Aile Bağları ve Fedakarlık: Dede Evinde Sığınak Arayan Derya, Annesinin Menfaati, Şiddet Yanlısı Eşi…

– Babaanneciğim, bir süre sende kalabilir miyim? diye hıçkırarak sordu Elif. Artık onunla yaşayamıyorum.
– Tabii ki kalabilirsin, istediğin kadar burada kalabilirsin kızım, dedi Zehra Hanım yumuşacık ve torununu sımsıkı sardı. Yine mi seni üzdü?
– Yine, derin bir iç çekti Elif. Annem de bana ondan ayrılmaya izin vermiyor, kavga çıkmasın diye eşimin ailesiyle arası bozulmasın istiyor. Ama artık dayanacak gücüm kalmadı.
Elifin annesi, Zehra Hanımın pek sevdiği biri değildi zaten. Soğuk, hesapçı bir kadındı; onun için çıkar ve gösteriş her şeyden önemliydi, başkalarının hislerinden çok daha fazla. Elifi de sırf eşinin babası nüfuzlu bir yer işgal ediyor diye Zekiyle evlenmeye zorlamıştı.
– Zeki sana el kaldırıyor mu? diye sordu Zehra Hanım.
– Kaldırıyor, dedi Elif, gözlerinden yaşlar süzülerek.
– Bunu annenle baban biliyor mu? diye endişeyle sordu Zehra Hanım.
– Biliyorlar, dedi Elif, gözyaşları arasında.
– Biliyorlar da ayrılmana izin mi vermiyorlar? Zehra Hanım çok şaşırmıştı.
– Evet, dedi Elif. Diyorlar ki ayrılırsam onları herkesin önünde rezil edeceğim. Bir de suçlu benim, sözde daha alttan almam lazımmış. Ama nasıl alttan alayım babaanne, adam zaten kötü ve acımasız! Dayanamıyorum daha fazla.
– Dayanamıyorsan kalma, Elifin saçlarını okşayarak teselli etti Zehra Hanım. Burada kal, annenle babanla ben konuşurum.
– Nasıl yani, kocasından ayrılmış! diyerek bağırdı Nesrin, Zehra Hanım gelinine telefonda durumu anlatınca. Hemen evine dönsün!
– Bağırma, Zehra Hanım sertçe sözünü kesti. Elif hiçbir yere gitmiyor.
– Sizin yüzünüzden düştüğümüz duruma bakın! sinirli bir şekilde konuştu Nesrin. O kadar para harcadık düğüne! O kadar emek! Eşinin ailesi itibarlı insanlar, şimdi her yerde yüzümüzü eğip gezeceğiz.
– Bize asıl sen rezil ediyorsun, yine de sineye çekiyoruz, diye cevap verdi Zehra Hanım. Yeter artık, konuşacak halim yok. Mesajımı aldın.
Zehra Hanım telefonu kapattı, Nesrin ise öfkeyle telefonunu duvara fırlatıp kaynanasına demediğini bırakmadı. Zehra Hanım hemen oğlunu aradı:
– Sen bu pisliğin Elife şiddet uyguladığını biliyor muydun? diye sordu oğluna sert bir sesle.
– Yani… Duydum gibi ama… Belki Elif abartıyor, bilemiyorum… diye lafı geveledi Ahmet.
– Şaka mı yapıyorsun sen? Kızına eşi şiddet uyguluyor, sen hâlâ belki abartıyor diyorsun? sesi yükseldi Zehra Hanım.
– Ben ne yapayım anne, onun kocası işte…
– Elifin kocasını adam gibi konuşmaya zorlasana! diye bağırdı Zehra Hanım. Kızımıza kabadayılık yapıldığında arkasında ailesi olduğunu, sahip çıkan biri olduğunu öğrensin! Kızımız sahipsiz değil!
– Karışma anne, kendileri çözsün, dedi Ahmet asabi bir şekilde.
– Her şey belli oldu işte, dedi Zehra Hanım kızgınlıkla. Sizin mutluluğunuz için kızınızı harcadınız.
İki gün sonra Zehra Hanımın evine tam bir çıkarma yapıldı. Nesrin, kocası Ahmet ve Elifin babası Mehmet, kapıyı çalar çalmaz içeri daldı.
– Elif derhal evine dönmeli! dedi Nesrin daha içeri girer girmez.
– Elifin kimseye bir borcu yok, dedi Zehra Hanım sakin ama kararlı. Siz nasıl annesiniz, babasınız? Kızınız size emanet, sizse onu sanki yabancı biriymiş gibi harcıyorsunuz. Bir insan evladına böyle mi davranır?
