Beş Yaşındaki Kızımı Anaokulundan Aldım, O Anda Sordu: “Baba, neden bugün yeni babam beni her zamank…

Bugün, hayatım boyunca unutamayacağım o anı yeniden yaşıyorum zihnimde. Kızım Elifi anaokulundan almaya gittiğim sıradan bir perşembe günüydü. O beş yaşındaki merakı ve neşesiyle yanıma koşarken, hiç beklemediğim bir soruyla sarsıldım: Baba, neden yeni babam bugün beni almaya gelmedi, her zamanki gibi?

İçimden bir şeyler koptu o an. Eşim Nili tanıdığımı sanıyordum. On yıl süren bir evlilik, birlikte sıfırdan kurduğumuz bir hayat, gözümüz gibi baktığımız biricik kızımız Elif… Bunlar bizim, bizim sandığım şeylerdi. Fakat Elifin o masum cümlesiyle, Nilin yüzüne baktığımda bambaşka bir insan gördüm. Ne kadar süredir bana yalan söylüyor? sorusu beynimde yankılandı.

Nille tanıştığım günü hatırlıyorum. On yıl önce, Ankarada bir dostumun doğum günü partisinde, kalabalıkta bir köşede, elinde şarap kadehiyle camdan dışarı dalıp gülümserken görmüştüm onu. Hani bazı insanlar vardır ya, odanın enerjisini değiştiren, konuşmadan bile varlığını hissettiren; Nil tam da öyleydi. Bense, teknolojiden başka derdi olmayan, partilerin utangaç insanıydım. Ama nedense o akşam beni fark etti. Saatlerce konuştuk; müziklerden, çocukluğumuzun saçma maceralarından, seyahat hayallerimizden Nile o gece âşık oldum. Nihayetinde, bir yıl sonra Sapancada minik bir nikâhla hayatlarımızı birleştirdik. Kendi içimde büyük ikramiyeyi kazanmış gibi hissediyordum.

Elif doğduğundan beri ise dünyam tamamlanmıştı. O küçücük varlığın her şeyi bizdik, ve bunun verdiği korkuyla karışık mutluluk hayatıma başka bir tat katmıştı. Nil, Elifi ilk kez kucağına alıp ona hayatı ve sevgiyi fısıldarken gördüğüm o anı asla unutamam. O uykusuz, yorgun geceler Ama biz takım olduk ve ne olursa olsun birbirimizin arkasında durduk.

Nil, doğumdan altı ay sonra işine dönmüştü. Şehir merkezindeki büyük bir firmanın pazarlama müdürü. Kariyeri, sunumları ve sorumlulukları hep bir adım öndeydi. Ben de elimden geldiğince destek olmaya çalıştım. Benim işim de düzensizdi, ama ortaklaşa bir rutin oluşturmuştuk. Elifi çoğu gün Nil alırdı; akşam yemeklerimizi birlikte yer, Elifi yıkar, ona masallar okurduk. Sıradan, güzel şeylerdi bunlar.

Nadiren kavga ederdik; kavga dediğim de, kim market alışverişini unuttu, yeni araba almalı mıyız, bulaşık dağlarını kim yiyecek, gibi gündelik şeyler Hiç şüphe etmemiştim ilişkimizin sağlamlığından.

Ta ki o güne kadar.

O perşembe günü iş çıkışı Nil aradı. Sesi gergindi. Aşkım, dedi telaşla, Bugün Elifi sen alabilir misin? Çok önemli bir toplantım var, kesinlikle kaçırmamam gerekiyor. O an saate baktım, 15.15. Hemen çıkarsam yetişebilirim.

Tabii, merak etme, dedim. Beni kurtardın, dedi o da, derin bir nefes verdi.

Patronuma ailevi bir acil işim olduğunu söyledim. Doğruca anaokuluna gittim. Elif, beni görünce gözleri parladı, yüzünde kocaman bir tebessümle koştu bana. Onu böylesine mutlu görmek tüm yorgunluğumu aldı. Ayakkabılarının zemini cızırdayarak yanıma geldi, sarıldık. Hazır mısın, Elif? dedim. Evet! diye bağırdı.

