Geçmişi Kurcalama: Taşköy’de Bir Kadının Elli Yaşında Hayat Dönüm Noktası, Sadakatsiz Bir Eşle Zor G…

Geçmişi Karıştırma

Elli yaşını geçenlerde, sık sık kendi yaşamımı düşünür oldum. Adım Neşe, öyle herkesin imreneceği mutlu bir aile yaşantısı sürdüğümü söyleyemem. Bunun da nedeni kocam Zafer. Gençken büyük bir aşkla evlenmiştik, birbirimizi gerçekten severdik. Ne olduysa, Zaferdeki değişimi fark etmemişim.

İzmirin yakınındaki bir kasabada, kayınvalidem Meryemin evinde yaşadık yıllarca. Evde huzur olsun diye elimden geleni yaptım, kayınvalideme her zaman saygı gösterdim. O da bana hep sıcak davrandı. Annem de yakındaki köyde, küçük kardeşimle kalıyordu ve sık sık rahatsızlanırdı.

Meryem Hanım, gelininiz Neşe ile iyi geçiniyor musunuz, diye sorarlardı mahalle dedikoducuları, bazen bakkalda, bazen çeşme başında.

Neşeden ağzımı açıp kötü bir şey söylemem; saygılı, tertipli, çalışkan. Bana her şeyde yardımcı olur, derdi kayınvalidem hep.

Biz de yedik, sanki kaynana gelini över mi, nazar değmesin! derdi kadınlar inanmaz bir tavırla.

Siz bilirsiniz, deyip geçerdi Meryem Hanım.

Benim bir kızım oldu; adını Derya koyduk, herkes çok sevindi.

Neşe, Derya bana benziyor, diye çocukta kendi izlerini aramaktan vazgeçmeyen kayınvalidemle şakalaşırdık, bana kimin benzediği pek fark etmezdi.

Derya üç yaşına gelince bir oğlum oldu, yine sevinç ve telaş evde. Zafer çalışıyordu, ben çocuklarla evdeydim, kayınvalidem de yardım ediyordu. Sessiz, huzurlu bir hayatımız vardı; Zafer ne içkiye düştü ne de kumara, diğer erkekler gibi. Diğer kadınlar kocalarını çoğu zaman kahvehanelerden toplarken, ben böyle bir derdi yaşamadım.

Üçüncü çocuğa hamileyken kocamın bana ihanet ettiğini öğrendim. Köyde gizli kapaklı bir şey kalmaz, Zaferin dul Yaseminle bir ilişkisi olduğu ağızdan ağıza yayıldı. Komşumuz Fadime bunu bana bir gün gelip anlattı.

Neşe, üçüncü çocuğa hamilesin ama Zafer başka kadınlara bakıyor, dedi kaba biçimde.

Fadime, gerçekten mi? Ben bir şey sezmiyorum, dedim şaşkın halde.

Fırsatın mı var ki anlayasın; iki çocuk, bir tanesi yolda, ev işleri, kayınvaliden… O ise kendi havasında. Yasemin, hiç gizlemiyor zaten. Herkes konuşuyor.

Moralim bozuldu, kayınvalidem de biliyordu ama ses etmiyordu; ne yaparsa yapsın oğlunun yuvası bozulmasın isterdi. Defalarca Zaferi uyardı ama nafileydi, Zafer geçiştirip sustururdu.

Anne, kadınlar laf yapar, siz de inanıyorsunuz hemen, diyerek konuyu kapatıyordu.

Bir gün Fadime telaşla geldi.

Zaferi gördüm, Yaseminin avlusuna girdi; ister misin üç çocukla öyle kalmak? Git o kadına, saçını başını yol! Sen hamilesin, Zafer sana el kaldıramaz, dedi ısrarla.

Ben ise tartışacak gücü kendimde bulamazdım, Yasemin zaten kavgadan korkmayan bir kadındı, eski kocası aşırı içki yüzünden nehirde boğulmuştu, Yasemin çok mücadele etmişti hayatta. Ama düşündüm; gideyim, Zaferin yüzüne bakayım, açıkça sorayım dedim. Kayınvalidem engellemeye çalıştı.

Neşe, karnın burnunda, gitme, kendine yazık etme…

Geceye yakın, hava iyice soğumuştu. Yaseminin camına vurdum, gelsin diye bekledim ama kapıdan bağırdı:

Ne istiyorsun, ne vuruyorsun?

Aç kapıyı, biliyorum Zafer sende, diye seslendim.

Git evine, beni güldürme, diye kahkaha attı içeriden.

Bir süre durup eve döndüm, anladım ki açmaz. Zafer ise geceyi içkili dönerek kapattı.

Neredeydin? Yaseminle birlikte olduğunu biliyorum, dedim.

