Bilgisayarı kapattım, toparlanıyordum ki sekreterim kapıdan başını uzattı.
Asuman Hanım, size bir hanımefendi geldi. Kendi şahsi meselesi varmış.
İçeri gelsin, bekletmeyin.
Odaya kısa boylu, kıvırcık saçlı bir kız girdi, üzerinde kısa bir etek vardı.
Merhaba. Benim adım Derya. Size bir teklifim olacak.
Merhaba Derya. Ne teklifiymiş bu? Sanıyorum tanışmıyoruz…
Sizinle evet, ama eşiniz Kadirle gayet iyi tanışıyorum. Buyurun.
Söylediği gibi, masama bir kağıt bıraktı. Elime aldım, okumaya başladım:
Derya Yıldırım, 5-6 haftalık hamilelik
Bu da ne demek oluyor şimdi? Benimle ilgisi ne?
Anlayacak bir şey yok. Kocanızdan hamileyim.
Şaşkınlıkla yüzüne bakakaldım. Hayatımda ilk kez böyle bir şey duyuyordum.
Yani ne bekliyorsun benden? Tebrik mi?
Hayır. Para istiyorum. Tabii eşinizi hâlâ seviyorsanız…
Neyin karşılığında para?
Kürtaj olup hayatınızdan çıkarım. Henüz Kadir hamile olduğumu bilmiyor, önce size geldim. Redderseniz, sizin zaten çocuğunuz olmadığı için ki durumunuzu biliyorum Kadir bana gelir. Tercih sizin.
Peki ne kadar istiyorsun?
Sadece üç milyon lira. Sizin için çerez parası. Hem Kadiri kaybetmemiş olursunuz.
Şu lütufkârlığına pes dedim içimden.
Peki Derya, numaranı bırak. Düşünüp dönerim sana.
Çok vakit kaybetmeyin, süreç dar, karar vermeniz gerek. Eğer kürtaj olacaksa, vakit az.
Telefonunu bir kağıda yazıp ağır adımlarla çıktı.
Asuman Hanım, çıkıyor musunuz? Temizlikçi bekliyor…
Kağıdı ortadan katlayıp çantama koydum.
Evet, çıkıyorum. Yarın görüşürüz, Ayşen!
Ofisten çıkıp arabama bindim. Ne olmuştu böyle? Kimdi bu Derya? Kadir gerçekten ona çocuk mu yaptı?
Eve gidince kâğıda tekrar baktım, düşünceler içimi kemiriyordu. Birazdan Kadir gelecekti…
Canım, geldim! Çok güzel kokular geliyor, ne yaptın bakalım?
Gel, görürsün…
Kadir mutlu bir şekilde mutfağa girdi. Sandalyede, ayağımı üst üste atıp gözlerini izledim.
Hayırdır? Öyle bakıyorsun ki, ürktüm resmen…
Kadir, Derya Yıldırım kim?
Çalıştığım firmada bir çalışan. Niye sordun?
Çünkü senden hamile olduğunu söylüyor. Al, oku bakalım.
Elinden düşecek gibi kağıdı aldı, göz gezdirdi.
Bu imkansız. Onunla hiçbir şeyim olmadı. Nereden çıkmış bu?
Bunu bana değil, ona soracaksın. Üç milyon lira istiyor, kürtaj karşılığı. Yoksa senin onunla olacağını söylüyor.
Hiçbir şey anlamadım… Bu kız niyetli mi, ne bu iddia? Asuman, yemin ederim, ilgim yok, hayal kuruyor bu kız!
Ben de öyle düşündüm. Senin melek olduğunu iddia etmiyorum ama insan sarrafıyım, yalan atıyor. Biraz para koparmak derdinde.
Her türlü teste, ispatlamaya açığım ve korkacak bir durumum yok. Bu kız kendi aleminde salakça bir hikaye uydurmuş! Senden başka kimseyi istemem zaten…
Tamam, anladım. Hadi gel, sofraya oturalım.
Ertesi gün, Derya’nın bıraktığı numaradan onu arayıp ofisime davet ettim. Yarım saat sonra geldi.
Derya, Kadir bu çocuğun babası olamaz. Ona güveniyorum. Paranla kolay yoldan köşe dönemedin. Ne yaparsan yap, kürtaj yaptırabilirsin.
Çok ilginç bir kadınsınız… Ona bu kadar güvenmenize şaştım. Kendinize hiç bakmıyor musunuz? Artık kırk yaşındasınız. Ne yapsanız, sizden daha genç ve güzeller hep olacak…
Başka bir konuya geçecek misin?
Geçeceğim. O çocuğu size satabilirim. Her türlü test yapabilirsiniz, baba Kadir. Çok eminim.
Ama Kadirle ilişkin olmadı, nasıl mümkün bu?
Doğruyu söyleyeceğim. Bir buçuk ay önceki şirket eğlencesinde Kadirle tanıştım.
Ondan önce ortak tanıdığımız biri, sizin zengin ve çocuksuz olduğunuzu, hatta taşıyıcı anneyle dahi çocuk yapamadığınızı söyledi. Doğal olarak, kendi çocuğunuzu istemeniz anlaşılır.
