Mert eve döndü. Eşini hiçbir yerde bulamadı. Kısa bir süre sonra oğlunu komşuda buldu…

Mert eve döndüğünde çok şaşırdı; çünkü ne eşi ne de bir yaşındaki oğulları evdeydi. Evin sessizliği ve ailesinin yokluğu, içinde tarif edilemez bir huzursuzluk uyandırdı. Telaşla konuya açıklık getirmek için hemen karşı komşuları Zeynep Hanım’ın kapısını çaldı. O sırada, Zeynep Hanım kapıyı açtı ve kucağında küçük oğlunu tutuyordu.
Meğer Mertin eşi Esra Hanım, acil bir işi çıkınca oğullarını Zeynep Hanıma emanet edip alelacele evden ayrılmıştı.
Her ne kadar Mert bebek bakımına alışkın olsa da, eşinin neyin bu kadar acil olduğunu açıklamadan birdenbire gitmesi aklını kurcalıyordu. Yine de içinden Esranın ona mikrodalgada bir miktar yemek bırakmış olmasına minnet duydu.
Saatler ilerledikçe yarım saat, bir saat, iki, beş Mertin endişesi katlanarak arttı. Defalarca Esrayı aradı, ama telefonlar cevapsız kaldı. Zaman geçtikçe umutsuzluk içinde oğlunu yatırdı ve sessizce eşinin eve dönmesini beklemeye başladı.
Sonunda, telefon çaldı. Mert ümitli bir şekilde hemen açtı ve telaşla Esraya gün boyunca nerede olduğunu, ne yaptığını sordu. Fakat Esra, sorulardan kaçındı ve ona beklenmedik bir şey söyledi: Artık eve dönmeyecekti, oğullarını da sonsuza kadar Mertin yanında bırakmaya karar vermişti.
Mert, duydukları karşısında adeta donup kaldı; ne diyeceğini, ne yapacağını bilemedi. Telefonu elinde tutarken bunun kötü bir şaka olmasını diledi. Ancak artık oğlunun hem annesi hem babası olarak tek başına hayata tutunma ve onu en iyi şekilde yetiştirme sorumluluğunu üstlenmesi gerekiyordu.
Hayatta bazen ummadığımız, hazırlıksız yakalandığımız zorluklar çıkabilir. Ama önemli olan, bu zorluklara karşı dimdik durup elimizden gelenin en iyisini yapmaktır. Mertin yaşadıkları, aile kavramının değerini ve sabrın gücünü bir kez daha hatırlatıyordu.

Rate article
Lifequest
Mert eve döndü. Eşini hiçbir yerde bulamadı. Kısa bir süre sonra oğlunu komşuda buldu…