Pembe montunu askıdan aldım, mavi çizgi filmlik ayıcıklar vardı kollarında. Ona montunu giydirirken, bana bir şeyler anlatıyordu, arkadaşı Ecenin yaptığı komik şakalardan bahsediyordu. O sırada başını yana eğip o meşhur soruyu sordu: Baba, neden bugünkü gibi yeni babam gelmedi ki, her zaman o alıyordu?

Elimi montun fermuarında durdurdum.

Ne demek istiyorsun, Elif? Hangi yeni baba?

Sanki tuhaf bir şey sormuşum gibi baktı bana.

Hani var ya, yeni babam. Genelde beni annemin ofisine götürüyor, sonra birlikte eve gidiyoruz. Bazen parka gidiyoruz, hatta geçen hafta hayvanat bahçesine gittik, filleri gördük. O çok iyi biri, bazen bana kurabiye getiriyor bile!

Sanki yer ayağımın altından kaydı. Sesimi sabit tutmaya çalıştım.

Bugün gelememiş işte, onun yerine ben geldim. Hoşuna gitmedi mi?

Gülümsedi, gülüp geçti bu konuya: E tabii ki sevindim! Ama ona baba demek bana tuhaf geliyor, sürekli öyle dememi istiyor. Ben de ona yeni baba diyorum.

Yutkundum: Anladım, canım.

Bütün yol boyunca Elif konuştu. Öğretmeninden, kum havuzundaki kavgadan, çizdiği zürafadan Ben ise ne söylediğini neredeyse hiç duymadım. Beynimde tek bir soru yankılandı: Nil, kim bu adam? Elifi ofisine ne zamandır götürüyordu, neden hiç haberim yoktu?

O gün akşam Elif’e en sevdiklerini, tavuk nugget ve makarna hazırladım. Onunla puzzle yaparken kafamda fırtınalar esiyordu.

Gece, Nil yanımda uyurken, tavana bakıp düşündüm. Cevaplar istemek istiyordum, ama bir şey beni durdurdu belki korku, belki emin olmadan suçlamak istemeyişim.

O sabah kararımı verdim. İşe hastayım diye mesaj attım. Öğlen vakti Elifin okulunun karşısına park ettim, gözüm kapıda. O gün Nilin Elifi alması gerekiyordu. Fakat çocuklar kapıdan çıkınca Nil değil, genç bir adam Elifin elini tuttuktan sonra, kalbim sanki yerinden çıkacak gibi oldu.

Nilin sekreteri Buraktı bu. Nilden birkaç yaş küçük, her zaman tebessümlü fotoğraflarda gördüğüm, iş toplantılarından ismini birkaç defa duyduğum biri. Ancak bugün Elifin yanında o vardı.

Telefonumla görüntü aldım, elim titriyordu. Arabadan inmek istedim ama kanıtım olmalıydı. Takip etmeye başladım, onlar iki araba ötemdeydi. Doğruca Nilin ofisinin bulunduğu gökdelenin garajına park ettiler. Burak, Elifin elini tutup binaya girdiler.

Bir süre bekledim. Sonra içeri girmekten başka seçeneğim kalmadı. Holde oturan, yanında peluş ayısı olan Elifi gördüm. Baba! diyerek sevgiyle bana sarıldı.

Yanına çömeldim. Annen nerede, Burak nereye gitti?

Koridordaki kapıyı gösterdi: Oradalar. Bana burada bekle dedi.

Elifin başını okşadım. Sonra o kapıya doğru yürüdüm. İçeri girdiğimde karşıma çıkan manzarayı unutamam. Nil ve Burak öpüşüyordu.

Birkaç saniye kimse nefes almadı. Sonra Buraka döndüm. Sen ne yapıyorsun eşimle? Kızıma neden baba demesini istiyorsun?!

Burak yere baktı, hiçbir şey söylemedi.

Nilin yüzü bembeyazdı. Burak, ona ne dedin? dedi.

Nile döndüm. Yıllardır ofis bahanesiyle Elifi ona emanet ettin, evimize kadar geldi, hayvanat bahçesine götürdü… Şimdi burada bunları yakaladım!

