Kızım bir Almanla evlendi. Onlarla Almanyada iki yıl yaşadım; torunuma baktım, evi çekip çevirdim.
Kızım ve kocası aynı şirkette çalışıyorlardı, akşam karanlığı çökünce eve dönüyorlardı. İçimde, onlarla birlikte kalıcı olacağıma dair umutlar vardı ama nafileymiş. Bir gün kızımın eşi açıkça, artık yardımıma ihtiyaçlarının olmadığını, evden ayrılmamı istediğini söyledi. Bir ay sonra Türkiyeye dönmüştüm bile. Fakat burada da istenmediğimi fark ettim.
Ben yokken, oğlum ilk eşinden ayrılmış, o kadının evini terk edip benimkine yerleşmiş. Yanında ikinci eşi; genç kadın karnı burnunda. Hiçbir zaman bana danışmadı, bir kez bile fikrimi sormadı.
Şimdi ne yapmalıyım? Oğlumu hamile karısıyla kapı dışarı mı atayım? Atamam elbet. Ama bir oda bir salon evde üç kişi; yakında dört kişi nasıl yaşanır? Unutmadan, ne oğlumun ne de benim ek bir eve gücümüz var; cebimizde kuruş yok. Dayanamayıp kızımı aradım, her şeyi anlattım, durumumuzu izah ettim. Belki anlar, bir yol gösterir diye bekledim ama hiç geri dönmediler. Üzüldüm. Yapacak bir şey yok. Herkesin dünyası, bakış açısı başka…
Oğlumun tavrı aslında anlaşılır; benim bir daha geleceğimi sanmıyordu. Şimdi, mutfağın daracık kanepesinde uyuyorum her gece. Gündüzleri evde durmuyorum; alışveriş yapıyorum, eski işyerine uğruyorum, dostlarımla sohbet ediyorum. Oğlumla aramda kavga dövüş yok, ama gelini beni yok sayıyor; varlığım ona fazla geliyor, belli ki.
İnanmazdım, altmış yaşımda, hem de öz evimde kendimi böyle gereksiz, dışarıda kalmış hissedeceğime Oğlumun tek düşündüğü hamile karısı; başka dert, başka mesele yok. Barınacak yer diye düşünmeye zahmet etmiyor bile.
Şimdi yarım gün bir iş arıyorum. Gelinin ailesi köyde yaşıyor. Acaba oğlumun karısına, Git, ailenin yanına yerleş, burada olmaz, desem mi? Ama oğlum orada iş bulabilir mi? Sanmıyorum. Bir türlü karar veremiyorum Ne yapsam, nasıl yapsam bilmiyorum.
Press «Like» and get the best posts on Facebook ↓



