Vira, Akşam Yemeği İçin Telaşla Eve Dönerken Apartmanın Önünde Ambulansı Görünce Kalbi Duracak Gibi …

Vildan ağır market poşetleriyle apar topar eve yetişmeye çalışıyordu.

Aklı fikri akşam yemeğini hazırlamakta, oğlanları doyurmakta, küçük olanla da ödevlerine yardım etmekteydi.

Daha binanın köşesinden gelirken, evlerinin önünde bir ambulans görünce içini bir telaş kapladı, adımlarını sıklaştırdı kocası Koray son zamanlarda hiç iyi değildi, acaba aniden kötüleşti de acil servis mi çağrıldı?

Siz on beşinci daireye mi? endişeyle, titreyen sesiyle şoföre sordu.

Yok abla, on dörde geldik. Bir yaşlı teyzenin durumu kötüleşmiş, diye cevap verdi şoför.

Vildanın içi rahatladı. Demek ki, kendilerine değildi. O zaman komşuları, Nazire Hanıma gelmişlerdi. Tabi, üzülmemek elde değil, yaşlı kadın zaten yıllardır yalnız, yaşını da alınca sekseni geçmişti.

Kedisi de var Nazire Hanımın, eğer hastaneye kaldırılırsa ona bakacak birisi lazım olacak, diye düşündü Vildan, kendi dairesinin katına çıkarken.

Komşusunun kapısında bir hareketlilik vardı. Kapı ardına kadar açık, sedye orada, Vildanın eşi Koray ambulansta görevliye yaşlıyı taşımada yardım ediyordu.

Şimdi şoför de gelince birlikte hallederiz, dedi sağlık görevlisi.

Nazire Hanım, Vildanı görür görmez sevindi:

Vildancığım, bak beni hastaneye götürüyorlar. Sana anahtarımı bırakıyorum, benim Minnoşa göz kulak ol. Maması mutfak masasında, tuvaletini de arada temizlersin, olur mu? Umarım yılbaşına kadar dönerim, dedi ve anahtarını Vildanın avucuna bıraktı.

Elbette göz kulak olurum kedinize. Siz merak etmeyin, çabucak iyileşin! diye Vildan onun elini avucunda sıktı.

Yatın, hareket etmeyin lütfen, dedi fırça atar gibi sağlıkçı. Bakın bir yardımcı daha geldi, şimdi hep beraber taşıyalım

Bir dakika, dedi Nazire Hanım. Vildancığım, senden bir ricam daha olacak. Koridordaki sehpada bir kağıdın üstünde telefon numarası yazıyor. Eğer bana bir şey olursa, o numarayı arar mısın? O kızım Elifin numarası. Yıllardır konuşmadık, aramız bozuk ama olur da

Vildan ona bir şey olmayacağına söz verdi. Komşusu ambulansa bindirilince, kağıdı aldı, kediyi kontrol etti ve daireyi kapattı.

Düşünebiliyor musun, yıllardır aynı katta yaşıyoruz, ben Nazire Hanımın bir kızı olduğunu bile yeni öğrendim, dedi kocası eve gelince.

Ben de yıllarca kimseyi görmedim yanında, dedi Koray. E hadi, yemek var mı bugün?

Vildan hızla mutfağa koşup akşam telaşına başladı, işleri bitirdi, oğlanları uyuttu. Sonra aklına komşusunun kızının bıraktığı not geldi. Kağıdı eline aldı ve düşüncelere daldı.

Saatine baktı, aramaktan vazgeçti saat geçti, hem tanımadığı biri açsa bile Elifi hastaneye zaten almazlardı.

Ertesi gün Nazire Hanımın işini hatırladı Vildan. Minnoşa bakmak üzere komşunun evine girmişti. Doymuş, minnettar bir kedi kucağına gelip mırıldanırken, Vildan tereddüt etti Elifi aramalı mı, aramamalı mı

Sonunda kararlı bir şekilde aradı:

Alo Elif Hanım, siz beni tanımazsınız, ben annenizin komşusuyum. Dün ambulansla hastaneye kaldırdılar, bir uğrasanız iyi olur diye düşündüm.

O kadından bana ne! diye sertçe yanıtladı Elif. O benim için uzun yıllardır anne değil.

Allah aşkına, insan hiç böyle der mi? dedi Vildan içerleyerek. Ne olursa olsun, aranızda ne geçmişse geçmiş! Belki Nazire Hanım bir daha dönemez eve; annenizden bu kadar mı kırıldınız, görmek bile istemiyorsunuz?

Hanımefendi, bu sizi hiç ilgilendirmez, dedi Elif umursamazca.

Sizde hiç vicdan yok mu! Ben annemi bir dakika daha görebilmek için ömrümün yarısını verirdim! Bakın, ben kendi anneme altı yıl baktım, her şeyimiz oldu, itiraf edeyim, çok zor günlerim de oldu Yatalak birine bakmak kolay değil Şimdi onsuz neredeyse on yıl geçti, keşke bir on yıl daha baksaydım da yaşasaydı!

