Evi temizledim, giyindim, sofrayı hazırladım ama kimse gelmedi. Yine de kızım ve damadımı sonuna kadar bekledim.

Eşim vefat ettiğinde kızım Elif altı yaşındaydı. O günden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Eşimin cenazesinde ona söz verdim; kızımıza onun yerine de bakacak ve ömrümün sonuna kadar onu birlikte sevmişiz gibi sevecektim. Elif büyüdü, akıllı ve çalışkan bir genç kız oldu. Derslerinde başarılıydı, bana evde yardımcı olurdu, annesi gibi nefis yemekler pişirirdi; insan parmaklarını yalasın. Zamanla Elif üniversiteye başladı. Dersleri bir süre düştü ama önemli değildi; çünkü aynı zamanda çalışıyor ve bana ev işlerinde de destek oluyordu.
Bir süre sonra Elif, Emre adında bir gençle tanıştı ve onu bana tanıştırdı. Görünen o ki, iyi biriydi. Çocuklar evlendiklerinde benimle yaşamaya devam etmek istediklerini söylediklerinde çok mutlu olmuştum. Fakat bu evlilikten sonra işler yolunda gitmemeye başladı. Emre, sürekli kaba davranıyor, bana saygısızca konuşup bağırıyordu
Bu yüzden Elif, iki odalı evimizi satıp Ankarada büyük bir daire almamızı teklif ettiğinde, tek bir şartım oldu: Daire, benim adıma kayıtlı olacaktı. Beklendiği gibi damadım itiraz etti, güvenmediğim için bağırmaya başladı. Ama benim gizleyecek hiçbir şeyim yoktu. Doğruyu söyledim: Yaşlanınca sokakta kalmamak için bir garanti istiyordum. Ben hayatta olmadığımda ev Elifin ve Emrenin olacaktı, istedikleri gibi kullanabilirlerdi.
Kızım ve damadım bana kırıcı sözler söyleyip eşyalarını topladılar, iki gün sonra da Ankaraya taşındılar. Elif o günden sonra beni tamamen unuttu. Yine de içimde bir umut vardı; kızım bir gün beni anlayacak ve bana küsmekten vazgeçecekti.
Aylardan sonra, altmışıncı yaş günüm geldi çattı. O gün, Elifin bana sürpriz yapacağından emindim. Bütün evi temizledim, Elifin en sevdiği yemekleri pişirdim, güzelce giyindim ve sofrayı hazırlayıp pencere önünde beklemeye başladım. Gün boyu gözüm kapıda kaldı, içeri girip “Baba!” diye seslenecek diye bekledim. Akşam olunca umudum kalmamıştı; üzerimi değiştirdim, yatağa uzandım. Sofrada kalan yemeklerle birlikte sessizce ağladım. Gelip gelmediğine bakmadan kapıya baktım, annesinin fotoğrafıyla konuşup dertleştim, sonra ne zaman uyuduğumu hatırlamıyorum.
Kızım bana bu kadar mı kırılmıştı ki, bir telefon açıp doğum günümü bile kutlamadı? Yoksa başına bir şey mi geldi? İnsanlar yaşlandıkça sevdiklerinden sadece biraz ilgi, biraz sevgi bekliyor. Bazen en büyük hayal kırıklığı, en yakınlarımızın bizi unuttuğu anlarda büyür. Hayatta bazen koşullar, insanlar ve ilişkiler değişse de; sevgiye ve güvene en çok ihtiyaç duyanların hislerini anlamak huzurun anahtarıdır. Gerçekten sevdiklerini ve kendini seven insan, asla birini yok saymaz.

Rate article
Lifequest
Evi temizledim, giyindim, sofrayı hazırladım ama kimse gelmedi. Yine de kızım ve damadımı sonuna kadar bekledim.