– Hep sizin yüzünüzden, kötü emsalden! diye suçladı Nesrin, Zehra Hanımı. Bu işin başında Grici Beyle aramızı bozmam, kızımın hatırına bu evliliğin sürmesini istiyorum.
– Önce Grici Bey oğluna insan gibi davranmayı öğretsin, genç bir kıza el kalkmaz! dedi Zehra Hanım, Zekiye baka baka.
Zeki gözlerini yere indirdi, Nesrin ise damadını savundu:
– Bir kere vurdu, abartmayın. Her evlilikte tartışma olur.
– Ahmet, sen de böyle mi düşünüyorsun? dedi Zehra Hanım oğluna.
– Anne bırak, kendileri arasındaki mesele, dedi Ahmet. Elifin de huyu çok kırılgan, biraz değişmesi lazım.
Bunun üzerine Zehra Hanım oğlu Ahmete bir tokat yapıştırdı, ardından da Nesrine ve Zekiye sertçe birer şaplak attı. Üçü de afalladı. Zehra Hanım onların afallamasına bakmadan:
– Bak, ben de sevdiğim için yaptım! Keyfime dokunduğunda böyle yaparım. Hoşunuza gitmedi mi? Alındınız mı? Demek ki sizin de huyunuz hemen alınıyor, e o zaman siz de karakterinizi değiştirin!
Kapıyı açıp hepsini dışarı iteledi:
– Hadi hadi, siz de gidin, şu iş bilmez oğlanı da götürün, bir de babasına selam söyleyin, oğlunun terbiyesini versin. Nesrin, Grici Beye yakın olmaya bu kadar meraklıysan, çık onun oğluyla sen evlen!
– Bir daha bu eve asla gelmeyeceğim! diye bas bas bağırıyordu Nesrin merdivenlerden inerken.
– Ne güzel, oh! diye arkasından seslendi Zehra Hanım. Kayınvalide olarak idareliksin de annelikten sınıfta kalmışsın!
Kapıyı kapatınca ellerini ovuşturdu ve odasında endişe içinde bekleyen Elife:
– Bak kuzum, insan kimi zaman hakkını aramasını bilmeli. Hayat başkalarının gönlünü yaparak heder edilecek bir şey değil, onlar seni takdir etmez bile.
– Ama annemi ikna etsen, eşimden ayrılsam ne derler, mahallede ne konuşurlar? diye çekinerek sordu Elif.
– Kimin ne dediği seni ilgilendirmez, onlar hiçbir zaman senin yerine üzülmeyecek, dedi Zehra Hanım. Herkes kendi yolunu çizer, sen kendi hayatına sahip çıkacaksın.
O sırada Nesrin evde Ahmete bağırıyordu:
– Sen o anneni ikna edeceksin, karışmasın bizim eve! Şimdi millet ne der? Elifin evliliği bizi yukarı taşır, ayrılırsa her şey biter! Duydun mu?
– Nesrin, neden bu kadar istiyorsun üstte olmayı? dedi Ahmet yorgun sesle. Nedir eksik olan?
– Para! Statü! Saygınlık! Herkes bana imrensin istiyorum! diye bağırdı Nesrin histerikçe.
Ahmet derin bir iç çekti, kafasında zonklayan martı gibi niye evde huzur olmadığını düşündü. Eşine bağırmak istemedi, sadece:
– Tamam Nesrin, annemle konuşurum, dedi.
– Konuşurmuş… diye onu alaya aldı Nesrin. Tüü senin gibi adama!
Ahmet odadan çıktı. Tartışmadan, kavgadan hiç hoşlanmazdı, içine atardı.
Ertesi günü Ahmet yine annesine geldi:
– Hiç uğraşma, ikna etmeye çalışma! dedi Zehra Hanım kapıdan girer girmez.
– Zaten etmeyeceğim, diye yanıtladı Ahmet.
– O zaman niye geldin?
– Anne, ben de bir süre sende kalsam olur mu?
– Nesrin seni bu kadar mı bunaltı?
– Çok yoruldum onun kavgalarından, derin bir nefes aldı Ahmet. Sanki ipin ucu kaçtı.
– Suç senin de, dedi Zehra Hanım. Kendi sınırlarını çizemeyip hakkını aramayınca sonunda seni kimse saymaz. Her dediğine peki dersen, herkese boyun eğersen böyle olur.
Ahmet başını salladı. Elif gelip başını omzuna yasladı. O da bilir ki, annesi hep babası üzerinde baskındı, babası ise sessiz, kibar biri olarak annesiyle uğraşamıyordu.
– İyi ki Elif zamanında çıkmış o ilişkiden, diye yumuşakça baktı Zehra Hanım torununa. Hayatınızdan siz sorumlusunuz, siz karar vereceksiniz. Kaliteniz de kararlarınıza bağlı. Anlaştık mı serçeler?
