KANATLAR YERİNE SIRTINDA BUMERANG: Aile İçindeki Para Kavgası, Lanetler ve Sonunda Umut ve Bağışlama…

KANATLAR YERİNE SIRTTA BUMERANG

Sizi dünyadan silerim! Dans edecek, ağlayacaksınız! diye çığlık attı ağabeyimin eşi, kapının eşiğinde öfkeden titreyerek.
Neden, Lale? Sana bütün parayı verdim. Hangi konuda şikayetin var? annem anlamıyordu neden gelini kendisine tehditler savuruyordu.
Hepsini ödediniz nerede yazılı, kim gördü, senet var mı? Bizimle, Selimle, bu evin yarısını ödemelisiniz! Lale gitmiyordu, diretti.
Bak Lale, bu iş uzamasın. Ben o an oradaydım, paranın teslimine şahidim. İstersen bunu kabul et. Ağabeyime selam söyle. Onu biraz hizaya sokmalı. Bir daha buraya gelme ben de araya girmeden edemedim. Annem savunmasızdı.
Sonra pişman olursunuz, ama artık çok geç! Hoca bulup size muska yaptıracağım, lanet edeceğim! diyen Lale çıkıp gitti.

Babamın vefatından sonra, annem köydeki evi satıp benim üç odalı evime taşındı. O zaman dul kalmıştım, beş yaşındaki oğlum Can’ı büyütüyordum. Annemi keyifle evimde ağırladım.
Feriha, sen rahatsız olmazsın değil mi, Selime evin satışından gelen paranın yarısını verirsem? O da benim oğlum sonuçta. Lale kızıyor, iyi bir koca olmadığını söylüyor, geçimi zorlaştırıyor annem kaygıyla bana sordu.
Aman anneciğim, ne dert, tabii ki ver, hakkı ben de adilce düşündüm.

Selim ve Laleyi evimize davet ettik, elden parayı teslim ettik. İki yıl sonra Lale yine geldi, para talep edip tehditler savurdu. Kapıdan çıkardım, unutmaya çalıştım. Yıllarca ağabeyimle ve Lale ile görüşmedik. Aramıza kara kedi girdi sanki. O günden sonra üzerimize muson yağmuru gibi felaketler yağmaya başladı. Dert peşinden dert, hüzün nehrinin ötesine kaçsan, acı kıyıda bekliyor.

Annem hastalandı, ben bilinmez bir derde düştüm, oğlum Canın derisi egzama oldu. Evimiz ilaç kokusuyla doldu, her şey kırıldı, düşüp parçalandı. Gece yarısı saatler durdu. Polis olarak çalışırken, erken emekli oldum. Anneme bakmalı, Canın hastalığıyla uğraşmalıydım. Param da su gibi akıp gidiyordu.

Evimi mor menekşeyle donattım: her yerde menekşe. Yetiştirdim, çoğalttım, pazarda sattım. Menekşe bizi borçtan kurtardı, herkes aldı.

Yılda bir akrabalar gelirdi. Bir hafta misafir kalır, eski ama temiz eşyalar ve yiyecek: et, makarna, bulgur, un getirirlerdi… Sevincimiz sonsuzdu. Giderler, yine aynı dertler başlardı.

Parasızlık, hastalık, sıkıntı.
Umudumu yitirmemek için apartman önünde çiçek tarhı yaptım. Baharda tohum ektim. Basit çiçekler çıktı: aslanağzı, matthiola, calendula Ama bana ilham olan tek buydu.

Bir gün komşum Mehmet geçti, tarhıma bakıp:
Selam, komşu! Sana çiçek için para teklif edebilir miyim? Daha çok çiçek al ki herkes kıskansın.
Kararsız kalınca, Mehmet ceketimin cebine para koydu:
Al, güzel bahçıvanımız! Çekinme, güzelliği hepimiz için yapıyorsun.
Gururlandım, egzotik çiçekler aldım, tarhım cennetten fırlamış gibi koktu, renklenip açtı. Komşular hayran kaldı.
Mehmet her seferinde durur, bakardı:
İyi insanın bahçesinde çiçekler böyle açar.

Sık sık şeker, çikolata, dondurma getirirdi:
Bu sizin, Feriha Hanım, emeğiniz için.
Yabancı birinin ilgisi mutlu etti beni.

Yıllar geçti, biraz huzur geldi evimize.
Annem şifa buldu, oğlumun cildi temizlendi. Beyaz dantel giymiş kadın gibi hissettim kendimi. Sevilmek, sevmek istedim. Yaşı umursamadım artık.