Nil ağlamaya başladı: Yemin ederim, ona baba demesini istemedim. Kontrolden çıktı, bir anlık hataSana ihtiyacım vardı, sen hep işteydin

Sözünü kestim. Bana bunu yapma Nil. Beni aptal yerine koyma! Sekreterinle ilişki yaşadın, çocuğu buna alet ettin!

Buraka döndüm: Seninle kızım arasında bağlantı kurmak ne demek, insan evladına bunu nasıl yapar?

Nil bana dokunmaya çalıştı. Geri çekildim. Bitti. Bu evlilik burada bitti.

Ağlamaya başladı. Hiçbir açıklama dinlemedim. Elifin elinden tutup binadan çıktım. Yolda niye gergin olduğumu sordu, ama her şeyin yolunda olduğunu, onunla çok güzel bir baba-kız akşamı geçireceğimizi söyledim.

Yine de hiçbir şey yolunda değildi.

Ertesi gün bir avukata gittim ve boşanma ile velayet davası açtım. Önümüzdeki birkaç ay gerçek bir kabus gibiydi. Ofisin ve anaokulunun güvenlik kameraları her şeyi ortaya çıkardı Burak haftalardır Elifi okuldan alıyordu. Okul görevlileri izinli sanmış. Ofisteki kayıtlar da her şeyi belgeliyordu.

Mahkeme benim tarafımda oldu. Nil, ihmal ve aldatma nedeniyle Elifin velayetini kaybetti. Hakim gözünün yaşına bakmadı. Bir çocuğu bu şekilde kullanmak asla hoş görülmedi. Nil, ancak gözetim altında haftada bir Elifi görebildi.

Aldatma, bedelsiz kalmıyor işte.

Kendi başıma, çoğu gece Elifi uyuttuktan sonra, sessizce gözyaşı döktüm. Nili yıllarca deliler gibi sevmiştim. Hayatım, yaşlandığımda birlikte olmayı umduğum kadındı. O ise, benim kızıma babalık etmeye çalışan sekreterine tüm hayatımızı bıraktı.

Bugün, elimde kalan tek şey Elif oldu. Ona söz verdim: Hayattan güçlü, iyi kalpli ve akıllı bir kadın olarak çıkacak. Onu, bir daha asla sevilmediğini düşünmeyeceği kadar seveceğim.

Nil, bazen hâlâ Elifi görüyor. Kontrol altında hafta sonu ziyaretlerinde, doğum günü partilerinde, ya da okul etkinliklerinde. Yeni iş bulmak için çabalıyor. Bazen gece uzun mesajlar atıyor, af diliyor.

Henüz affetmedim. Belki de asla affetmeyeceğim.

Ama Elif için, Nil eve geldiğinde aynı masaya oturuyoruz, kısa kısa sohbet ediyoruz. En azından Elif, sevgi dolu bir ortamda büyüsün diye gayret ediyorum.

Bir daha güvenebilir miyim? Yeniden sevebilir miyim? Bilmiyorum, hatta düşüncesi bile beni korkutuyor. Ama şunu iyi biliyorum: Elifin önceliği hep ben olacağım. O, değerli ve sevilen biri olduğunu asla unutmayacak.

Eğer bu satırları okuyan biriyseniz ve böyle bir şeyin başınıza gelemeyeceğini düşünüyorsanız, bir kez daha düşünün. Küçük detaylara dikkat edin, içinizdeki o huzursuz sese kulak verin. Çünkü bazen en güvendiğiniz insanlar, en büyük sırları saklayabiliyor.

Bir gün sizin çocuğunuz, Baba, yeni babam kim? diye bir cümle kurarsa, içinizden Çocukça bir karışıklık deyip geçer miydiniz, yoksa peşine düşer miydiniz? İyi ki içime doğana kulak verdim. Yoksa bu yalan daha ne kadar sürerdi, kim bilir?

Elifi, yalanlar üzerine kurulmuş bir evden kurtardım. Ve bunu, asla pişman olmayacağım.

Rate article
Lifequest
Beş Yaşındaki Kızımı Anaokulundan Aldım, O Anda Sordu: “Baba, neden bugün yeni babam beni her zamank…