Anne, eşime ne söyledin? Az kalsın eşyalarını toplayıp gidiyordu!
Ona sadece gerçeği söyledim. Oğlum, anlamalısın, Zehra sana uygun değil. Elif senin için çok daha iyi olurdu.
Hangi Elif? Sen nereden uyduruyorsun tüm bunları?
Her zaman oğlumun farklı biri olduğunu bilirdim. O benim ilk çocuğumdu ve onsuz bir hayat düşünemezdim. Büyüdü, evlendi. Bunu bir türlü kabullenemedim. Onu başka birinin ellerine bırakmak, kolay değildi benim için. Hep oğlumun annesi olarak kalmak istedim. Yalnız büyüttüm oğlumu; eşi sürekli şehir dışındaydı, yükü hep ben sırtladım. Hem anne, hem baba oldum ona. Bisikletin tekerini değiştirmeyi, futbol oynamayı, hatta askerlerle oyun kurmayı bile öğrendim, sırf oğlum yabancı kalmasın diye. O da hep takdir etti bunu. O, hayattaki en kıymetli varlığım olduğu için, onun mutlu ve başarılı olması adına elimden gelen her şeyi yaptım.
Ama onun eşi, oğluma olan sevgimi paylaşamazdı. Yeterince ilgilenmez, yemek yapmaz, evi dağınık bırakırdı. Ev idaresi ondan sorulunca ortalarda yoktu. Ben ise her hafta oğlumun evine gider, kirli çamaşırlarını alır, eve getirip yıkar ütülerdim. Kendi anahtarım vardı, onlar işteyken sessizce eve girer, kimse görmeden işimi hallederdim. Gelini sezdirmeden, oğlumun kıyafetlerini temiz ve düzgün dolaba dizerdim.
Çünkü oğlumun işi yoğundu, eşi evleneli üç yıl olmuştu ama hâlâ doğru düzgün çamaşır yıkamayı öğrenememişti; oğlumun çoraplarını, pantolonlarını ilgisiz bırakırdı. Ben ise çocuk deterjanıyla onları özenle yıkardım, çünkü oğlumun bazı deterjanlara alerjisi vardı. Gelinin bunlardan haberi yoktu. O ise tüm kirliyi aynı makinede bir araya atar, rastgele asardı. Oğlumun geçen doğum gününde kendi ellerimle ördüğüm kazak bile küçüldü, tüy tüy oldu çünkü yünü kaynar suda yıkayıp sarkmış şekilde dama asmıştı. Mecburen tekrar söküp örmek zorunda kalmıştım. İşte bütün bunları hatalı yapan birine bırakmaktansa, kendim yaparım daha iyi.
Gelini bunlardan hoşlanmazdı, Benim işim değil, oğlunuza ev işlerini öğretin, derdi. Oğlumu kendi haline bırakmaya gönlüm razı gelmezdi; çünkü görüyorum ki eşi, düzensiz ve pis bir ortamda yaşamaya alışmış. Oğlumun sağlıklı ve huzurlu olması için elimden ne gelirse yapıyordum.
Kocam da bana kızardı, Artık büyüdü, ne halin varsa görsün, kendi eşini kendi seçti, bırak yaşasınlar, derdi. Ama ben geceleri rahat uyuyamazdım; çünkü biliyorum ki oğlum evde yorgun argın hem ütülüyor, hem çamaşır yıkıyor, hem de yemek yapıyor, karısıysa ayaklarını uzatıp dinleniyor.
En sonunda bir gün, bir kez daha tüm çamaşırlarını yıkayayım, ondan sonra artık oğluma karışmayayım dedim. Erken kalkıp, onlar işteyken eve girdim, kıyafetleri topladım. Hatta bazısını gelininkilerini de; çünkü hepsi evi kokutmuş, daha sonra oğlumunkilerle buluşmasınlar istedim. O gün, eski eşim arkadaşına gitti, ben de evdeydim.
Oğlumun ve gelinin çamaşırlarını, yorganlarını hepsini yıkadım ütüledim. Büyükçe bir bohça yaptım; iyi ki evleri çok uzak değildi, taşıması kolay oldu. Oğlumun evi dördüncü kattaydı, bacaklarım rahatsız, genelde asansöre binerim. O gün asansör bozuktu, kendimi merdivene vurdum. Yavaş yavaş zar zor çıkarken, Evladım temiz giysin, yoksa kirli içinde yaşar, diye diye tırmandım. Gözlerim yaşlı, yüreğim sızılı yukarı çıktım.
