını okşayarak: Tüylerim diken diken oldu, Şerifeciğim.

Şerife Hanım koltuğun kenarına oturdu.

Kalsın mı? fısıldadı.

Kalsın, Mehmet uzun zaman sonra ilk kez gülümsedi. Gerçekten bir aile oluruz. Değil mi, Asım?

Köpek yanağını yaladı, başını adamın dizine koydu.

Bir hafta sonra bütün mahalle şaşırıyordu: Mehmet ikinci kattan her sabah köpeği gezdiriyor, gençleşmiş gibi gülüyordu.

Genç çift? Duyduğuma göre başka semte taşındılar. Sessizce, kimseciklere bir şey demeden. Herhalde insan içine çıkmaya yüzleri kalmadı.

Onlara üzülmüyor değilim. Asım affederdi belkiAma en güzeli, Asımın artık camekânda titreyen yalnız bir gölge değil, her sabah pencereden gülümseyen bir çift göz olmasıydı. Geceleri, Şerife Hanım battaniyesini köpekle paylaşırken, Mehmet de sehpada uyuklayan iki cana bakıp içinden dualar ederdi. Dışarda kar azalmış, mahalleye baharın ilk kokusu dolmuştu.

Bir akşam üstü, küçük çocuklar Asımı sevmek için kapılarına gelirken Şerife Hanım derin bir nefes aldı. Yanında oturan kocasına baktı, gülümsedi; elini tuttu.

Sokaktaki köpeklerin hiçbiri, camekandaki bir gölge kadar yalnız kalmasın diye, Asımın hikâyesi evlerde fısıltı oldu. Bahar ilerleyip pencereler aralanırken, herkes biraz daha birbirine yaklaştı sanki. Şerife Hanım sessizce mırıldandı:

Aile, bazen yolunu şaşıran bir candan başlarmış.

Asım usulca kuyruğunu salladı. O anda, soğuk camekânlar geçmişte, sıcak yuva ise tam yanındaydı. Ve bu defa, kimse hiçbirini bir daha yalnız bırakmayacağına söz verdi.

Rate article
Lifequest
Rex’in Hikayesi: Sahiplerini Gördüğünde Başını Eğdi Ama Yerinden Kımıldamadı – Soğuk Kışta Dışarı Atılan Alman Kurdu, İkinci Apartmanın Önünde Birdenbire Belirdi ve Bütün Mahallenin Yüreğini Sınadı