Şimdi adeta bir sultan gibi yaşıyorsun! Yurt dışında zengin bir bey ile tanıştın ve artık lüks içinde yüzüyorsun!

Anne ve babamı sadece eski fotoğraf albümünden tanırdım. Annem, ben dünyaya gelirken vefat etmiş; babam ise büyük bir kaybın acısıyla bana bakmak istememiş, beni evlatlıktan reddetmişti. O günlerde beni hastaneden alan ve hayatımda ilk ve en önemli sığınağım olan dedem, bana hem anne hem baba olmuştu.
Dedem yaşlı olmasına rağmen, çalışmak zorundaydı. Bu yüzden, o işteyken bana göz kulak olacak bir bakıcı tutmuştu. Sonra kreşe başlamamla her şey kolaylaştı. Zaman hızla geçti; aramızda bir gün olsun kavga çıkmazdı. Anlaşmazlıklarımızda bile yollarını bulmaya çalışırdık, özellikle de asi bir genç kız olduğum dönemde. Hep dedeme yanımda olduğu için minnettarım. Bazen, eğer dedem yanımda olmasaydı başıma neler gelebileceğini düşünmek bile beni ürkütürdü.
Dedeme olan asıl minnettarlığım, ev işlerinde ona yardım etmek ve derslerime iyi çalışmak olmuştu. O da torununun, bütün yarışmalarda ve spor etkinliklerinde başarılı olmasından gurur duyardı.
Meslek seçimimde de bana yol gösterdi. Biyolojiye çocukluktan beri ilgim vardı, ama hangi yolu izlemem gerektiğini bilemiyordum. Dedem, saygın bir doktor olan yakın arkadaşını tanıştırdı benimle. Onunla sohbet edince ruhumun ne istediğini anladım.
Üniversite hayatım boyunca neredeyse sadece ders çalıştım. Stajımı İstanbulun en iyi hastanelerinden birinde yaptım. Zorluklar da oldu elbet, ama sonunda nöroşirürji alanında uzmanlığımı başarıyla tamamladım!
Mezuniyetimin hemen ardından, ünlü bir özel hastanenin başhekimi bana iş teklif etti. Böyle bir fırsatı kaçırmak aptallık olurdu. Ardından, uzun ve yorucu mesai günleri, arka arkaya ameliyatlar başladıgururla söylüyorum ki, hiç başarısız operasyonum olmadı. Bir yıl içinde, hem hastanede hem de konferanslarda yeni bilgiler paylaştım, tecrübeli doktorlar bile anlattıklarımı dinlemeye gelir oldu. Üç yıl geçtikten sonra ismim yurtdışında dahi bilinir hale geldi. Hal böyle olunca, dedemle şaşırmadık bile Amerikadaki en prestijli hastanelerden birinden teklif geldiğinde. Uzun uzun düşündükten sonra, risk almaya karar verdik.
Yurt dışına taşındık. Dedem ise fazla dayanamadı, özlemi ağır bastı, memlekete döndü. Ben de onunla dönerdim, ta ki hayatımın aşkıyla karşılaşana dek. Leventle bir kongrede tanıştık; kendisi başka bir hastanede cerrahtı. Önce dost olduk, sonra çıkmaya başladık ve bir süre sonra birlikte yaşamaya başladık. Türkiyeye, özellikle Ankarada düğün yapmak istedik; belki dedem beni gelinliğimle görüp koluma girmek ister diye. Ama onu ikna edemedim. Dedem, kendi toprağında hayatını tamamlamak istediğini, yaşının artık sonuna geldiğini söyleyip kararından dönmedi.
Bir seferinde Levent, dedem ve ben tüm gün eski tahta kutuda sakladığımız tombalayı oynarken, hiç beklemediğim bir telefon geldi. Arayan, yıllardır sesini duymadığım babamdı Önce evlilik tebriği etti, ama içimden bir ses bana yalan söylediğini söylüyordu. Sabırsızlanıp ona ne istediğini sordum. Babam ise şöyle dedi:
Bana biraz para ver kızım! Artık başka bir ülkede kraliçe gibi yaşıyorsun, zengin bir adamla evlendin, paraya para demiyorsun. Birazcık babana da versen ne kaybedersin?
Bu utanç verici sözleri daha fazla dinlememek için telefonu kapatıp numarasını engelledim.
Nasıl olup da bana aile olduğunu söyleyecek cesareti buldu, anlamıyorum. Evlatlık hakkından vazgeçtiği günden beri o benim için hiç kimseydi.
Benim ailem sadece iki kişiydi; onlar için her şeyi yapardım ve hâlâ yaparım. Fakat babam O artık benim için bir yabancıdan ibaret.

Rate article
Lifequest
Şimdi adeta bir sultan gibi yaşıyorsun! Yurt dışında zengin bir bey ile tanıştın ve artık lüks içinde yüzüyorsun!