10 Yaşındaki Kızım Babası Öldükten Sonra Hasta Çocuklar İçin 80 Bere Ördü – Eşimle Yeniden Kurduğumu…

On yaşındaki kızım 80 bere ördü hasta çocuklar için sonra kayınvalidem hepsini çöpe attı ve O benim kanımdan değil, dedi.

Kızım Derinin babası, o daha üç yaşındayken hayatını kaybetti. Yıllarca sadece ikimiz, dünyaya karşıydık.

Sonra Enginle evlendim. Engin, Derini öz kızı gibi benimsedi; her sabah beslenme çantasını hazırlar, ödevlerinde yardım eder, her gece en sevdiği masalları birlikte okurlar.

Derine tam anlamıyla baba oldu ama Enginin annesi, Sevim Hanım, bunu hiçbir zaman kabullenemedi.

Ne hoş, onun kendi kızınmış gibi davranıyorsun, diye laf çarptı bir gün Engine.

Başka bir sefer de, Üvey çocuklar asla gerçek aile gibi hissettirmez, dedi.

Ve her zaman içimi acıtan asıl lafı: Kızın eski eşini hatırlatıyor olmalı. Senin için de zor olmalı

Her seferinde Engin konuyu kapatsa da, Sevim Hanımın bu tür yorumları bitmek bilmedi.

Biz de huzuru korumak için ziyaretleri kısa tutuyor, sohbeti olabildiğince yüzeyde bırakıyorduk. Ne zaman ki Sevimin sınır tanımazlığı iğneleyici laflardan hunharca davranışlara döndü

***

Derin her zaman yufka yüreklidir. Aralık ayı yaklaşınca, Anne, hastanede yeni yılı geçirmek zorunda olan çocuklar için 80 bere örmek istiyorum, dedi.

YouTubedaki videoları izleyerek öğrenmeye başladı, harçlıklarıyla ilk yün iplerini aldı.

Her okul dönüşünde aynı ritüel: Ödevleri, hızlıca bir atıştırmalık, ardından odasında sessizce tıkırdayan şişler.

Onun azmine ve merhametine hayrandım. Ama bir anda işlerin nasıl çözüleceğini asla bilemezdim.

Her biten bereyi önce bize gösterir, sonra yatağının yanındaki büyük torbasına yerleştirirdi.

Bir gün Engin iş için iki günlüğüne İstanbula gittiğinde, Derin 80inci beresine gelmiş, son gözleri örmekle meşguldü. Hedefine ramak kalmıştı.

Fakat Enginin yokluğu, Sevime saldırmak için mükemmel fırsatı sundu.

***

Ne zaman Engin şehir dışında olsa, Sevim Hanım kontrol ziyaretine gelir. Ev düzenli mi, Derin nasıl davranıyor, sormadığı kalmaz. Asla anlamaya çalışmadım artık niyetini.

O gün Derinle marketten döndük, Derin odasına koştu, yeni beresinin renklerine karar verecek.

Beş saniye sonra bir çığlık.

Anne! Anne!

Elimdeki poşetleri bırakıp koridorda koştum.

Odasında, yerde oturmuş, hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Yatağı bomboş, bere torbası ortada yok.

Yanına diz çöküp sarıldım, ne dediğini anlamaya çalışırken arkamdan bir ses duydum.

Sevim Hanım, elinde en iyi ince çay bardaklarımızdan biri, soğukkanlı bir edayla arkamda dikiliyordu.

Bereleri arıyorsan, attım onları, dedi yüzsüzce. Zaman kaybıydı. Niye yabancılara para harcasın ki?

Hasta çocuklara örülmüş 80 bereden bahsediyorsun! diye şaşkınlıkla sordum. O ise aldırmadı bile.

Çok çirkinlerdi, renkleri uyumsuz, dikişleri de kötü O benim kanımdan değil ve ailemi temsil etmiyor. Böyle boş işlere heveslendirmen gereksiz, dedi başını çevirerek.

