Yanıldınız
Bugün Defne uğrayacak, yedi gibi gelir. Sakıncası var mı?
Selin elindeki tarağı bıraktı ve televizyon kumandasıyla uğraşan kocasına döndü. Kaan bir an bile ekrandan gözünü ayırmadan başını salladı.
Tabii, gelsin.
Selin gülümsedi, tekrar aynanın karşısına geçti. Kocasının ve kız kardeşinin iyi anlaşmalarına hoşuna gidiyordu. Defne sık sık uğrardı, bazen haftada birkaç kez, geç saatlere kadar kalır; ev kahkaha ve sohbetle dolar, şenlenirdi. Selin, onların dizi muhabbetlerine ya da politik tartışmalarına kulak verirken kendini şanslı hissederdi. Güvenilir bir eş, sevgi dolu bir kız kardeş, sağlam bir aile… Tıpkı filmlerdeki gibi, sadece sahiden yaşanıyor.
Arada bir ise içini bir huzursuzluk tırmalardı. Ufak şeyler… Mesela Kaanın, Defnenin iş hikayelerini anlatırken ona biraz fazla yakınlaşması. Defnenin gülerek kolunu omzuna dokundurması. Mutfakta fısıldaşıp Selin içeri girince susmaları. Selin bu düşünceleri kafasından atmaya çalışıyordu. Saçmalık diyordu, sonuçta Defne onun canı kanı, küçük kız kardeşiydi. Defneye okulda anneleri çalışırken bakmıştı hep. Ve Kaan, onun Kaanı. Beş yıldır birlikteydiler. Yakında evlilik yıldönümleri.
…O talihsiz akşam Selin işten erken çıkmak için izin aldı. Akşam için güzel bir yemek hazırlamak, alışverişe uğramak istedi. Ertesi günü özel kılacaktı.
Ev kapısı anahtarı olağandan kolay döndü kilitte. Selin antreye ilk adımı attığında bir tuhaflık hissetti. Evin sessizliği bir garipti, sanki hava yoğunlaşmıştı. Salondan hafif fısıltılar geliyordu.
Koridoru geçti, salon kapısını araladı, eşikte donup kaldı.
Defne, Selinin koltuğunda oturuyordu. O koltukta öyle bir yayılmıştı ki, sanki hep ona aitmiş gibi. Kaan ise pencerenin yanında, Selin girince duvara daha da yaklaşır gibi döndü.
Neyiniz var sizin? Selin, gülümsemeye çabaladı ama dudakları adeta taş gibiydi. Bir şey mi oldu?
Defne ona baktı. Ama Selin tanıyamadı onda bildiği Defneyi. O yumuşak, mahcup, her derdinde ablasına koşan Defne yoktu. Gözlerinde soğuk, garip bir zafer parlıyordu.
Oldu, evet. Kocandan hamileyim, dedi Defne sakin bir sesle. Eşyalarını topla, çık. Bundan sonra ben burada yaşayacağım.
Elini karnına koydu. Hala dümdüz, bol gömleğin altında belli olmuyordu.
Selin öylece kaldı. Kapalı camdan dışardaki bir araba kornası, yan daireden bir televizyon sesi… Dünya devam ederken o nefes bile alamıyordu.
Ne?! sesi çatallandı, kırıldı.
Duydun işte, Defne arkasına yaslandı. Kaanla kararımızı verdik. Herkes rolüne son versin artık.
Selin kocasına baktı. Kaan sanki hala başka bir yere bakıyordu, omuzları düşmüştü, parmak eklemleri pencere pervazını sıkarak bembeyaz kesilmişti.
Kaan, bir adım yaklaştı. Yüzüme bak Kaan.
Kaan döndü. Ne utanma, ne pişmanlık… Sadece yorgunluk, bir de garip bir rahatlama vardı gözlerinde.
Selin… Böyle oldu işte, kusura bakma.
Böyle mi oldu? Selinin sesi uzaktan bir yabancıymış gibi geliyordu. Beş yıllık evlilik, böyle oldu mu diyorsun?
Dramaya gerek yok, Defne kolunu salladı. Hepimiz yetişkiniz. Sevgi bitince biter. Benim Kaanla ilişkim ciddi en azından.
Kaana “Kaancığım” diyecek kadar alışmıştı, Selinin içi titredi.
Ne zamandır? Selin zorla çıkardı kelimeleri. Ne zamandır böyle bu?
Defne Kaanla bakışıp güldü.
Bir yıldan fazla sanırım. Fark eder mi?
Bir yıl. O geç saatlere kadar süren Defnenin ziyaretleri… Mutfaktaki fısıltılar, gizli bakışlar…
Sen benim kardeşimsin sandım, Selin fark etmeden sesi güçlendi. Beni sevdiğine inanmıştım.
Seviyorum tabii, Defne öyle omuz silkti ki, Selinin gözleri karardı. Ama kendimi daha çok seviyorum. Kaanı da öyle. Sen… Sen biraz sıkıcısın Selin. Fazla uslusun, her şeyin kuralına uygun. Bir yerden sonra insanı daraltıyor.
Selin Kaan’a yaklaştı, gömleğinden tutup kendine döndürdü.
Yalan de! Bütün bunlar kötü bir şaka de bana!
Kaan uzaklaşmak istedi, Selin daha sıkı tuttu, gömleği çatırdadı.
