Yılbaşı Akşamı Sevgilime Sürpriz Yapmak İçin Yatağın Altına Saklandım—Ama Onun ve Annesinin Beni Akı…

Yılbaşı yemeğimiz bittikten sonra nişanlıma sürpriz yapmak için yatağın altına girdim. Geniş bir odadaydık; Gökçe ailesinin misafir odası, lavanta keseleri ve eski toz kokusuyla doluydu. Dışarıda kalın kar taneleri sessizce yağarken, içeride fırında kızarmış hindi ve uzaklardan gelen gülüşmelerin sesi vardı.

Yasemin Demirtaş, Demirtaş Nakliyatın varisi, antika karyolanın altında yüzüstü yatıyordu.

Kendini çok aptal hissediyordu. Yirmi dört yaşında, üzerinde bu evin tamamından pahalı kırmızı ipek bir elbise, yüzü kaşındıran tahtalara yapışmış haldeydi. Ama âşıktı işte; aşk insanı salakça şeyler yaptırıyor.

Elinde kadife bir kutu vardı. İçinde ise 1952den kalma, nadir bir Patek Philippe kol saati Üç ay uğraşmış, bulmuştu. Bu nişanlısı Emire yılbaşı hediyesiydi. Emir eski şeylere bayılırdı; onlarda ruh var, derdi hep, Yaseminin büyüdüğü steril lüksün aksine.

Bunu çok sevecek, diye gülümsedi Yasemin kendi kendine.

Emire lavaboya gideceğim demişti, ama gizlice misafir odasına sızdı. Planı basitti: Emirin üstünü değiştirmek için odaya girmesini bekleyecek, ardından bir anda Sürpriz! diye bağıracak ve onun gözlerindeki mutluluğu izleyecekti.

Koridorda ayak sesleri duyuldu. Ağır, kararlı adımlar Emirin hafif yürüyüşü gibi değildi bu.

Kapı kolu döndü. Tak.

Nefesini tuttu, harekete geçmeye hazırdı.

Ama Emirin Oxford ayakkabıları değil, bej babetler girdi önce içeriye. Arkasından da bir adamın klasik ayakkabıları

Kapı sert bir şekilde kilitlendi.

Sonunda! diye tısladı bir kadın sesi. Emirin annesi, Melahat Hanımdı bu. Normalde Yaseminle konuşurken şeker gibi olan bu ses şimdi zehir doluydu. Şu küçük kızçenin salonu bir türlü terk etmeyeceğini sandım. Yüzüm artık ağrıyor gülümsemekten.

Yasemin dondu kaldı. Kadife kutu avucunda acıtmaya başladı.

Sakin ol anne, dedi Emir. Ama o bildiği sıcak, yumuşak Emirin sesi yoktu bu: Soğuk, donuk, korkunç derecede hesapçı. On dakika sonra beni aramaya başlar. Dr. Arifi aradın mı?

Evet, dedi Melahat Hanım, ayağının burnuyla yerde gezindi, topukları neredeyse Yaseminin burnuna değdi. O iş tamam. Ama Emir, emin misin? Çok yapışkan bir kız. Bana bakışı var ya Sanki azizmişim gibi. İğrenç.

Katlan, dedi Emir, sanki gömleğini değiştiriyordu. Düğüne iki ay kaldı.

Yaseminin yüreği kabuğunda çırpınan bir kuş gibi atıyordu. Ne diyorlardı bunlar?

O kızdan nefret ediyorum! dedi Melahat Hanım. Benim masama nasıl da baktı. Eski paçavra sanki! Şu Patek Philippe gülüşünü suratından silmek istedim!

Anne, dedi Emir, fermuar sesiyle birlikte. Kişisel alma. O insan değil. O yürüyen banka. Hem de çok, çok zengin bir banka.

Yasemin kolunu ısırdı, çığlığını bastırmak için. Ağzı kan tadıyla doldu.

