Bak işte! diye bağırdı Arda. Her şey tam oldu! Son laf her zaman erkeğin olmalı!
Sabah erkenden Yılmazlara şehirden büyük torun ziyarete geldi. Yakın zamanda düğününde göbek attıkları torunlarıdır bu. Arda gelmişti patates almaya; zira küçükken de hep en sevdiği babaannesiyle dedesine hem patates ekmede, hem toplamda yardım etmek onun göreviydi.
Eee Arda, bi anlat bakalım, Melikeyle evlilik nasıl gidiyor? diye hemen sordu babaanne, ocakta tencereyi karıştırırken.
Valla, babaanne, bazen iyi, bazen karışık geçiyor işte diye isteksizce cevap verdi torun. Duruma göre değişiyor
Dur hele! dedi dede Kemal hafifçe kaşlarını çatıp. Ne demek karışık? Yoksa şimdiden kavga mı var?
Yani Daha kavga edecek durumda değiliz de, evde kimin patron olacağına karar veremiyoruz, itiraf etti Arda.
Aman ya Rabbim deyip güldü babaanne ocaktan. Bunun için mi tartışılır? Zaten her şey ortada.
Yani, tabii ki dedi dede kahkahasını zor tutarak Evin başı her zaman kadın olur.
Hah, hadi canım diye seslendi babaanne ocaktan.
Dede, ciddi misin? Arda gözlerini kocaman açtı. Dalga geçiyorsun galiba?
Vallahi dalga geçtiğim yok, dedi Kemal amca. İnanmıyorsan babaannene sor bak. Söyle bakalım, Emine, evde son söz kimindir?
Hadi oradan, bırak şunu, diye gülümsedi babaanne.
Yok yok, söyle bakalım, diretti dede. Evin son kararları bende mi sende mi?
Eee yani bende
Olmaz böyle şey! dedi Arda inanmayarak. Ben hiç öyle bir şey sezmiyorum burada. Hem bence evin reisi illa erkek olmalı.
Boş ver Arda, dedi dede yine gülerek. Gerçek bir ailede işler senin düşündüğün kadar düz gitmiyor. Dur, sana birkaç hikaye anlatayım, sen de anlarsın.
Hikaye
Başlıyoruz gene, diye mırıldandı babaanne. Bak şimdi motordan bahsedecek
Hangi motor? dedi Arda şaşkınlıkla.
Şu ahırda paslanan, dedi dede memnuniyetle. Tam yüz yaşına basacak neredeyse. Ama biliyor musun, bana o motoru kim aldırdı?
Babaanne mi? Aldırdı?
Evet. Parasını da kendi birikiminden verdi! Ama önce başka bir mevzu var tabii.
Bir gün elime biraz para geçti, motora yetecek kadar. Dedim ki Emineye, motor almak istiyorum, hem yan sepetlisi var hani; patatesi daha kolay taşıyalım, tarladan eve. Eskiden köyde patates ekilecek arazi veriyorlardı.
Babaanne diretmez mi Diyor ki, Motoru boşver, gel şu renkli televizyonlardan alalım. O zamanlar ne pahalıydı! Patatesi de sen hep bisikletle taşırsın, aynen öyle devam et diyor.
Bir çuvalı at kadroya, dön dolaş. Tamam, dedim, senin lafın son laf. Gittik, televizyon aldık.
Ee, motor ne oldu? dedi Arda iyice şaşırıp.
Motoru da aldık tabii dedi Emine iç çekerek. Ama ondan çok sonra. Dedem sırtını sakatladı, bütün patates işini bana kalınca, haliyle ben de anladım, motor almak şart. Domuzları kestik kasımda, bizde domuz yok ya, örneğe niyetle anlatıyor; ben de biriktirdiğim parayı dedene verdim, Git, şu yan sepetli motoru artık al, dedim.
Bir sene sonra sonbaharda yine para birikti, diye devam etti dede. Dedim, bu sefer yeni bir banyo (hamam) yapalım, eskisinin çatısı çökecek gibi, duvarlar da bitik. Emine yine karşı çıktı, Boşver, gel güzel mobilya alalım, misafir gelir görür, evi adam edelim. Tamam dedim, son söz senin. Gidip mobilya aldık.
Baharda da hamam çöktü, çatısı kar tutamadı, dedi Emine sonunda. O günden sonra karar verdim, Kemal ne derse öyle olacak!
Bak işte! diye atıldı Arda. Dedim ben! Son söz erkekten çıkar!
Yok yok Arda, dedi dede iyice gülerek. Sen yanlış anladın. Ben bir şeye kalkışmadan önce bir güzel Emineye sorarım, Şunu şunu yapalım mı? derim, o da kararını verir. Sonra dediği neyse, o olur.
Ben de o günden beri Sen nasıl uygun görüyorsan, öyle olsun, derim hep.
O yüzden Arda, dedi dede, konuyu toparlayarak, Son söz her şekilde kadının olmalı. Oldu mu?
Arda önce derin derin düşündü, sonra birden kıkırdamaya başladı. Bir süre güldü, sonra suratına aydınlık geldi.
Tamam şimdi anladım, dedecim. Eve gidince aynen Melikeye şöyle diyeceğim: Peki Melike, dediğin gibi Antalyaya tatile gideriz. Arabayı da bu aralar servise vermeyelim. Şanzımanda gıcık bir arıza var.
Araba yolda kalırsa da, boşver. Koca kış işe otobüsle gideriz, en fazla bir saat erkenden kalkarız, ne olacak Oldu mu dede, yanlış mı düşünüyorum?
Tam üstüne bastın, dedi dede keyifle başını sallayarak. Bakarsın bir-iki yıla denk gelirsiniz ortak akılda.
Ve evin başı her zaman kadındır. Adam rahat eder vallahi. Deneyimli konuşuyorumArda bir an durup babaannesinin parlayan gözlerine baktı. Hep çocukluğunda gördüğü o sıcak, yumuşak bakış O an içinden geçenleri tutamadı:
İyi ki varsınız, dedi yavaşça. Sizin gibi büyüklere bakınca insanın evini de hayatını da nasıl idare edeceğini öğreniyor. Sanırım en güzel ailede, son laf değil, gönül birliği önemliymiş.
Babaanne gülümseyip torununun elini tuttu.
Herkesin gönlünden geçen son laf olur bazen, ama önemli olan birlikte gülüp yola devam etmek. Yaşamın sırrı bu çocuğum.
Dışarıda horozlar öttü, tencereden patatesin kokusu yayıldı. Üçü birlikte mutfakta bir süre sessiz durdular; anın verdiği huzurla. Sonra Arda hafifçe kıkırdadı:
O zaman, babaannem ne derse o!
Birden herkes kahkahalarını tutamadı. Güneş yükselirken, mutfağı eski hikâyelerin, yeni umutların ve üç neslin kahkahasının sıcaklığı sardı. O gün Yılmazların evi, kararların değil, sevgide birleşenlerin yuvası oldu.




