Köyde Şura Teyze’nin Kedisi Öldü: Kahraman Kedinin Zaferleri, Eski Defterler ve Oğlak Dolu Bir Mezar…

Köyümüzde yıllar önce yaşanmış bir olayı hala hatırlarım. Şirin ninenin kedisi öldü bir sabah. Öyle sıradan bir kedi değildi hani, köyde namı yürümüştü nice rakibini alt etmiş, bir dolu fare yakalamış; hatta dişi kediler arasında hiç vakit kaybetmezdi. Gel gör ki, zaman hepimizi yaşlandırıyor, Şirin ninenin kocakarı kedisi de yirmi yıla yakın yaşayıp, dayanamadı, göçüp gitti bu dünyadan. Büyük bir ustasını toprağa verir gibi özenliydi Şirin nine, kedisini beyaz bir bezle sardı, küreğini kaptı, arka bahçenin kenarına doğru yürüdü gözü yaşlı.

O sırada, Şirin ninenin kocası Kadir Ağa (Kadir Yılmaz) avlunun köşesindeki kilerde uğraşıp duruyordu. Bir tabureye yaslanıp bir şeyleri tamir ediyor, arada söylenip hafiften homurdanıyordu.

Şirin nine, kedisinin mezarını kazıp, son vazifesini yerine getirdikten sonra, küreği çamura bulana bulana geri dönerken, yanından köyün şehirlisi, komşusu Mehtap teyze geçti.

Allaha emanet olasın, Şirin Hanım abla! dedi Mehtap teyze, adettendir diye de bir hal hatır sordu: Bu elinde kürekle nereye böyle?
Eh, dedi Şirin nine, Benim Veli, eski hayat arkadaşım, vefat etti. Allah aldı canını, yaşlıydı. Ağlayıp arka bahçeye gömdüm işte.

Mehtap teyze bu duyduğuna inanamadı. Daha dün, Kadir Ağayı bakkalda görmüş, şeker, Samsun sigarası, bir şişe rakı aldığını hatırlıyordu.

Olamaz! dedi şaşkınlıkla, Kadir Ağa mı öldü! Ne çabuk yani? Dün bakkalda gördüm ben onu sapa sağlam.
Evet evet, daha dün gürbüz gibiydi, başını salladı Şirin nine, Bütün gün neşeliydi de, bir de koca bir hamsi yedirdi kendine. Akşam yatağımızda, benimle azıcık da yaramazlaştık
Mehtap teyzenin gözleri büyüdü.

Bu sabah da bir anda keyfi kaçtı benim Velinin, rahatsızlandı İşte şöyle devrildi, bir şeyler mırıldandı, sonra gitti, can verdi.

Mehtap teyze gözlerine dizlerine inanamayıp, usulca Aman Allahım, diye fısıldadı.

Nasıl olur, dün daha sapasağlamdı, dedi, Ee, o kürek de neyin nesi o zaman?
Arka bahçeye gömdüm işte, yineledi Şirin nine, Beyaz bez sardırdım, üzerine küçük bir dal diktim, unutmayayım diye.

Mehtap teyze, şehirlidir ya hani, köy işlerinin adabını tam bilmezdi. Ona ilginç geldi; birinin eşini böyle arka bahçeye gömmesi, üstüne bir de dal dikip yerini belirtmesi.

Hay maşallah Şirin Hanım abla, dedi düşüne düşüne, Ne de olsa elin alışkın! Böyle kendi başına gömmüşsün. Oysa… hiç olmazsa muhtara haber vermez miydin, öldüğünü kayıt altına alsın diye?

O an Şirin nine, Mehtap teyzeye hayretle baktı.

Aaa, ne diyorsun yahu! diye gülüp geçti, Veli elbette babayiğitti ama, her ölen için muhtara mı gidilir? Muhtar her işi mi bırakacak bizim için? İyisi mi İçişleri Bakanını da çağıralım hemen!

Mehtap sustu. Şirin nine küreği diğer omzuna aldı.

Sizin şehirlerde böyle adetmiş tabii, dedi alttan alarak, Şikayet olunca hemen savcılar, memurlar gelir… Bizim köyde işler başka türlü yürür. Öleni de hemen bahçeye gömeriz. Arka tarafta yer bol.