Plan hâlâ balayında mı? diye sordu Melahat Hanım kısık sesle.

Aynen, dedi Emir. Maldivler. Özel ada. Akıl sağlığı bozulmuş numarası Paranoya. Halüsinasyonlar. Arkadaşlarına çoktan stresli ve unutkan olduğunu söyledim. Dr. Arif de bakımı için raporu imzalayacak. İsviçrede özel kliniğe kapatacaklar. Ben de eş olarak mal varlıklarını yöneteceğim. Her şey satılır, o da hayatının geri kalanını yastıklı odada geçirir.

Çıkamaz mı oradan?

Dr. Arifin vereceği ilaçlarla? Asla. Bir daha gün yüzü göremez.

O sırada Emir yatağa oturdu, yaylar gıcırdadı, Yaseminin saçını yere yapıştırdı. Kıpırdayamıyordu, nefes alamıyordu. Gözlerinden yaşlar sessizce akıp yerin tozuna, onu gömmeye hazırlanan bu insanların zeminine karıştı.

Haydi gidelim, dedi Emir. Banka kartımı öpmem lazım. Hediyeyi de aldı galiba Umarım pahaladır. Ferrariye kapora olur.

Çıktılar. Kapı kapandı.

Yasemin karanlıkta, elindeki kadife kutuyla, göğsünde koca bir taş gibi hissetti. Toz boğazına dolmuştu.

Bölüm 2: Komplo

Yasemin oradan fırlayıp çıkmadı. Yüzleşmedi. Yarım saat boyunca titreyerek yatak altında bekledi.

Kandırılmıştı, belki de safça. Babasının milyarlarıyla yetişmişti. Herkesin kendisi gibi iyi olduğunu sanıyordu. Ama aptal değildi.

Şimdi karşılarına çıksa, şehirden kilometrelerce uzakta Ne yaparlardı ona? Emir güçlüydü. Melahat Hanım acımasız. Üstelik suçlarını az önce anlatmışlardı. Onların bildiğini anlarlarsa Yaseminin İsviçreye gidemeden merdivenden düşüvermesi işten bile değildi.

Yüzündeki yaşı sildi. Yataktan sürünerek çıktı. Aynaya baktı. Gözleri kıpkırmızı, elbisesi toz içinde. Kurban gibi görünüyordu.

Hayır, dedi kendi kendine. Kurban değilim.

Çantasını açtı. Telefonunu çıkardı. Bir ses kaydı başlattı.

Ben Yasemin Demirtaş, diye fısıldadı. Eğer başıma bir şey gelirse, Emir Gökçe ve annesi Melahat Gökçe yaptı. Az önce onları duydum

Aklında kalan her şeyi kaydetti. Buluta gizli bir şekilde yolladı, babasının güvenlik müdürüne zaman kilidiyle gönderdi.

Elbisesini silkeledi. Rimel sürdü, belli olmasın diye. Camdan maske gibi bir gülümseme koydu yüzüne.

Aşağı indi.

Geldin mi sonunda? Emir gülümsüyordu, şöminenin başında bir bardak boza tutuyordu. Kayboldun sandık.

Sarılmak için yürüdü. Yasemin o kolların arasındaonu deli muamelesi yapacak adamın kollarındatüyleri ürperdi. Kusmak istedi.

Ama yerine sarıldı.

Makyajımı düzelttim, dedi Yasemin, sesi titrek ve cıvıl cıvıldı. Senin için kusursuz görünmek istedim.

Her zaman harikasın, diye mırıldandı Emir, alnını öperken.

Aa! Yasemin sevinçle uzaklaştı. Az kalsın unutuyordum.

Kadife kutuyu verdi.

Emir açtı. Gözleri büyüdü. Patek mi? Yasemin bu

Beğendin mi? Sapsarı saati açgözlü gözlerle inceleyişini izledi.

Bayıldım, dedi Emir. Harikasın.