Boş iş değil ki! dedi Derin, taze yaşlar gömleğime akarken.

Sevim iç çekerek çıktı. Derin tekrar hıçkıra hıçkıra ağladı, Sevimin acımasızlığıyla yıkıldı.

Onun yerine ben koşmak isterdim Sevimin peşinden ama Derin kollarımda paramparça olmuştu. Sarıldım, avuttum dakikalarca.

Biraz kendine gelince onu yatırıp dışarı çıktım, umutla bere torbasını aramaya.

Kendi çöplerimize, komşuların kutularına baktım, yok.

O gece Derin ağlaya ağlaya uykuya daldı.

Ben de başında oturdum, nefesi düzene girene dek yanında kaldım. Sonra salona oturdum, duvara bakıp sessiz gözyaşları döktüm.

Defalarca Engini aramak istedim ama sonra vazgeçtim: Biliyordum, işine odaklanmalıydı.

Bu olay, ailemizde dönülmez bir fırtına kopardı.

***

Engin eve gelir gelmez suskunluğumdan pişman oldum.

Kızım nerede? dedi daha kapıdan içeri. Bereleri görmek istiyorum! Sonuncuyu ördün mü, tatlım?

Derin, televizyon izler gibi yapıyordu ama bere kelimesini duyar duymaz ağlamaya başladı.

Enginin suratı çöktü. Derin, neler oldu?

Hemen mutfağa çekip her şeyi anlattım.

Konuşurken Enginin yüzünde yorgun, sevecen baba ifadesi giderek bembeyaz bir şaşkınlığa, ardından daha önce hiç görmediğim bir öfkeye dönüştü.

Bilmiyoruz bile, bereleri ne yaptığını! Çöpte aradım, yoktu. Başka bir yere atmış olmalı, dedim çaresizce.

***

Engin hemen Derinin yanına koştu, koluna dolandı. Kuzum, burada yoktum diye çok üzgünüm ama söz veriyorum, babaanne sana bir daha asla zarar veremeyecek. Hiçbir zaman!

Alnına hafifçe öptükten sonra, kapıdaki anahtarlarını aldı.

Nereye gidiyorsun? diye sordum.

Ne gerekirse yapacağım, bunu düzelteceğim, dedi alçak sesle. Birazdan dönerim.

***

Neredeyse iki saat geçti, döndü.

Aşağı koşup ona ne olduğunu sormak istedim, mutfağa girdiğimde telefondaydı.

Anne, eve geldim, diyordu sakince. Bir sürprizim var sana. Gelmen lazım.

Yarım saat sonra Sevim Hanım geldi.

Daniel, sürprizime geldim! dedi, sanki ben yokmuşum gibi yanımdan geçti. Yemek rezervasyonumu iptal ettim, umarım buna değiyordur.

Engin elinde büyük, siyah bir çöp torbası kaldırdı.

Açınca gözlerime inanamadım!

Torba tıklım tıklım Derinin bereleriyle doluydu!

Senin apartmanının konteynerinde bulmam bir saat sürdü ama sonuçta hepsini çıkarttım, dedi. Pastel sarı, Derinin ördüğü ilk berelerden birini gösterdi. Bu, bir çocuğun hobi denemesi değil, hasta çocuklara biraz umut vermeye çalışmasıydı. Sen ise bunu silip attın.

Sevim dalga geçti: Çöp kutusunda bereler mi aradın? Bir poşet kötü bere için bu kadar abartmaya gerek yok, dedi küçümseyerek.

Bereler kötü değil, hem sen sadece el emeğine hakaret etmiyorsun dedi Engin, sesi titrek bir sinirle, Benim kızıma, kalbine zarar verdin ve

Yeter! O senin kızın BİLE DEĞİL! diye bağırdı Sevim Hanım.

Engin bir anda yüzünü ona döndü; sanki o an yıllar boyu görmediği hakikati anladı. Evden çık. Artık seninle işimiz bitti.

Ne?! dedi Sevim Hanım, şokla.