Benim için bu altın fırsattı. Kadiri baştan çıkarmaya çalıştım ama beni kadın olarak görmedi bile. Tepkisizliğine sinirlendim, çünkü genelde tüm erkekler bana hayran kalır.
Genç, güzel, çekici biriyim. Sonra farklı bir yöntem denedim. Eczacı olan ablamın verdiği özel bir toz vardı. İçene geçici hafıza kaybı yaşatıyor, sanki bilincini kaybediyor.
Kadirin içeceğine gizlice kattım. Eve götürdüm, ne desek yapıyordu, hiçbir şeyin farkında değildi. Neyse ki, o dönem yumurtlama dönemimdi, hamile kaldım. O ise hiçbir şey hatırlamıyor. Bu olabilir. Buna yüzde yüz eminim. Video da var.
Telefonunu önüme koydu, açtı. Kadir çıplak, tamamen donuk bir yüzle yatakta uzanıyordu, sinirlerim gerildi.
Benim için kürtaj çocuk oyuncağı, sağlığım yerinde. Kolay para her zaman hoşuma gider. Polise gitmezsiniz, çünkü mevkiniz büyük, skandala hiç gerek yok.
Başta teklifime razı olursunuz sandım. Olmadı. O halde doğurup size vereceğim. Tüm kontrollere giderim, düzgün beslenirim. Üç milyon lira, çocuk sizin.
Şok içindeydim.
Derya, ne söyleyeceğim bilemiyorum. Senin yerin cezaevi, dolandırıcısın!
Her yol geçerli, köşeye sıkışınca ben de mecbur kaldım. Büyük borcum vardı, zengin sevgilimi de ani kaybettim.
Asuman Hanım, sakin olun ve düşünün. Üç gün sonra yine ararım.
Çıktı gitti. Başım çatlıyordu. Bir bardak su içtim. Ne çıkmaz…
Akşam, anlatacaklarımı tutamadım, her şeyi Kadire aktardım. O da şoke oldu.
Kullanılmışım… Dava açarım ona…
Kadir, artık her şey mümkün. Bak şöyle düşün, internette okudum; annenin hamileliğinin yedinci haftasından sonra bebekten DNA testi alınabiliyor.
Olur da çocuk senden çıkarsa İkimiz de hep kendi öz çocuğumuz olsun istedik. Olmadı işte.
Koruyucu aile olmayı hiç istememiştik. Şimdi ise Eğer sonuç olumlu çıkarsa, bizden bir çocuk Tabii ki haksızlığa, oyunla olmuş ama Belki de Allah bize farklı bir yoldan fırsat sundu, bir çocuğu ve kendimizi kurtarma şansı verdi. Hiç düşündün mü?
Güzelim, bu kızı ödüllendirecek değilim! Aptalca geliyor. Bize bulaşmasın, isterse kürtaj olsun, paramıza da göz dikmesin!
Kadir suratını asarak odadan çıktı.
Zihnim istemsiz on yıl öncesine kaydı…
Kadirle üniversitenin aynı bölümüydük. Daha ilk görüşte aşık olduk.
Evlendik, kirada yaşamaya başladık. Mezuniyetten sonra hızlıca iş kurdum, amcam sağ olsun, destek oldu, sermaye verdi.
İşim açıldı, borcumu fazlasıyla geri ödedim. Kadir de kendi dükkanını açtı. Her şey yolundaydı.
Tek hayalimiz çocuktu ama bir türlü olmadı.
Bir akşam restorandan yürüyerek dönüyorduk, hava mis gibiydi.
Bir grup sarhoş önümüzü kesti, biri elinde bıçak Kadire saldırdı.
Ben Kadirin önüne atladım, bıçak karnıma saplandı.
Günlerce doktorlar uğraştı, kalabildim ama bir daha çocuğum olmadı; rahim ve yumurtalıklar alınmak zorunda kalındı. Çok zor günler yaşadım.
Anne olamayacaktım artık
Kadir hep yanımda oldu, suçluluk duyduğunu hissedebiliyordum. Keşke ben alsaydım o darbeyi…
Bazen camiye gider, dua eder, sadaka dağıtırdım. Bir defa cami avlusunda yaşlı bir kadına sadaka verince, Allah razı olsun, evladım. Gam yeme. Üzülme, bir gün nasibine bir çocuk çıkar. Hem nasıl bir yol ile gelir göreceksin! dedi.
İç çektim, yoluma devam ettim. Ne bilebilir ki bu kadın dedim, Allah bilir
Kendimi işe verdim. Kadirle ilişkimiz daha da güçlendi. Ve sonra bu olay…
Kadiri kan testi vermeye ikna ettim. Derya da 9 haftalıkken verdi. Sonuç: Babası Kadirdi!
Hıh, şimdi inandınız mı bana? Parayı verecek misiniz? dedi Derya, pis pis sırıtarak.
Sana şunu söyleyeyim. Parayla bir kadına çocuk doğurmak istesek buluruz, hem çok daha uygun para ile.