Sevindim, dedi Yasemin. Senin için her şeyi yaparım Emir. Her şeyi.

İçinden ekledi: Seni yok etmek de dahil.

Takip eden iki ay boyunca Yasemin Oscarlık bir rol yaptı. Sevecen, saf, aşık bir gelini oynadı. Ama gizlice çalışıyordu.

Bir özel dedektif tuttu. Dr. Arifi buldukumar borcunu Emirin ödediği, sonradan ünvanı elinden alınmış eski bir psikiyatrist. Emirin İsviçre kliniğiyle yazışmalarını ele geçirdi. Hepsini bir dosyada topladı. Hapse atacak kadar çok.

Ama hapis yetmezdi. Paralarını mı istiyorlardı? Onlara istediklerini tam anlamıyla verecekti.

Düğüne bir hafta kala, İstanbulun en lüks düğün organizasyon şirketinin ofisindeydiler. Toplam masraf: 15 milyon TL.

Fazla bu, dedi Emir, sahte bir kaygıyla. Biraz kıssak mı?

Olur mu! diye güldü Yasemin. Babam benim için en iyisini ister. Ama Yüzünü astı, ellerine baktı. Küçük bir sorun var.

Neymiş? diye sordu Melahat Hanım.

Babam eski kafalıdır, içini çekti Yasemin. Damadın ailesi bir şey katkı sağlamıyor gibi görünsün istemem. Millet konuşur sonra Emiri evimize damat alacağız derler.

Emir gerildi. Halk ne derse desin, dedi.

Biliyorum aşkım, diye teselli etti Yasemin. Ama göstermelik olarak Sözleşmelere imza atsan, düğünün ev sahibi sen olsan?

15 milyonumuz yok ki! dedi Melahat Hanım.

Biliyorum! diye kıkırdadı Yasemin. Hile şu: Siz imzalayın. Düğün sabahı ben bütün parayıartı Melahat Hanıma 1 milyon lira teşekkür primiylehesabınıza aktarırım. Siz ödemeleri yaparsınız, cömert damat gibi görünürsünüz; babam da rahatlar. Herkes kazanır!

Emir ve annesi birbirlerine bakıştı. O misafir odasındaki bakışlardan biri daha Açgözlü ve kibirli.

Sabah sekizde atacak mısın? dedi Emir.

Söz! dedi Yasemin. Yemin ederim.

Hepsine imza attı Emir. Yemek, salon, çiçekler, müzik 15 milyon lira borcu üzerlerine aldı.

Tamamdır, dedi Emir.

Mükemmel, dedi Yasemin.

Bölüm 3: Truva Atı

Düğün günü geldi. Nisan ayıydı; hava ılmandı.

Yasemin gelin odasında oturuyordu. Üzerinde özel dikilmiş bir elbise, makyajı kusursuzdu.

Telefonu titredi.

Emir: Havale bekleniyor, aşkım. Salon soruyor.

Yasemin yazdı: Banka yolda diyor! Cumartesi uluslararası ödemeler yavaş. Merak etme, geliyor! Seni seviyorum!

Telefonu bıraktı. Para yoktu. Olmayacaktı da. Tüm varlığını sabah güvenli bir mülke devretmişti, sadece babasının açabildiği.

Masanın üstünden siyah bir USB aldı. Küçük, sade.

DJi çağırdı odaya.

Merhaba, dedi ve bir tomar para uzattı. Emir için sürpriz bir mesaj var; rahmetli babaannesi sesli mesaj bırakmış. Nikâh sırasında, bu evliliğe itirazı olan var mı? kısmında çalmanı istiyorum. Anlamı büyük.

DJ şaşkındı. Ama o ana mı? dedi.

Aramızda bir şaka, dedi Yasemin gülümseyerek. Sinyalim şu: kolyeme dokunmam.

Sen bilirsin, dedi DJ.