Elif ve Ahmet başlarını salladı, Zehra Hanım ise gülerek ekledi:
– Daha çoook eğiteceğim ben sizi!
O gün Ahmet evden biraz eşyasını aldı, Nusrete de ayrılmak istediğini söyleyip Zehra Hanımın evine yerleşti. Nesrin ise yine bağırdı, tabak bardak kırdı, ortalığı yıktı ama çaresizdi.
Zeki ise her gün Elifi arayıp dönmesini istedi. Önce yalvardı, sonra tehditlere başladı ama Elif kararlıydı; artık eski yaşantısına dönmeye niyeti yoktu, kendine yeni bir hayat kurmayı hayal ediyordu.
Bir hafta sonra Grici Bey kapıya dayandı, avazı çıktığı kadar bağırarak:
– Burada delirdiniz mi? Kız kocasını bırakıp kaçmış, oğlan eşini! Çabuk herkes evine dönsün! Zehra Hanım da bu saçmalıklara son versin!
Elif ve Ahmet bir şey diyemeden Zehra Hanım elini beline dayadı:
– Sen kimsin bana akıl verecek? Git oğlunu yetiştir önce! Saygı, şefkat öğrenmeden gelmesin karşıma!
– Ben konuştum oğlumla, dedi Grici Bey, daha sakinleşerek. Bir daha olmayacak, söz.
– Oğluna baştan öğretecektin, hiç böyle iş çıkmasaydı, dedi Zehra Hanım.
– Hadi abartmayın, çocuğun hayatı kaymasın, gözlerini kısıp dedi Grici Bey. Oğlum Elifi seviyor, toparlanır. Hem bu ayrılıkla mahcup oluruz. Ben de laf yayarım, Elif kocası varken dışarı çıktı, temizlik bilmezmiş filan derim, duyulsun ister misin?
– Grici, beni korkutamazsın, sakince dedi Zehra Hanım. Gerekirse ben de senin dediklerini ortaya dökerim. Mesela okuldaki altına kaçırma meselelerini anlatırım. Hangisi daha çok konuşulur dersin: Senin oğlun eşinin yanında rezil oldu mu yoksa ilkokulda altına kaçıran büyük adam mı?
Grigi Beyin yüzü bembeyaz oldu:
– Yok artık, bunu söylemezsin!
Zehra Hanım onun ilkokul öğretmeniydi, isterse bütün şehre anlatabilirdi. Kimse olmamıştır diyemezdi; herkesin aklında o kalırdı.
– Bilemiyorum, ciddi bir ifadeyle dedi Zehra Hanım. Senin tavrına bağlı.
Grigi dehalarını toparladı, akıllı adamdı:
– Tamam, mesajı aldım, dedi.
– Aferin! dedi Zehra Hanım, canlanarak. Şimdi git, bana ve Elife en iyi termal otelden hafta sonu tatili ayarla, ruhları dinlendirmeye gidiyorlar diye de herkese anlatırsın.
Grici bir an düşündü; Zehra Hanım yüksek sosyetenin hocalarındandı, sözünün önünde durulamazdı. Herkese farklı yaklaşmak lazımdı: kimi şirinlikle, kimi sopayla, kimi de ufak bir tehdit ile.
– Olur, dedi Grici. En güzel otelde ağırlanacaksınız. Kusura bakmayın, oğlum için özür dilerim. Eğitememişiz.
– Doğru, eğitseydin bunlar olmazdı, dedi Zehra Hanım. Bundan sonra tövbe et, kim elalem ne der diye değil, vicdanınla yaşa. Adaletli olursan elalem de laf etmez.
Grici başını salladı, teşekkür edip gitti. Otel rezervasyonunu da hemen yaptırdı. Zehra Hanımı her zamanki gibi çok severdi, ona saygısı eksik olmadı. Elife de çok üzülüyordu, Zekinin evliliği becerememesine yanıyordu içten içe.
Elifle Zekinin boşanması ancak bir yıl sonra gerçekleşti. O zamana kadar ikisi de yeni hayatlar kurmuştu zaten; işler sessiz sakin halloldu. Elif tekrar evlendi, eşiyle ve iki çocuğuyla çok mutlu bir hayat sürüyor. Babaannesini de yanına aldı, tıpkı vaktiyle Zehra Hanımın onu alıp büyüttüğü gibi.
Ahmet ise eşinden resmen ayrılmadı ama hâlâ annesinin evinde yaşamaya devam ediyor.

Rate article
Lifequest
Aile Bağları ve Fedakarlık: Dede Evinde Sığınak Arayan Derya, Annesinin Menfaati, Şiddet Yanlısı Eşi…