Kızım kendi ayakları üzerinde durmaya ve erkek arkadaşıyla birlikte yaşamaya karar verdi. Ama iki hafta sonra Alâ’yı elinde çantalarla apartman girişimizde görünce şaşırdım.

Bir gece eve döndüğümde, kendimi tuhaf bir rüyanın içinde bulmuş gibi hissettim. Koridorda ayak sesleri yankılanıyor, duvardaki eski saatin tik-takları burnuma kadar geliyordu. Odanın kapısını açtığımda kızım Elifin telaşla eşyalarını topladığını gördüm: elbiseler, makyaj malzemeleri, bir de eski ütümüz. Nereye gittiğini sordum ama sesim sis perdesinin içinden gelir gibi boğuk çıktı.
Elif, 18 yaşında bir kızdı, ama sanki birden büyümüş, kocaman olmuştu. Hatta şaşkınlıktan bağırdım ama sesim odadan dışarı taşmadı. Elif dönüp bana şöyle dedi:
Anneciğim, ben taşınıyorum, Emirle birlikte yaşayacağım artık.
Nasıl yani taşınıyor musun? Kim bu Emir? Bize hiç tanıştırmayacak mısın? Kimin parasına yaşayacaksınız? Onun anne-babası ne iş yapar? Çok mu acele ediyorsun kızım? diye sordum. Fakat kelimelerim havada uçuşup tavanda kayboldu.
Anne, artık 21. yüzyıldayız. Ben yetişkinim, kendi hayatım var dedi Elif, sesi hem gururlu hem uzaklardaydı.
Cevap vermedim; içimde büyük bir boşluk oluştu. Elif bavuluna bilgisayarını yerleştirip, eski blenderı da çantasına koyarken bir yandan usulca veda ettim her şeye. Zaten blenderı pek kullanmazdım. Elif kapıdan çıkarken pencereden dışarı bakıp, sokağın lambasının altında ona yardım eden genç bir erkek figürü gördüm. Düş mü, gerçek mi ayırt edemedim. Dış kapıdaki eski korna çaldı ve her şey bir sisin içinde kayboldu.
Madem kendi yolunu seçti dedim, bakalım bu yolculuğun sonunda ne olacak? Ertesi gün birden esen rüzgar gibi, evin kapı kilidini değiştirdim. Kim bilir, yeni hayatında hangi sürprizlerle dönecek?
Günler geçti, Eliften bir haber gelmedi. Onun yetişkinliğe böyle hızlı geçmesini gerçekten beklemiyordum. Ansızın telefonum çaldı; arayan Elifti:
Anne, okulun taksitini öder misin?
İçim burkuldu. Yalnızca para için aramıştı; halimi bile sormadan. Rüyamda, sesimi bulmaya çalıştım ama bir türlü tam çıkmadı:
Hayır kızım, sen özgür bir genç kadın oldun. Artık karışmak istemiyorum.
Harika! Teşekkürler anne! diyerek telefonu sinirle kapadı. Saçları havada dağılırken sesi duvarda yankılandı.
Artık Elifin odasını çalışma odasına çevirmeye karar verdim. Zaten yanında kalmıyordu. Güzel bir masa, sandalye buldum, eski yatağı ise yerinde bıraktım. Belki ileride Elif geri dönmek isterse, bir köşesi hazır olsun diye düşündüm.
İki hafta masal gibi geçti. Bir gün işten dönerken, apartmanın girişinde Elifi bavullarıyla gördüm. Gözleri dolmuş, yüzünde dolunayın gizemi vardı.
Anneciğim, neden geleceğini benimle paylaşmadın? dedim rüyamdaki gibi, kelimelerim pamuk şekerine dönüştü.
Utandım, anne. Beni görünce sevinmedin mi? deyip gözyaşlarını silmeye çalıştı.
O nasıl söz, Elifim? Tabii ki sevindim. Gel, içeri geçelim dedim ve birlikte eve girdik. Elif eski yerlerine eşyalarını dizdi; ama kahve makinesi yoktu. Meğer Emirin annesinde kalmış. Onlar bunu oda ve yemek parası olarak görmüşler.
Emir, meğer otuz yaşındaymış. Okul taksidi için Elif, benden isteyemeyince Emire sormuş ama Emirin umurunda bile olmamış. Sorumluluğu almak istememiş. O an anladım ki her şey sanki bir masal perdesinin arkasında oynanmış, hepsi gerçekliğin sağanak yağmurunda eriyip gitmiş.
Sonunda düşündüm: Emir ne hissetti, işsiz Elifi ailesine götürdüğünde? Yoksa o da rüyada mıydı? Biz hâlâ answeri rüyayla gerçek arasında, incecik bir çizgide dans ediyor muyduk?

Rate article
Lifequest
Kızım kendi ayakları üzerinde durmaya ve erkek arkadaşıyla birlikte yaşamaya karar verdi. Ama iki hafta sonra Alâ’yı elinde çantalarla apartman girişimizde görünce şaşırdım.