Demek öyle, mırıldandı Mehtap. Ben bu köyün işlerini tam öğrenememişim. Amma da arka bahçeye gömmüşsün! İnsan mezarlığa koyar bari.
Şirin ninenin sabrı taşımaya başladı.

Ee, ölüyü ne yapacağım? Mezarlığa, Müslümanların yanına mı koyayım? Çok mu lüks! Yıllardır kim ölse arka bahçeye gömüyorum.

Mehtap teyze usulca bir kütüğe oturdu. Küreğe yanaşmamaya, gözü ilişmemeye çalıştı. Tedirgindi, ayakları titriyor gibiydi.

Ama Şirin Hanım abla, dedi en sonunda, Herkesi arka bahçeye mi yığıyorsun! Kaç kişiyi gömdün şimdiye dek?

Saymadım ki, diye düşündü Şirin nine, Mesela Veliden önce Saffet vardı. Uslu biriydi güya ama içten çakaldı. Geceleri yana sokulurdu, sabah bakardım çarşaf sırılsıklam. Uh, ne döverdim onu! Daha önce Mesut vardı… O da yumuşak başlıydı, ama onun da zamanı geldi, gitti. Ben daha neler gömdüm neler

Şirin nine bir hışımla küreği toprağa sapladı, noktayı koydu sanki.

Şimdi hepsi arka bahçede yan yana yatıyor: Veli, Saffet, Mesut… güzellerim benim. Boşuna dertlenmem; Tülay da yakında bana yeni birini verecekmiş. Benim ömrümde kedi tükenir mi hiç?

O sırada, Kadir Ağa birden kilerden toprak içinde, sinirle fırladı arka bahçeye.

Ölmemi mi istiyorsun sen be başı kara cadı?! diye bağırdı karısına. Az daha üstüme toprak çökecekti, bağıra bağıra zar zor kurtuldum! O bunlar, sen de burada geyik çeviriyorsun!

Küreği karısından çekip alırken söylendi:

Ver bakayım şunu! Çizmelerim orda kaldı, onları da çıkaracağım. Hah, rakı şişesi de orada kaldı…

Mehtap teyze ise o kütükten usulca kayıp bayıldı. O arada, kilerdeki rakı şişesi bir hayli iş gördü doğrusuŞirin nine, Mehtap teyzenin baygın hâlini görünce bir kahkaha patlattı. Kadir Ağanın çizmelerini peşinde sürükleyerek toprağı eşeleyişi, küreğin köstebek yuvasına saplanışının sesi, bütün köyün arka bahçelerde neler döndüğüne dair söylenceleri bir anda hatırlattı ona. Köy yerinde ölüm bile macera, diye mırıldandı Şirin nine, göz ucuyla kocasına bakarak.

Sonra başına yaşmak bağladı, Mehtap teyzenin yanına eğildi, usulca kulağına fısıldadı: Bak kızım, burada kediler de ölür, kocalar da… Ama merak etme, hepsi yerini bulur. Ya bahçede, ya gönülde. Bir an, bahçeye bakan gözleri uzaklara daldı; arka arkaya dizilmiş ufak tümseklere, titreyen çiçeklere, her birine iliştirdiği eski anılara…

Kadir Ağa küreği yere bırakıp cebinden bir mandalina çıkardı, karısı ile omuz omuza oturdu, diliyle dişini karıştırarak gülümsedi: Bize her gün mezarlık, her gün düğün, her gün şenlik. Daha nice kedi gömeriz!

Mehtap teyze gözlerini açtığında başucunda iki bilge ihtiyar ve bir sürü mezar hikâyesi buldu. Şehirde hayat mı varmış? diye iç geçirdi. Bahçede bir yerlerde yeni bir kedi miyavladı; köyde hayat, arka bahçelerde inadına devam etti. Ve bütün köy, yeniden eski tadında, dedikodusuyla ve kedileriyle dönmeye devam ettigizli mezarlarıyla, şaşkın komşularıyla ve hiç eskimeyen neşesiyle.

Rate article
Lifequest
Köyde Şura Teyze’nin Kedisi Öldü: Kahraman Kedinin Zaferleri, Eski Defterler ve Oğlak Dolu Bir Mezar…