Hayat Dolu ve Takdire Şayan Babaanne Eliza Hanım’ın Torunu Olya’ya Evlilik Çabaları: Gecelerden Kulü…

Ah canım, sana Elif Hanımdan bahsetmek istiyorum, biliyor musun? Elif Hanım, enerjisiyle yaşını unutturmuş, tam kafasına göre bir kadın; 60ını biraz geçmiş. Bir gün torunu Büşraya, inceliğe bakmadan şöyle dedi:

Büşra! Vallahi sabrım kalmadı. Yeter, artık rahat rahat öleyim mi?

Büşra ince yapılı, siyah saçlı, sanat tarihi okumuş bir kız. O kadar tuhaf bir soru karşısında şaştı kaldı:

Ne zaman evleneceksin? Ben de huzur içinde gideyim mi bu dünyadan? Sen neredeyse 27 oldun, diye devam etti Elif Hanım, ben yaz boyunca niye şu eski kafalı Vasfiye Hanımın yanına taşınıp üç ay boyunca günde yirmi kez onun hemoroidini dinledim sanıyorsun? Aradım, ettim, sen birileriyle tanış diye. Ama sen en ufak bir adım atmadın ya!

Babaanne, nerede, nasıl tanışayım ki İş, İspanyolca kursu, tezim var. Zaten bizim müzede evli olmayan erkek tek bir kişi var, onu da gördün: Arif Bey.

Evet, Arif Bey, o da balık olmasa, kocaman bir kerevit değil, – diye keyifsizce mırıldandı Elif Hanım.

Ertesi gün Elif Hanım, Vasfiye Hanımı aradı ve torununu gelecekteki kocasıyla gece kulübünde tanıştığını öğrendi.

Fakat Büşranın kulübe gitmek gibi bir alışkanlığı yok. Elif Hanım da, mecbur, hem uygun adayları gözden geçirmek hem de başka mekanlara bakmak için kolları sıvadı.

Kulüp girişinde kadınlara saat 21den 24e kadar ücretsiz olduğunu öğrenince, hiç vakit kaybetmeden ertesi akşam kulübe gitmeye karar verdi. Büşraya da Yatmadan önce biraz yürüyüş yapacağım, dedi ve çıktı.

Kapıdaki güvenliğe lafını dinletip bir güzel içeride yüksek tabureye oturdu, barın etrafına göz gezdirdi. Herkes bir anda ilkokulda öğretmen toplantısında gibi gerildi.

Nasıl buldunuz ortamı, hanımefendi, hoşunuza gitti mi? dedi çekinik bir şekilde barmen, koca bir bardak uzatarak. Alkolsüz bir kokteyl, ikramımız.

Hiçbir umut yok, dedi Elif Hanım, düzgün bir kız burada hiç bir şey bulamaz. Bir avuç konyak verseniz ne olur ki Şu kızıl saçlı çocuk nasıl dans ediyor öyle, yoksa kalça kemiğinde bir sorun mu var?

Yeni yıl gelene kadar Elif Hanım kulüpten rock konserine, ateş gösterisinden kasvetli ozanların akşamına, ekstrem bisiklet yarışına, briç turnuvasına, hatta genç şairlerin seminerine kadar her yere gitti. Şairler Elif Hanımı bitirdi. O kadar umutsuz ki, Umarım bir tanesi kancayı takmaz diye içinden geçirdi.

Evet Büşracığım, seni anlıyorum. Ben de zamanında, senin dedenin haricinde onlarca düzgün adam arasında seçim yapmıştım. Vasfiye Hanım bile bir şekilde tercihte bulunmuştu; her ne kadar bütün ömrü boyunca senin dedene hayran hayran bakıp dursa da… Ama şimdi, gençler, Büşracığım, inanılmaz derecede zayıf kalmışlar, insanın gözüne takılacak birisi yok.

Mart ayında Elif Hanım Büşranın işine uğramak için Vasfiye Hanımı ziyaret ettikten sonra müzeye doğru yol aldı. Müzeye yaklaşırken bir anda ayağı kaydı ve yere düştü, iyi ki de merdivenlerde değildi. Bir asker gelip kaldırdı. Elif Hanım, askerin yardımına yaslanarak kendisine bakıp kırık çıkık var mı diye kontrol etti, askeri dikkatle süzdü:

Komutanım, siz tankta mı görev yapıyorsunuz? Rahmetli eşim de tank taburunu yönetiyordu. Sizin bir saatinizi ayıracak vaktiniz var mı acaba?

Asker, yaşça büyük bir kadına yardım ettiği için ve kendisinin hristiyan duygularına sahip çıktığı için hafiften içerledi ama başını salladı.

Harika. Peki daha önce bu tarihi müzeye geldiniz mi? Gelmediniz mi? Yazık. Tavsiye ederim. Şimdi girin içeri. Excursiyonu size Büşra Hanım versin, kendisi harika bir rehber. Bayılacaksınız.

Asker, kendini nasıl müzeye sürüklenmiş buldu, o da anlamadı. Elif Hanım sanki hipnotize etmişti

***
Bir iki hafta önce Elif Hanım, uyuyan torunu Mert’e fısıldıyordu:

Bak kuzum, benim pamuk ayıcığım Yakında okula gideceksin, baban askerî akademiyi bitirecek, annen de nihayet doktorasını tamamlayacak. Ben de içim rahat bir şekilde göçüp gideceğim bu dünyadan. Ama tek başına mı büyüyeceksin sen, serçem? Sana bir kardeş lazım! Kız kardeşin doğacak, sonra okula başlayacak Sonrasında neler olacak bakalımO sırada Mert uykusunda gülümsedi, minik elini Elif Hanımın avucuna bırakarak mırıldandı:

Pamuk ayıcık ben büyüyünce hep yanında olacağım, babaanne

Elif Hanım bir an duraksadı, gözlerinden birkaç damla süzüldü. Evin sessizliğinde, Büşranın odasından müzik sesi uzak bir umut gibi geldi. Elif Hanım, torunlarının geleceğinde bir şeylerin değişebileceğine, hayatın hiç umulmadık anlarda sürprizler sunduğuna yeniden inanmaya başladı.

Sabah olduğunda, Elif Hanım pijamalarıyla balkona çıktı, eski çiçeklerini suladı ve Büşraya mesaj attı: Kızım, gökyüzü bugün çok güzel; her yeni gün başka bir başlangıçtır. Belki de mucizeler kulüpte değil, kendi evimizde büyür

O sırada Büşra, askeri rehberlik etmiş olduğu genç adamdan bir mesaj aldı: Sizi bu akşam çaya davet etmek isterim. Benim annem de tanışmak ister

Elif Hanım gülümsedi, balkon demirlerine yaslanıp güneşi izlerken kendi kalbinde bir huzur buldu. Belki de bir torun, bir çocuk ya da sadece bir gülümseme Hayat bazen, umut dolu sabahları yaşamak için sabrını eski şarkılarla ölçer. Ve Elif Hanım, en güzel şarkısını dinleyerek, dünyaya yeniden güldü.

Rate article
Lifequest
Hayat Dolu ve Takdire Şayan Babaanne Eliza Hanım’ın Torunu Olya’ya Evlilik Çabaları: Gecelerden Kulü…