Yasemin koridordan ilerledi. 300 misafir, iş dünyası Emir altarın başındaydı. Üzerinde smokin, alnında soğuk ter. Salon müdürü, ödemesiz faturayı elinde tutuyordu.

Altarın önüne geldi. Emir elini tuttu.

Çok güzelsin, fısıldadı. Para hesaba geçti mi?

Şşş, dedi Yasemin. Bize bak şimdi.

Tören başladı. Papaz sevgi, sadakat ve güventen söz etti. Melahat Hanım ilk sırada, sanki gözleri dolu dolu mendil sallıyordu.

Şimdi, dedi papaz, bu evliliğin gerçekleşmesine engel olacak bir sebep duyan varsa şimdi konuşsun.

Salon tıkırtıdan arındı.

Yasemin kalabalığa döndü. Melahat Hanıma, Emire baktı.

Elini kolyesine dokundurdu.

Altarın her iki yanındaki hoparlörlerden sesler yankılandı:

Bölüm 4: Gerçek Yeminler

Melahat Hanımın Sesi: Nefret ediyorum ondan! Masama nasıl da paçavra gibi baktı. Şımarık, ukala bir prenses.

Salon bir anda uğultuya boğuldu. Herkes dondu.

Emirin sesi: Kişisel alma anne, o insan değil. O yürüyen bir banka.

Ortalık fısıltılarla kaynadı. Yaseminin babası öfkeyle ayağa kalktı.

Emir mikrofona hamle etti. Kapatın şunu!

Ama DJ panik içindeydi ve ses kayıt devam etti.

Emirin Sesi: akıl hastası süsü Paranoya İsviçre kliniği Bir daha gün yüzü göremez

Salondaki şok havası tarifsizdi.

Yasemin altarın ortasında dimdikti. Ne ağlıyor, ne şaşkınlık gösteriyordu. Yalnızca Emire o sakin, ama korkutucu bir soğukkanlılıkla bakıyordu.

Emir! diye bağırdı Melahat Hanım, ayağa fırlayarak. Kapat şunu!

Kayıt bitti. O an tam bir sessizlik vardı.

Emir panikle döndü: Yasemin, aşkım, bu ses kaydı sahte! Saldırıya uğradık!

Yasemin rahibin mikrofonunu aldı, sesi kararlılıkla doluydu.

Sahte değil Emir. Yılbaşı gecesinden. Sana hediye vermek için yatağın altında saklandığım gece.

Bir adım yaklaştı.

Beni delirtmek, kapattırmak istedin ha?

Kalabalığa seslendi.

Belki şımarık bir prensesim Emir. Ama odaya kapatılacak olan ben değilim.

Emirin yüzü çirkinleşti. Kolunu sıktı. Senin oyununa geldik!

Ellerini çek! dedi Yaseminin babası. Ve Yaseminin kiraladığı üç güvenlik görevlisi Emiri yere yapıştırdı.

Emir kıvranıyordu. Melahat Hanım kaçmaya yeltendi, ama Yaseminin nedimeleri kol kola girip yolunu kapadı.

Yasemin yere eğildi. Ben evet demedim, Emir. dedi mikrofona. Biliyorum dedim!

Mikrofonu yere atıp yürüdü.

Ama işi bitmemişti.

Bölüm 5: Fatura

Balo salonunun kapısına geldiğinde, önünü Kesmişti Salon Müdürü, Katering Şefi ve Çiçekçi. Hepsi öfkeliydi.

Yasemin Hanım! diye bağırdı Müdür. Nereye böyle? Fatura ödenmedi! 15 milyon TL eksik!

Yasemin tatlı gülümsedi. Altarı işaret etti: Emir ve Melahat Hanım karmaşa içindeydi.

Aaa, ben ev sahibi değilim ki, dedi. Sözleşmede imza yok.

Nasıl yani? dedi Müdür.

Kontrol edin, dedi Yasemin. Emir Gökçe imzaladı. Melahat Hanım kefil.

