Eski kayınvalidemin, kızımın beşiğine bile göz dikerek çıkıp gittiği o gün.
Eşimle ayrılmaya karar verdiğimi eski kayınvalideme söylediğimde, kadının kılı dahi kıpırdamadı. O meşhur keskin kayınvalide tonuyla bir nefeste şöyle dedi:
O zaman yarın gelip oğlumun eşyalarını alıyoruz.
Gerçekten de geldi tehdit değilmiş, planmış meğer. Eski eşim, onun kardeşi ve bir arkadaşını yanına alarak, ansızın eve dalıverdiler. Sanki hırsızlık çetesi, öyle hızla ve öyle sistemli boşaltıyorlar ki evi. Ben ise kucağımda bebeğimle öylece bakakalıyorum; adamlar sanki banka soyuyor.
Ne olur, televizyonu bırakın bana dedim, kızım boynuma sarılmış halde.
Bebek için O, çizgi film izlemeye bayılıyor.
Bana öyle bir baktı ki sanki böbreğini istemişim.
O TELEVİZYON BENİM! dedi ve abartılı bir gösterişle kabloları sökmeye koyuldu.
ALDIKLARI, HER ŞEYDİ. Yatak, masa, sandalyeler Hatta banyodaki daha önce yerinden oynamış aynayı bile. Ev öylece boşaldı ki sesim yankı yaptı duvarlardan. Geriye yalnızca kızımın beşiği, eski bir sallanan sandalye ve ben kalmıştık ağlamamı tutmaya çalışarak, kızımın önümde beni çökmüş görmesinden korkarak.
Ama asıl film sahnesi şurada: Kamyon kapının önünde yüklü beklerken, o boş odaya bir kez daha girdi, ben de orada kalakalmıştım. Sözümona bana acıyacak.
Gitme demeni bekliyorum, dedi aniden, gözlerinde cezalı bir köpeğin bakışıyla.
Derin bir nefes aldım, kendimde kalan son gururla cevabımı verdim:
Hayır.
Her şeyi aldı ve çıktı gitti. Gerçi, birlikte satın aldığımız sandalye takımı ve fırını büyüklük gösterip bırakmış. Ne cömertlik!
O gece, bomboş duvarlara baka baka sessizce ağladım. Yine de GURURLUYDUM bir çatal için, bir tabak için ondan bir şey istemek, yıldızı söndürmek gibiydi.
Bir yıl geçti
Kapı zili çaldı. Karşımda o: eski kayınvalidem. Torunumu bir göreyim bahanesiyle (!) çıkagelmiş. Ben ise, en güzel tebessümümü takınarak kapıyı açtım.
Buyurun, hanımefendi, dedim ve kenara çekildim.
AMA O ANKİ SURAT İFADESİ!
Ev tıklım tıklım dolu. Yepyeni bir köşe takımı (evet, ailemden ödünç ama o bilmiyor), şık bir masa takımı, zarif bir vitrin, KOCAMAN BİR DÜZ EKRAN televizyon kızım animasyon izliyor, hem de pırıl pırıl HDde! Perdeler, halı, hatta duvarlarda tablolar
Belli ki yerleşmişsin, dedi, ağzı açık vaziyette.
Evet efendim, diyerek, yeni çay takımımda ona çay doldurdum.
Bir yılda çok şey başarılır insan rahat bir nefes alabildiğinde.
Çay boğazına takıldı. O AN KAZANMIŞTIM.
Çünkü o bir yıl boyunca, eski eşimin familya sohbetleri sonrası eve sızıp kalmalarına katlandığım tüm zamanlar boyunca, şimdi o evi sevgiyle, kendi emeğimle ve bana ait güzelliklerle doldurmuştum.
Kızım halının üstünde yeni oyuncaklarıyla gülücükler saçıyor. Eski kayınvalidem ise şaşkınlıkla evi süzüyor, sanki başka bir dünyanın kapısını aralamış gibi. Ben de çayımı yudumlarken düşünmeden edemedim:
Teşekkürler, her şeyimi alıp götürdüğünüz için bana kendi ayaklarım üzerinde durup kim olduğumu kanıtlama fırsatı verdiniz.
Şimdi söyle: Sana hiç, seni küçümseyen biri olmadan hayatında daha da iyi bir noktaya geldiğini gösterdiğin o tarifsiz zafer anı denk geldi mi? Ben hayata o gün kazandım.