Can, hasta bir babaannesi görerek doktor olmaya karar verdi. Tıp fakültesini kolayca kazandı. Hastanede çalışıyor, ameliyatlarda yardımcı oluyordu. Komşular her sıkıntıda Cana koşup teşhis, iğne, serum istiyordu…
Can reanimasyon doktoru oldu.

Oğlumla birlikte evde tadilat yaptık, Can ikinci el bir araç aldı. Meslektaşı Aysunla evlenecek, o kalp doktoru. Her şeyimiz güzel gidiyor.

Geçenlerde Lale aradı, sesi kısık:
Merhaba Feriha. Bana gelir misin, hastanedeyim..
Adrese gittim, ortak oda, Laleyi buldum.
Neyin var Lale? hasta görüntüsüne şaşırdım. Gözlerinde boşluk vardı.
Böyle oldu, Feriha Selimle ormanda gezdik. Otların arasında bir insan kafatası bulduk, eve getirdik. Temizleyip cila sürdük, kül tabağı yaptık. Birkaç ay sonra ağabeyin trafik kazasında öldü. İki ay sonra oğlum garajda zehirlendi, arkadaşlarıyla içiyordu. Ben de hastalandım, zatürre oldum. O kafatasını eve niye getirdik, iyilik mi gördük? Bütün felaket o kafatasıyla başladı Lale ağladı.
Hayır Lale, her şey kara büyücülere koştuğun gün başladı. Kafatası sonucu bunu söylemem gerekiyordu. Fazla acı getirdi bize.
Haklısın Feriha. Pişmanım. Büyü yaptırdım, lanet ettim. Öfkem siyah zift gibi dağıldı. Sonuç: yalnızlığa mahkumum. Affet. Unutalım kavgalıyı. Gençken sırtımda kanat vardı, şimdi bumerang var. Yanmasını hissediyorum Lale içini çekip sessizleşti.

Her şeyi Cana anlattım:
Anne, Laleyi benim hastaneye nakledelim. Daha iyi bakım olur. Yabancı değil.
Olur, yavrum Laleyi affettim, acıman lazımdı. Herkesini kaybetti.

Mehmet, kaderimizi birleştirmeyi teklif etti. Üst katta yaşıyordu.
Feriha Hanım, bana taşının, birlikte vakit geçirelim. Siz dul, ben dul: sohbet ederiz. Kabul mü?
Evet Mehmet inanamadım, bu mutluluk gökten indi, ruhumu ısıttı.
Annem sevindi:
Bak Feriha, nasibin yanı başındaydı, yavaşça yaklaştı, baktı. Hak ettin bu mutluluğu.
Lale çabuk iyileşiyor, misafirliğe gelmek istiyor. Çağırmalı mı? Can ve Mehmetle danışırımMisafirliğe çağırdık Laleyi; kapımızı açtık, sofrayı kurduk. Menekşe tarlamdan bir demet koydum masaya, umut gibi serildi. Lale kapıdan içeri girdiğinde, gözleri çevremize değdi, yılların yüküyle sarsıldı. Can, elini uzatıp ona yardımcı oldu. Annem kolunu sardı. Mehmet yanında durdu, sessizce gülümsedi.

Lale oturdu, başını eğdi. Sohbete başladık: anılar, geçmişin hüzünleri, bugünlerin neşesi Birlikte yediğimiz makarna bile tatlı geldi. Karanlık günleri, kırgınlıkları konuştukça, menekşelerin kokusu evi doldurdu. Herkes için yeni bir bahar başlamıştı.

O akşam Mehmet, bana pencereyi açtırdı; şehrin ışıkları içeri süzüldü, hayat, sonsuz bir yol gibi uzandı önümüzde.

İçimde sessiz bir huzur yükseldi. Geçmişin bumerangı dönüp gelmişti ama artık sırtımda kanat vardı: affetmek, sevmek ve umut. Gece, menekşe kokusuyla dolu, evimizde gerçek mutluluk ilk kez uçuştu.

Her şey yerini buldu. Yıllar sonra, acının serin gölgesi değil; sevginin, dostluğun sıcak rüzgarı dolaşıyordu evimizde. Ve ben, pencerenin önünde durup iç çekerek, kendi hayatıma yeni bir başlangıç fısıldadım:

Kırık bumeranglar kanata dönüşür; hayat, affedilenlerle güzelleşir.

Rate article
Lifequest
KANATLAR YERİNE SIRTINDA BUMERANG: Aile İçindeki Para Kavgası, Lanetler ve Sonunda Umut ve Bağışlama…