Eski Eşimle On İki Yıl Sonra Tesadüfi Karşılaşma: Alapaevsk’e Dönüş Yolunda Hayatımı Kurtaran Gizeml…

Eski Eşim…

Bu olay tam iki yıl önce başıma geldi. Ankaradaki görevim bitmek üzereydi ve birkaç gün sonra evim olan Eskişehire dönmem gerekiyordu. Biletimi aldıktan sonra, otobüs saatime daha üç saat olduğundan şehirde biraz dolaşmaya karar verdim. Yolda bir kadın yanıma yaklaştı ve onu hemen tanıdım.

Bu kadın, 12 yıl önce boşandığım ilk eşim, Ayşegüldü. Ayşegül hiç değişmemişti, sadece yüzü daha solgun görünüyordu. Görüşmenin beni olduğu kadar onu da heyecanlandırdığı belliydi.

Onu zamanında ölesiye, neredeyse hastalıklı bir şekilde sevmiştim; bu yüzden boşanmıştık zaten. Karımı herkesten, hatta annesinden bile kıskanıyordum. Biraz gecikti mi, kalbim küt küt atıyor, ölecek gibi oluyordum.

Sonunda Ayşegül dayanamadı ve sürekli sorgularım yüzünden beni terk etti. Bir gün işten eve dönerken cebimde küçük bir köpek yavrusuyla gelmiştim, karımı bu sevimli hediye ile sevindirmek istemiştim. Fakat evde kimse yoktu, masada bir not duruyordu.

Ayşegül, notta beni çok sevdiğini ama kuşkularımın onu yorduğunu ve artık ayrılmaya karar verdiğini yazmıştı. Affetmemi istiyordu ve onu bir daha aramamamı rica ediyordu…

Ve şimdi, tam on iki yıl sonra, iş için geldiğim bu şehirde tesadüfen karşıma çıkmıştı. Uzun uzun konuştuk, derken otobüsüme geç kalacağımı fark ettim. Sonunda şöyle dedim:

Affedersin Ayşegül, gitmem lazım. Otobüs vaktim yaklaştı.

Aniden şöyle dedi:

Sinan, senden bir ricam olacak. Biliyorum acelem var, ama lütfen geçmişimizin hatırı için bana yardım et. Şurada bir yere gitmem lazım, ama tek başıma girme cesaretim yok.

Tabii ki kabul ettim, ama “Çabuk olalım,” dedim. Büyükçe bir binaya girdik, koridorlardan geçerek oradan oraya dolaştık. Merdivenlerden indik ve çıktık. O an sadece 15 dakika harcadık sandım. Çevremizden çeşitli yaşlarda insanlar geçiyordu: çocuklar, yaşlılar… O an, böyle bir binada bu yaşta insanların ne işi olabileceğini düşünmedim bile. Düşüncelerim tamamen Ayşegüldeydi.

Bir ara bir kapıdan içeri girdi ve arkasından kapıyı kapattı. Kapatmadan önce bana dönüp vedalaşıyor gibi baktı:

Çok tuhaf, seninle de olamıyor, sensiz de yaşayamıyordum, dedi.

Kapıda beklemeye başladım. Son sözlerinin neye karşılık geldiğini sormak istedim. Ama geri dönmedi. Sanki bir anda kendime geldim. Otobüse yetişmem gerektiğini, burada bekleyerek vakit kaybettiğimi hatırladım! Etrafıma bakınca korkuya kapıldım. Bulunduğum bina neredeyse harabe haldeydi. Pencerelerden dışarı bakınca cam değil, boşluk görüyordum.

Basamaklar yoktu, yere kadar inmek için tahtanın üstünden güçlükle geçtim. Otobüsüme tam bir saat geç kaldım ve yeni bir bilet almak zorunda kaldım.

Yeni biletimi alırken, kaçırdığım otobüsün yoldan çıktığını ve Porsuk Çayı’na yuvarlandığını söylediler. Kimse kurtulamamış.

İki hafta sonra, eski kayınvalidem olan Neriman Hanımın kapısındaydım; adresini zor bulmuştum. Bana, Ayşegülün on bir yıl önce, boşandıktan bir yıl sonra vefat ettiğini söyledi. İnanamadım, yeniden kıskançlık krizlerimden korktuğu için böyle söylediğini sandım.

Mezarını görmek istediğimi söylediğimde, şaşırtıcı şekilde kabul etti. İki saat sonra, hayatım boyunca sevdiğim kadının mezarının başında, mezar taşındaki gülen resmine bakıyordum. O kadın, yıllar sonra bana, nasıl olduğunu asla açıklayamayacağım bir şekilde, canımı kurtarmıştı…

Rate article
Lifequest
Eski Eşimle On İki Yıl Sonra Tesadüfi Karşılaşma: Alapaevsk’e Dönüş Yolunda Hayatımı Kurtaran Gizeml…