Eski gelinim yılbaşı yemeğine çıkageldi, ve hepimiz küçük dilimizi yuttuk.
31 Aralık akşamı, saat 20:47de kapı zili çaldığında ailecek göz göze geldik; sanki az önce mahallede yangın çıkmış da ilk haberi biz almışız gibi bir hava esti salonda. Annem elindeki kepçeyi fasulye tenceresine düşürdü. Babam yılbaşı şarkısını nakaratın ortasında durdurdu. Ben ise, az kalsın damla sakızlı kurabiyeyle boğuluyordum.
Kimseyi mi bekliyoruz hâlâ? diye annem, misafirleri kafasında hızla sayarak sordu.
Kardeşim Kadir, dört yaşındaki kızı Elifle legolardan kule yaparken başını kaldırdı. Yüzünden resmen kan çekildi.
Yok ya Olmaz dedi mırıldanarak.
Ama oluyordu işte. Çünkü kapıyı açtığımızda, altı ay önce Kadirden ayrılan eski yengemiz Derya kapıda belirivermişti. Bir elinde bol mayonezli Amerikan salatası, ötekinde şık bir şişe kırmızı.
Aileciğim! diye bağırdı, dişlerinin tüm sırlarını ortaya seren bir gülümsemeyle. Mutlu Yıllar!
Sessizlik öyle koyu bir hâle geldi ki, hindi bıçağını alıp havada dilimleyebilirdik.
Derya diye başlamaya yeltendim, doğru kelimeyi ararken. Hani sen
Hani Kadirle ayrıldık mı? diye sözü ağzımdan aldı, içeriye sanki her şey güllük gülistanlıkmış gibi girdi. Evet, ayrıldık. Ama ben ONDAN ayrıldım, sizden değil ki! Burada Kadirle mi eğleniyoruz? Hayır! Aileyle kutlama, aileyle olur.
O diplomatik annem, ilk şoku atlatıp hemen cevap verdi:
Bakınca mantıklı aslında
Anne! diye isyan etti Kadir.
Derya yengeeee! diye bağırıp Elif kucağına koştu.
Ve o anda anladık ki, bu işin içinden çıkamayacağız…
Hayatımda geçirdiğim en tuhaf, en uyumlu ve aynı zamanda büsbütün absürt akşam yemeği oldu. Derya her zamanki yerine kuruldu, bize hindi servisine yardım etti, hatta tuzu Kadire öyle doğal bir şekilde uzattı ki, hepimizin ağzı açık kaldı.
Püreden ister misin biraz daha? diye sordu Kadire.
…İsterim, sağ ol, dedi o da şaşkın şaşkın.
Hâlâ motor gibi horluyor musun geceleri?
Derya, Allah aşkına…
Yeni sevgiline söyle bari, en azından hazırlıklı olur.
SEVGİLİM YOK!
O zaman acelemiz yok demek ki.
Babam beni masanın altında tekmeledi, gülmekten kendini zor tutuyordu. Annem ise gözünü şarabına dikmiş, dünya umurunda değilmiş gibi yaptı.
İşin rüyamsı kısmı, hediye faslına geçildiğinde başladı. Derya HERKESE hediye almıştı. Tabii ki Kadir de boş geçilmedi ona meditasyon ve öfke kontrolüyle ilgili bir kitap aldı.
Ayrı çöp kovası meselesinde çabuk geriliyorsun da… dedi tatlı tatlı, Kadir dişlerini sıkarak paketi açarken.
Ama herkesin gardını nihayet düşüren, Elifin kanepede başı annesinin, ayakları babasının üstünde uyuyakaldığı an oldu. Derya ve Kadir göz göze geldi; şu dünyada sadece ortak bir geçmişi olan insanların paylaşabildiği cinsten bir bakıştı bu.
Sen yine de ailedensin, dedi annem, Deryanın elini tutarak. Ayrılık ayrı, aile ayrı.
Yemekten sonra bulaşık yıkarken içimden geçirdim: Bizim aile tam anlamıyla fonksiyon bozuk ama bir o kadar da şahsımıza münhasır.
Kadir, uyuyan Elifi kucaklayıp arabaya götürürken mutfağa uğradı.
Seni de bırakayım eve, dedi Deryaya, hafif bir teslimiyetle.
Ne centilmen adamsın! Görüyorsun değil mi, neden sana aşık oldum?
Görüyorsun neden boşandık, dedi Kadir.
Ama ikisi de gülüyordu. Bakalım yeni yılda bu hikâye nasıl devam edecek…