Duydun, diye tekrarladı Engin. Artık Derinle konuşmayacak, evimize uğramayacaksın.

Sevimin yüzü kıpkırmızı oldu. Engin! Ben senin annenim! Birkaç yün parçası için bunu yapamazsın!

Ben de on yaşında bir kızın babasıyım. O kızı senden korumak da benim görevim.

Sevim bana dönüp, Sen gerçekten buna izin mi veriyorsun? dedi küçümseyerek.

Elbette, dedim. Toksik davranışını sen seçtin, bundan beterini hak ediyorsun Sevim.

Sevim şoklanmıştı. Bir bana bir Engine baktı, kaybettiğini anladı.

Bunu çok pişman olacaksınız! diye bağırıp çıkarken, kapıyı öyle çarptı ki duvardaki çerçeveler zangırdadı.

Ama bitmemişti.

***

Sonraki birkaç gün sessiz geçti. Huzur değildi, sadece zordu. Derin berelerden hiç konuşmadı, eline şiş dahi almadı.

Sevimin sözleri kızıma büyük darbe vurdu, ben de nasıl iyileştireceğimi bilemiyordum.

Sonra Engin elinde büyük bir kutuyla geldi eve. Derin mutfakta kahvaltı ediyordu; kutuyu önüne koyunca merakla baktı.

Bu ne baba?

Engin kutuyu açtı, içinde yepyeni iplikler, tığlar, paketleme malzemeleri vardı.

İstersen yeniden başlayabiliriz Ben de yardım edeceğim. Pek becerikli değilim, ama birlikte öğreniriz.

Şişlerden birini aldı, acemice eline sıkıştırıp, Tığ işi bana da öğretir misin? dedi.

Derin, günler sonra ilk kez kahkaha attı.

Enginin ilk denemeleri epey komikti ama iki hafta sonra Derin yeniden 80 bere ördü. Hepsini kargoyla hastane yetkililerine yolladık, Sevimin tekrar bizim hayatımıza böyle müdahil olacağını tahmin bile edemeden

***

İki gün sonra, hastane müdüründen bir e-posta geldi. Derine teşekkür ediyor, berelerin çocuklara neşe kattığını yazıyordu.

Berelerle çocukların fotoğraflarının sosyal medyada paylaşılmasını istediler.

Derin utangaç ama gururlu bir gülümsemeyle izin verdi.

Gönderi kısa sürede tüm Türkiyeye yayıldı.

Yüzlerce kişi, Bereleri ören iyi kalpli kız kim? diye sormaya başladı. Kendi hesabımdan Derine cevap yazdırdım.

Bereleri alanlara çok sevindim! Babaannem ilk örülenleri atmıştı ama babam yardımcı oldu, tekrar yaptık, dedi.

***

Aynı gün, Sevim Hanım Engini arayıp gözyaşlarıyla yalvardı.

Herkes bana canavar diyor! Engin, beni linç ediyorlar! Şunu sosyal medyadan kaldırın! diye hüngür hüngür ağlıyordu.

Engin ise sakindi: Biz paylaşım yapmadık, anne. Hastane yaptı. Eğer insanların doğruyu öğrenmesini istemiyorsan, baştan öyle davranmalıydın.

Sevim yine ağlamaya başladı. Beni rezil ettiler! Çok kötüler!

Engin son noktayı koydu: Bunu fazlasıyla hak ettin.

***

Şimdi her hafta sonu Engin ve Derin, yan yana oturup beraber bere örüyor. Evimizde tekrar huzur ve iki tığın hoş sesi var.

Sevim Hanım her bayram ve doğum gününde hâlâ mesaj atıyor. Hiçbir zaman özür dilemedi, hep Eskiyi düzeltsek mi? diyor.

Ve Enginin cevabı net: Hayır.

Evimizde huzur var.

Rate article
Lifequest
10 Yaşındaki Kızım Babası Öldükten Sonra Hasta Çocuklar İçin 80 Bere Ördü – Eşimle Yeniden Kurduğumu…