Öyle bir şey hiç düşünmedik. Ama madem başımıza geldi, çocuğu alacağız. Ama bir buçuk milyon lira vereceğiz.
Sen paranı alırsın, biz çocuğumuzu. Her şeyi yasal yapacağız.
Ben üç milyon demiştim, niye pazarlık ediyorsun?
Bundan sonra biz karar veriyoruz. İstemezsen, hiç para da yok, polisi de karıştırmayacağız. İnsanlığımızdan…
***
Kadir, Derya ile anlaştım. Artık bebeğimiz olacak.
Asuman, niye böyle oldu… Hem parayı da ödüyoruz…
Belki de bu bir hediyedir, şart ve yol başka olsa bile…
Dokuz ay boyunca Derya doktor kontrolünden çıkmadı, tüm sorumluluklarını yerine getirdi. Daha sonra sağlıklı bir oğlan doğdu. Derya feragat etti, Kadir bebeğimizi aldı. Bütün prosedürler tamamlandı, Derya da aldığı parayla ortadan kayboldu. Herkese taşıyıcı anne yolu ile çocuk sahibi olduğumuzu anlattık.
Kocamdan çocuk doğurduğun için teşekkür ederim, dedim son kez Deryaya.
Oğlum Alper artık evimizdeydi.
Kadir, bak tıpkı sana benziyor!
Gerçekten öyle mi? Bebeklerden pek anlamam ama bence de benim gibi yakışıklı
Hani sana bahsetmiştim ya, cami avlusundaki yaşlı kadını İşte gerçekten dediği gibi oldu.
Biz Kadirle oğlumuza baktıkça bazen hala inanamıyorum. Geleceği bilemiyorduk ama anı tam anlamıyla mutlulukla yaşadık.
Bazen kainat insanın dileğini çok tuhaf yollarla gerçekleştiriyor
***
Birkaç ay sonra, akşam haberlerinde Deryanın ölü bulunduğu haberi çıktı. Olay araştırılıyordu.
Her şeyin bir bedeli vardıBir süre elim ayağım buz kesti, televizyona boş boş bakakaldım. Derya’nın adını anons ederek, çantasından çıkan yüklü miktarda paradan ve şüpheli ölümünden söz ettiler. Gazeteler ertesi gün: “Gizemli Hamilelik, Genç Kadının Sonu” diye başlıklar attı. Polisi arayıp bizimle ilgili bildiklerimi paylaşmak istedim, ancak Kadir engel oldu; Asuman, karışmayalım, iftiralar, dedikodular çıkar, oğlumuzu koruyacağız, dedi. İçimde büyük bir boşluk oluştu, dualarımda Deryanın ruhuna yer açtım. Belki de bambaşka bir hayatı olabilirdi, kendi karanlığında kayboldu, deyip sustum.
Günler, aylar geçti. Oğlumuz büyürken onun küçük ellerini her gördüğümde, başımıza gelen tuhaf mucizenin kıymetini daha derinden hissettim. Kadirle sessizce anlaşmıştık; geçmişte yaşanan her şeyi sırtımızda bir yük gibi taşımak yerine, Alperin sıcak gülüşünde kendimize yeni bir hayat kuracaktık.
Bir gün parkta, Alperin minik adımlarını izlerken, yanımda yaşlıca bir kadın oturdu. Çantasından bir parça börek çıkarıp paylaştı, Evladım, hayat bazen çok yorar Sonra bir bakarsın, bir dilek bambaşka bir yoldan seni buluvermiş. dedi.
Kafamı kaldırdım, hafifçe gülümsedim, gözleri bana yıllar önce cami avlusunda rastladığım yaşlı kadının gözlerini anımsattı. Elimi Alperin başına uzatıp onu kollarıma çektim.
Haklısınız, dedim, Allah bazen insanlara hediyesini çok acayip yollarla gönderiyor. Biz hâlâ şaşkınımız ama her sabah ona şükrediyoruz.
Şaşkınlığınız güzel, kalbinizi sakın kapamayın. Kimi zaman dua ettiğinizi sandığınızda bile dualarınız başkalarını da içine alır, dedi ve uzaklaştı.
O günden sonra geçmişin ağırlığı yavaşça hafifledi. Evliliğimizde, oğlumuzun gözlerinin içine bakarken aslında her şeyin ilahi bir hesapla, bazen tuhaf, hatta etik sorgulamaları zorlayan bir planla da olsa, olması gerektiği gibi olduğunu kabullendim. Bazen mucize, tam da başka birinin faciasından doğar; acı ve umut aynı potada yoğrulur.
Artık biliyordum: Hayat, her anı adım adım yazılan, insanı hem korkutan hem büyüten bir roman gibi. Ve bazen en karanlık hikâyeler bile, umuda açılan bir kapı bırakır ardında.
Şimdi odamıza dolan çocuk gülüşleriyle, hayat bir bahar sabahı gibi taze. Biz, geçmişimizi anımsar ve geleceğe el ele yürürken, içimizde tek bir söz yankılanıyor:
Her yolun sonunda, insan yine insana ve mucizesine sığınıyor.