Hattı kapattı Vildan öfkeyle.

Minnoş, döndü kediye, eğer senin sahibin iyileşmezse, seni bizim eve alacağız. Umarım bizim Pamukla iyi geçinirsiniz. Bugün hastaneyi aradım, Nazire Hanımın durumu hala ağır

Yılbaşı yaklaşıyordu. Vildan eşiyle alışveriş dönüşüydü. Koray elinde dallı budaklı bir çam ağacı taşıyordu.

Bir dakika, kapıyı tutun lütfen! Vildan apartmana giren iki kadına seslenerek koştu.

Koray, acele et, gel!

Koray elindeki kocaman çamla alelacele yöneldi.

O sırada Vildan, içeri giren kadınlara baktı ve şaşkına döndü!

Aa, siz misiniz? dedi heyecanla. Nazire Hanım, taburcu mu oldunuz?!

Evet, doktorlar sağ olsun, biraz toparlandım, beni yılbaşına eve gönderdiler. Tanıştırayım, bu Elif kızım! dedi Nazire Hanımın gözleri mutluluktan parlayarak.

Aa, biz tanışıyoruz aslında, Elif gülerek ekledi. Gerçi uzaktan!

Hep beraber yukarı çıkarken Elif annesini koluna takmıştı. Koridorda Elif, Vildana yaklaştı ve mırıldandı:

Zamanında gözümü açtığınız için size çok teşekkür ederim. Müsait olunca bir uğrayabilir miyim?

Tabii, dedi Vildan şaşırarak.

Yarım saat sonra Elif, elinde bir pasta ile Vildan ve Korayın kapısında belirdi. Çay eşliğinde sohbet ederlerken, anlatmaya başladı:

Annemle tam on yıl önce saçma sapan bir sebepten dolayı küstük. Halini bile net hatırlamıyorum. Kendisi de eski öğretmen, hep bana akıl verir, o gün de bana ders vermek istemişti. Ben de öfkelenmiştim.

Çok ağır şeyler söyledik, uzun süre hiç konuşmadık; sonra sadece bayramlarda uzaktan telefon açtık.

Bir keresinde de anneme, Keşke olmasan, annelik adı altında sürekli bana ders vermesen, demiştim.

Ama siz arayıp hastalandığını söyleyince, ilk başta içten içe sevindim.

Sonra siz kendi annenizden bahsedince korktum. Gerçekten olmazsa, çocukluğum, annemle olan tüm anılarım yok olacak; bu dünyada bana anne diyecek kimse kalmayacak, koskoca dünyada yalnız kalacaktım

İki gün sizin dediklerinizi düşündüm, sonra gururumu bir kenara bırakıp annemin yanına hastaneye gittim.

Siz inanmazsınız, beni görür görmez iyileşmeye başladı. Bir daha asla bırakmayacağım onu! dedi Elif, gözleri dolu dolu ve annesinin yanına koştu.

Ne söyledin kıza o kadar? diye sordu Koray, kadın gittikten sonra.

Sadece doğruyu Gerçekten insanın gözünü ancak gerçekler açar, dedi Vildan. Hadi sevgilim, bugün annene de bir telefon açmayı unutma. Hatta yılbaşını beraber kutlamaya gidelim mi? Artık ikimize bir annemiz kaldıKoray tebessüm etti, Vildanın elini tuttu. O esnada içeriden oğlanlar seslendi; minnoş kedi ve Pamuk, ağacın etrafında döne döne birbirlerini kokluyor, etrafa neşe saçıyorlardı. Yılbaşı ışıkları evin içini sımsıcak bir aydınlığa bürümüş, geçmişin kırgınlıkları, öfkeleri Vildanın gönlünde tatlı bir huzura dönüşmüştü.

O akşam Koray annesine, Elif annesine, Vildan ise uzun zaman önce kaybettiği annesine bir dua gönderdi. Hayat kısa, zaman akıp gidiyordu sevgi, affetmek ve sahip çıkmak ise insanı insana bağlayan en kıymetli armağandı.

Yılbaşı gecesi, apartmanın koridorunda mis gibi kurabiye ve çay kokularıyla herkes bir araya geldi. Nazire Hanım kolunda Elifle, Vildan yanında çocuklarıyla, Koray omzunda Pamuk ve Minnoşu kucağında taşırken gülümsüyordu. Dışarıda kar taneleri usulca süzülüyor, içeride ise yeni bir başlangıcın huzuru herkesi sarıyordu.

O gece, her şey olması gerektiği gibi yerli yerindeydi; kırık gönüller onarılmış, evlerin pencerelerinden sevgi ve hayat sızmıştı. Ve Vildan, küçük bir iyiliğin nelere vesile olabileceğini bir kez daha anlamıştı.

Çünkü bazen, bir kapı tıklanır… ve hayat yeniden başlar.

Rate article
Lifequest
Vira, Akşam Yemeği İçin Telaşla Eve Dönerken Apartmanın Önünde Ambulansı Görünce Kalbi Duracak Gibi …