Abi, şimdi sana içimi dökeceğim, hazır mısın? Bak, 41 yaşındayım ve bugüne kadar eşime hiç yanlış yapmadım, bir kere bile aldatmadım. Ama ondan önceki hayatım, vallahi hiç pırıl pırıl değildi. Hiç ciddi bir ilişkim olmamıştı. Tam anlamıyla özgür yaşayıp, özgür takılıyordum. Bir gün Ayşe ile, ertesi gün Zeyneple buluşuyordum; cuma günü kahvede arkadaşlarla oturuyor, cumartesi günü cluba gidiyorduk. Kimseye hesap vermiyordum çünkü kimseye sözüm yoktu.
O zamanlar İstanbulda bir elektrikçi atölyesinde çalışıyordum, fena da kazanmazdım. İşten çıkınca arkadaşlarla Ortaköyde, Kadıköyde barlara giderdik, bazen doğum günü partisine katılırdım. Bazen bir kızla geceyi geçirir, sabah hiçbir iz bırakmadan hayatından çıkardım. Kötü biri olduğumdan değil, sadece ciddi bir şey aramıyordum. Hep baştan söylerdim, Benim olayım bağlılık değil diye.
Her şey eşimle tanıştığım gün değişti. O zaman Cerrahpaşada hemşirelik stajı yapıyordu. Bir elektrik arızası için hastaneye gitmiştim. Beni priz konusunda yardıma çağırdı, başladık muhabbete. Adınız ne? dedi, ben de sordum, güldük, şakalaştık. Mesai bitince bana numarasını verdi. O gece hemen yazdım. Eskisi gibi havalı, rahat değil; elim ayağım titriyordu, resmen ilk gençliğimdeki gibi.
İlk buluşmalarımız çok sıradandı. Emirganda yürüyüş yaptık, parkta dondurma yedik, iş çıkışı börek yedik. Yavaş yavaş başka kadınları görmemeye başladım. Zorla değil, tamamen içimden geldi, sevgimi başka yere harcamak istemedim. Biliyordum ki, o kadın geçici değil.
Ona sevgili olmayı teklif ettiğimde, açıkça söyledim, Bak, bu işe başlarsak doğru düzgün devam ederiz, yarım yamalak iş istemiyorum. O da gözlerimin içine bakarak dedi ki, Ben paylaşamam. Ben de, Ben de. O an anladım ki, sadakat sadece başka kadına bakmamaktan fazlası, verdiğin sözü tutmak.
Düğünümüz öyle gösterişli olmadı. Kiralık bir odada, ödünç yatakta, küçük bir elektrikli ocakta yaşadık. O gece nöbet, ben fazla mesai Ne maceraya, ne gezmeye fırsatımız vardı. Sadece yorgunluk, faturalar ve ortak hayallerimiz vardı.
Ama tabii hayat öyle salt gül bahçesi değil. İşyerinde bir kadın gece yarısı mesaj atıyor, tesadüfen fotoğraf gönderiyor, sürekli, Sen bu kadar yorgun bir kadına layık değilsin diyordu. Bir gece otoparktı bekledi, Motelde buluşalım dedi. Hayır dedim ve eve gittim.
Bir arkadaşın partisinde sarhoş bir kadın yanıma oturup kolumu okşadı. Ayağa kalktım, eşimi buldum ve selam bile vermeden çıktık. Kaba görünmeyi tercih ettim, çünkü bir yapılan hata geri alınmaz.
Arkadaşlar hep dalga geçiyor, Sen eskiden canlıydı, şimdi ise tam sıkıcı adamsın diyorlar. Haklılar aslında, eskiden kendim için yaşıyordum, şimdi biriyle yaşıyorum.
Geçenlerde oğlum sordu, Evli olduğun dönemde başkalarıyla oldun mu? Hayır dedim. Şaşkınlıkla baktı ve dedi ki, Arkadaşlarımın çoğunun annesi babası aldatmadan dolayı ayrılmış. O an anladım ki; bu seçim sadece evliliğimi değil, çocuklarımı da şekillendiriyor.
Bekarken çapkındım, çünkü sorumluluk yoktu. Ama o özel kadını bulduğum gün, sadakatin bir kafes değil, her gün yeniden yapılan bir seçim olduğunu anladım. Bugün hâlâ onun yanında olmayı seçtiğim için pişman değilim, aksine içim rahat.
Press «Like» and get the best posts on Facebook ↓