Evlerinin kapısına ulaştım, anahtarımla içeri girdim. Hemen eşyaları yerine yerleştirip çıkacaktım; zira komşunun köpeği havlayıp herkesi rahatsız edebilirdi. Fakat kapı girişinde bir sürü yabancı ayakkabı gördüm; demek ki erken döndüler. Yine ortalık dağınıktı. Koridorda yerde oğlumun pantolonu duruyordu; muhtemelen ben yıkamayı unutmuştum dedim, hemen alıp ütüleyeyim istedim. Eğilip aldım ve o odadan inlemeler duydum. Kafamı kaldırınca, oğlumu tanımadığım esmer bir kadınla yatakta gördüm. Eşi sarışındı; bu başkaydı.
Donakaldım, baktım. Oğlum bir anda beni görünce öfkeyle bağırdı:
Anne, çık dışarı! Nefes alamıyorum artık senin yanında!
Utanarak odadan çıktım. “Biraz konuşmamız lazım,” dedim. Biraz sonra mutfağa bornozla geldi.
Anne, neden evdesin? Anahtarı nereden buldun?
Geçen yıl sen bana kendin verdin, eve uğrarım diye…
Ama genelde gelmeden önce haber verirler!
Ben çamaşırlarını yıkamaya gelmiştim, haber vermiştim.
Yarın geleceğini sanıyordum.
Bu saçlar boyalı mı, bu senin Zehra mı?
Hayır, o Zehra değil, başka biri…
Sen eşini aldatıyor musun?
Beni bu yüzden yargılayacaksın sandım.
Evladım, seçimin ne olursa olsun, arkandayım.
Elifi daha çok seviyorum, Zehra sadece kariyerle ilgileniyor, evle ilgisi yok. Elif ise evi topladı, yemek yaptı. Belki bir heves, ama yine de Zehra’dan ayrılmam.
O zaman, hangi kızı seçersen seç, yanında olacağım. Kıyafetlerini en sevdiğin deterjanla yıkadım, dolabına dizdim. Bundan sonra seni rahatsız etmem, yeter ki yanında düzen sever iyi birisi olsun…
Çıktım evden, içim huzurluydu; mutfak tertemizdi, tencere ocakta, evi de toplu buldum. Elifin oğluma iyi bakacağına emindim. Oğlumun Zehrayı bırakıp Elifle mutluluğu tadacağına inandım.
Bir hafta sonra mahalle bakkalında Zehra’yı gördüm; alışveriş yapıyordu. Sepetinde avokado, anormal bir yeşil meyve, diyet ekmeği, bulgur ve kefir vardı. Yaklaştım:
Ne oldu Zehra, diyete mi başladın?
Merhaba, Meryem Hanım. Evet, oğlunuzla diyet yapıyoruz. Yazın Baliye gideceğiz, iyi görünmek lazım, dedi yüksekten.
Nasıl oğlumla? Ayrılmadınız mı?
Kim dedi? Yok öyle bir şey!
Elifle gördüm. Mutfakta beraber, evi topladı, yemek yaptı… Zaten oğlum sana söylemiştir, başka biriyle birlikte. Tebrikler, kendine uygun yeni birini bulursun artık.
Hangi Elif? Siz iyice abarttınız! Bırakın artık peşimizi, yeter!
Zehra sepete bıraktı, çıkıp gitti. Meğer ne kadar hırçın olabiliyormuş. Oğlum da dönüp Elifi bırakmış, hayatı Zehra ile yaşamak istemiş.
Bir süre sonra oğlum aradı.
Efendim oğlum, ne oldu?
Anne, eşime neler söyledin? Evden gitmeye hazırlanıyor.
Gerçeği söyledim. Zehra sana uygun değil, Elif daha iyi olurdu.
Hangi Elif? Nerden uyduruyorsun!
Ama ben öyle biliyordum, ayrıldınız sandım.
Hiç ayrılmadık, Elif de diye biri yok! Anne, artık beni arama, evin kilidini değiştirdik. Hayatımda seni istemiyorum, artık bitti!
Hayatta bazen en sevdiklerine de fazla müdahale etmek, onları kaybetmeye sebep olabilir. Sevgimizi, gerektiğinde geri çekmesini de, sınır koymasını da bilmeliyiz. Oğlumun mutlu olmasını isterken, hayatındaki seçimlere karışarak onu kendimden uzaklaştırdım. Meğer gerçek sevgi, bazen müdahale etmeden, arka planda destek vermekmiş.