Müdür imzaya baktı. Ama Emir para gelince ödeyeceğiz dedi!

Yalan söylemiştir, dedi Yasemin. Hemen cebinden kartına el koyun, polis gelmeden. Parası varmış, Ferrari alacakmış.

Çıktı gitti salonun dışına.

Arkasında satıcılar Emir ve annesine saldırdı:

Paramı ver!
Çiçeklerim çöpte! 400 bin lira borcunu öde!
Avukata veriyorum!

Melahat Hanım ağlıyordu: Bizde para yok! Yasemin ödeyecekti!

Yasemin kapıda durdu. Telefonunu çıkardı. Emire bir mesaj attı. Artık okuyamayacaktı, ama polis yazışmalara bakacaktı.

Yasemin: Paranı çalmadım Emir. Sadece yönlendirdim. O 15 milyonu İstanbul Üniversitesi Psikiyatri Araştırma Merkezine senin adınla bağışladım. Artık hayırsever oldun. Rica ederim.

Dışarıdan siren sesi yaklaşıyordu.

Babası limuzinin yanında bekliyordu.

İki ay boyunca bildin mi? dedi.

Delil toplayana kadar bekledim baba, dedi Yasemin. Adam kaçırmaya niyetli olduklarını ispatlamak zor.

Babası başını salladı; korku ve gurur karışıktı yüzünde. Beni sakın kızdırma, kızım.

Akıllıca olur, dedi Yasemin.

Polis otoları kapıya yanaştı. Memurlar salona koştu.

Yasemin limuzine bindi. Havalimanına, dedi.

Bölüm 6: Son Gülüş

Üç Saat Sonra

Uçak 12,000 metreye yükselince kabinde sakinlik vardı, deri ve pahalı şampanya kokuyordu.

Yasemin cam kenarında oturuyordu, üzerinde kaşmir eşofman. Yalnızdı. Ne damat, ne kayınvalide Sadece huzur.

Uçak Maldivlere, Emirin kriz geçirecek diye tuttuğu odaya gidiyordu. Ama oraya aklını kaçırmaya değil, denize girmeye gidiyordu.

Çantasından o kadife kutuyu çıkardı. Patek Philippe saat.

Açtı. Altın güneşi pırıl pırıl yakaladı.

Gerçekten güzeldi. Emir çok beğenmişti, gözlerinde açgözlü bir parıltıyla.

Haklıydın Melahat Hanım, dedi Yasemin, boş koltuğa fısıldayarak. Ben gerçekten şımarık bir kızım.

Saati kendi bileğine taktı. Biraz büyüktü, biraz erkeksi. Ama güçlü duruyordu.

Ve zengin kızlar, dedi sessizce, bu ülkenin en iyi avukatlarını tutabilir. Sizin hücreniz İsviçre manzaralı değil, Silivri koğuşlu olacak.

Bir yudum şampanya aldı.

Telefonunu açtı.

Emir Gökçe.
Melahat Gökçe.

Hepsini seç, sil.

Sonra eski fotoğraflara baktı: birliktelermiş gibi pozlar, nişan kareleri, yalanların izleri.

Hepsini sildi.

Ekran karardı.

Yasemin camdan bulutlara baktı. Altta bembeyaz pamuk gibi uzanıyordu. İki ay yatağın altında saklanmıştı, rol yapmış, nefesini tutmuştu.

Artık yeniden nefes alabiliyordu.

Gözlerini kapattı. Uçağın motor sesini dinledi. Sadece bir gürültü değil, hayatının yeniden başladığının sesiydi bu.

Artık ne kurbandı ne prenses. Satranç tahtasının kraliçesiydi ve şah mat hiç bu kadar tatlı gelmemişti.

Rate article
Lifequest
Yılbaşı Akşamı Sevgilime Sürpriz Yapmak İçin Yatağın Altına Saklandım—Ama Onun ve Annesinin Beni Akı…