Teyzem Kızı ve Damatla Ziyarete Geldi, Pahalı Et ve Şarap Getirdiler; Annem Onları Kapıdan Kovdu!

Bir gün anlatayım sana: Annemle ilgili bir olay yaşadık, hâlâ konuşunca içim burkulur. Annemin büyük bir ailesi var, eskiden altı kardeşlermiş ama şimdi üçü kaldı. Bizim köyde annemle bir de halam yaşıyor. Yazın çalışıyorlar, kışa da yazdan kazandıkları ve bahçeden topladıklarıyla idare ediyorlar. Biz de, onlar da kendi çapımızda sebze yetiştiriyoruz, anlayacağın köy usulü, herkes üretken.

Diğer halam ise şehirde oturuyor, bayağı varlıklı oldular zamanla. Geniş bir apartmanda yaşıyor, bir de göl kenarında yazlıkları var. Eniştem de inşaat şirketinde müdürlük yapıyor. Ama, bunlar hep böyle zengin değildi tabii. Eskiden köyde yaşarken annemle halam ellerinden gelen desteği eksik etmezdi, ne ihtiyaçları varsa koşarlardı. Sonra şehir yaşamına alışınca, biraz unuttular köklerini, eski dostlukları. Arası açıldı ailenin.

Bir gün annem tesadüfen duydu ki, şehirdeki halam kızı Gülçiçeki evlendirmiş. Annem çok şaşırdı önce, sonra da insan içinde mahcup olmamak için biliyormuş gibi davrandı. Hani, insanın öz ablası kızını evlendiriyor da, düğün davetiyesi bile gelmiyorsa insan ne yapacağını şaşırıyor. Çok incindi annem, belli etmek istemedi ama içten içe yandı.

Eve gelir gelmez halama anlattı durumu. Halam da dondu kaldı, aynı derecede kırıldı. Uzun uzun konuştular, sonra “Hiç değilse arayıp tebrik edelim, biraz vicdanı varsa belki rahatsız olur,” dediler. Telefon açıldı, bir kuru teşekkür ederim dedi şehirdeki halam, konuşmayı da çok kısa kesip kapattı.

Herhalde içinde biraz olsun utanç belirdi ki, birkaç gün sonra kızı ve damadıyla bizim köye çıkageldi. Ellerinde etler, bir şişe pahalı şarap. Fakat annemdeki kırgınlık öyle geçmiş değil ki… Öyle bir sinirlendi, hepsini dışarı çıkardı. Kapıdan içeri bile almak istemedi, Madem şehirde bize layık görmediniz, düğünde köylü dediniz, buraya gelip ne yüzle giriyorsunuz? dedi.

Eniştem de kendini tutamadı, Evet, biraz utanıyorduk, siz köyden gelince lokantada tüm kokular karışırdı, minvalinde bir laf söyledi. Annemin kalbi daha da kırıldı, resmen kovdu onları: Bir daha bu kapıdan içeri adımınızı atmayın, sizi artık görmek istemiyorum, dedi. Yanımızdaki halam da, annemi yalnız bırakmayıp, Artık sizle bir ilişkim olmasını istemiyorum, dedi, destek çıktı ona.

Aile içi mevzular işte, insanın en çok sevdikleri bazen en çok canını acıtıyor. Bu olaydan sonra annemin kalbinde hep bir yara kaldıAma hayat tuhaf; bir kez yürek kırıldı mı, zaman akar ama izi silinmez. O günden sonra köydeki evin kapıları gerçekten kapandı şehirden gelenlere. Annem bahçede daha çok vakit geçirmeye başladı, toprakla sesi karıştı. Halamla birlikte sabahları çay demlerken, arada dalıp gidiyordu ikisi debelki özlem, belki hayal kırıklığı.

Bahar geldiğinde ceviz ağacı ilk defa bu kadar bol meyve verdi. Halam sabah erkenden dallara çıkıp cevizi toplarken annem ona baktı, sessizce gülümsedi. O an anladılar ki, unutulan dostluklar, kapanan kapılar kadar yeni, sessiz dayanışmalar da vardı. Kimi aile uzaklaşınca, bazen tam yanındaki insan yavaşça daha önemli hale gelirdi. O köy evinde, kırgınlıkların arasında yeni bir güç doğdu; belki eksik ama gerçek bir bağla birbirlerine sarıldılar.

Yaz sonunda, annem cevizlerin yarısını bir bohçada komşularına dağıttı. Halam, Ne olursa olsun, insan insana iyi gelmeli, dedi usulca. Annem başını eğip, Belki o kadar kalbimiz kırıldıysa, hâlâ çok insan kalabildiğimizdendir, diye karşılık verdi.

İşte bizim ailede kan bağı bazen incelip kopsa da, toprağın, emeğin ve paylaşılan çayın içinde başka bir tür kardeşlik büyüyordu. Bazen kapılar kapansa da, gönüllerde bir yer illa açık kalıyordu; çünkü insan, en çok da yaşarken birbirine tutunuyordu.

Rate article
Lifequest
Teyzem Kızı ve Damatla Ziyarete Geldi, Pahalı Et ve Şarap Getirdiler; Annem Onları Kapıdan Kovdu!