Selin, bırak… Her şeyi biliyorsun artık
Hiçbir şey bilmiyorum! Selin öyle bir itti ki, Kaan pencere pervazına çarptı. Beş yıldır sana güvendim, başka şehirdeki terfiye sırf senin için gitmedim, anneni hastanede ben gece gündüz bekledim, sen…
Selinin eli otomatik olarak kanepe üzerindeki yastığı buldu, alıp Kaana fırlattı. Kaan son anda eğildi.
Kendi yatağımızda onunla mı yattın? Yazıklar olsun sana!
Sakin ol, Defne koltuktan kalkıp gömleğinin eteğini düzeltti. Bu ne sinir? Akıllı kadın kriz çıkarmaz böyle.
Selin döndü, raftan yılbaşı fotoğrafının çerçevesini aldı. Geçen yıl çekilmişti; üçü de gülümsüyordu, o gün gerçekten mutluydu, bir ailesi vardı.
Ben seni büyüttüm! Fotoğraf çerçevesini olanca hızıyla fırlattı, çerçeve duvara çarpıp dağıldı, camlar yere saçıldı. Annem işteyken ben bakardım sana! Mahalleden gelen serserilerden seni ben korudum! Ve karşılığın bu mu oldu?
Off abla, tekrar başlama, Defne göz devirdi. On kere anlattın bana bunları. Yeter! Kaan hep genç, canlı kadın isterdi; seni acıdığı için çekti yanında. Bari ben dürüstüm, arkandan iş çevirmedim.
Dürüst mü? Selin öyle bir güldü ki, Kaan bile irkildi sinirlerinden. Bir yıl aldatmaya gizli kapağına dürüst diyorsun?
Masadaki ağır kristal küllük kayınvalidesinden ev hediyesi eline geldi, savurdu.
Selin bırak onu! Kaan koştu ama yetişemedi.
Küllük vitrini parçaladı, yerde kadehler tuzla buz oldu.
Daha yeni başladınız, Selinin alnında ter vardı, nefes nefese kaldı. Bu daha başlangıç bile değil.
Kitaplığa yürüdü, dizili her kitabı, albümü, bibloyu yerlere savurdu. Anılar darmadağın.
Selin yeter! Kaan kolunu tutmak istedi.
Sakın dokunma bana! Asla!
Defne kapının yanına çekildi, ilk defa gözlerinde endişe belirdi.
Bak, usulca konuşalım. Evi bize bırak, Kaanla evleneceğiz, çocuğumuz olacak. Eşyalarını al, çık…
Ben mi çıkayım? Selin durdu, öfkeyle Defneye dik dik baktı. Ben?
Birden, bütün acının ortasında, başka bir his belirdi içinde; soğuk, keskin, berrak.
Siz galiba bir şeyi unuttunuz, yanlış hesapladınız, Selin saçlarını düzeltti. Burası benim. Evi nikâh başvurusundan önce aldık; hâlâ tapu bende. Kaan sana anlatmadı mı?
Defne Kaana baktı, Kaan beti benzi atmış bir halde başını öne eğdi.
Konunun bu kısmı ne alaka şimdi? Defne sinirli bir omuz silkti. Biz aile olacağız, çocuğumuz var, evi sana göre daha fazla hak ediyoruz!
Aile mi? Selin öyle bir tebessüm etti ki, içi kin doluydu. O zaman yeni ailenizi başka yerde kurarsınız. Şimdi, ikiniz de evimi terk ediyorsunuz.
Bizi kapıdan kovamazsın! Defne bağırdı. Gebeyim ben, insanlık dışı bu!
Onu, ablanın kocasına yatarken düşünecektin, Selin kapıyı ardına kadar açtı. Çıkın gidin.
Kaan yaklaşıp koluna dokundu.
Selin, oturup konuşalım bari, ben ne yapacağım şimdi, her şeyim burada Seninle mahkemede görüşürüz o zaman!
Dava aç, hakkın tabii. Ama ev benim, evlenmeden önce aldım, mahkemede hiçbir hakkın yok. Eşyalarını sonra alırsın, haber veririm.
Ama…
Defolun, Selin bu kadar sakin ve kararlı söyleyince Kaan sustu. Sen de, senin hamile sevgilin de, ikiniz de evimden çıkın.
Defne koltuktan çantasını kapıp hızla kapıya fırladı.
Annem hak ettiğin gibi yaptığını duyarsa sana hakkını helal etmez, diye arkasından bağırdı.
Göreceğiz bakalım.
Selin kapıyı kapatıp arkasına yaslandı. Gözlerinden yaşlar süzüldü, titriyordu.
…Üç gün sonra annesi aradı. Selin, içi sıkılarak telefonu açtı.
Kızım, annesinin sesi yorgundu bu kez. Defne her şeyi anlattı bana. Kendi yorumuyla tabii.
Anne, ben…
Dur, sözümü bitireyim. Onun tarafını da dinledim. Sonra ona dedim ki: bundan sonra aklını başına alıp diz çöküp senin affını dilemeden hak iddia edemez, kapımdan içeri giremez.
Selin derin bir nefes aldı.
Yani… yanımda mısın?
Tabii ki. Defne’nin yaptığının ne affı olur, kocan da ondan farksız. Kızım dik dur. O rezil adamdan boşanır, hayatına sıfırdan başlarsın. Hem evin var, ona bir kuruş bile yok. Dayan yavrum, güçlüsün sen, atlatırsın.
Selin yere kayıp ağladı. Bu savaşta yalnız değildi artık. Annesinin desteği vardı. Ve hayatına yine en baştan başlayabilmesine yetecek kadar güç.