Ne saçmalıyorsun ya, Yaseminde değilim, Sadıkla kahvede oturduk, diye cevapladı.

İnanmadım ama kavga etmedim, geceydi, zaten kavgacı biri değilim. Ne yapabilirdim ki, Suçu olmayan kanıtlanmamış suçlu değildir derler.

İki çocuk, biri yolda, annem hasta, kardeşim ve ailesiyle ev zaten dolu… Nerede kalırız, nereye giderim! diye düşündüm sabaha kadar.

Annem hep bana Kızım, kocamı ben de zor çektim, içip döverdi, çile çektim, ama yuvayı bozmadım, sen de katlan, çocukları için derdi.

Ben annemle her konuda aynı fikirde olmasam da, ayrılıp gidecek yerim yoktu. Kayınvalidem de destekledi:

Kızım, üç çocukla nereye gidilecek? Hep birlikte başa çıkarız belki Zafer’le.

Üçüncü çocuğum olan Elvan dünyaya geldi. Çok narin doğdu, sıkça hastalandı. Hamilelikteki stresim ona geçmişti belki. Zamanla toparladı, kayınvalidem de onun üstüne titredi.

Firma Fadime bir gün daha geldi dedikoduya:

Yasemin, Muratı evine aldı, karısı kovmuş; artık Zafer o tarafa gitmez, dedi ben ise içimde sevindim.

Ama bir ay sonra Fadime yine geldi:

Murat evine döndü, Yasemin yine yalnız; Zaferine dikkat et, kovalamazsan tekrar ona gider, dedi.

Zaman geçti, Zafer de biraz sakinleşti. Fakat erkek milleti ne zaman durulur ki; kayınvalidemi bakkaldan dönerken çocukluk arkadaşı Ayşe durdurup sordu:

Meryem Hanım, Zafer gibi koca nereden çıktı? Neşe hem güzel hem sabırlı, övüp duruyorsun, Zafere yetmiyor mu?

Ayşe, yoksa Zafer yine başkasına mı gidiyor?

Hem de nasıl gidiyor! Evde sırtı yere gelmiyor, tıkınıyor, yıkanıyor, bakılıyor… Şimdi de kasabadaki lokantada çalışan Sehere gidiyor!

Meryem Hanım bana bir şey söylemedi, gizlice kızını uyardı ama Zafer dinlemedi; bağırıp çağırıp susturuyordu:

Anne, ailem için uğraşıyorum, para getiriyorum, siz de her şeye inanıyorsunuz, diye savunuyordu kendini.

Yıllar geçti. Çocuklar büyüdü. Kızım Derya şehirde okudu, orada evlendi, yerleşti. Oğlum üniversiteyi bitirdi, o da şehirde bir kızla evlendi.

En küçüğüm Elvan liseyi bitiriyor, o da üniversiteye gitmek istiyor. Zafer yaşlanınca tamamen eve çekildi, artık ne bir yere gidiyor, ne de bir damla içiyor. Eskiden az içerdi, şimdilerde hiç içmez oldu.

Neşe, kalbim sızlıyor, sırtımda bir ağrı var, ediyor. Dizlerim de ağrıyor, belki ilçedeki doktora görünsem?

Kocama artık içim acımıyor. Yıllarca onun sebep olduğu gözyaşlarım, hayal kırıklıklarım kalbimi taş gibi yaptı.

Artık sağlığı elden gidince eve tıkıldı, şikayet edip duruyor, dedim içimden, isterse eski sevgililerine dertlensin!

Kayınvalidem Meryem Hanım da öldü, mezarlığa babasının yanına gömdük. Evde sessizlik hâkim; bazen çocuklar ve torunlar gelip kalıyor, o zaman seviniyoruz. Zafer çocuklara hep rahatsızlığından yakınır, beni suçlar, ilgilenmiyor diye. Derya ilaç getirir, babasının etrafında döner.

Anne, babama kızma, hasta adam, der kızım, benim de zoruma gider, kızım babasını savunuyor.

Kızım, gençliğinde yaptığı hatalardan kendi sorumlu, şimdi acındırıyor. Ben de yıprandım, sağlığımı onun yüzünden yitirdim, derim savunma yapar gibi.

Oğlum da babasını moral vermeye çalışır; erkek erkeğe konuşurlar.

Çocuklar sanki beni hiç anlamadı. Babalarının ihanetini, çektiklerimi anlatınca bana Anne, geçmişi karıştırma, üzme babamı, derler; Derya ve kardeşi hep aynı tarafta.

Anne, olan oldu, unut gitsin, der oğlum, elini omuzuma koyup teselli eder.

Kızsam da, çocuklar babalarına daha yakın olsa da, anlayışla karşılamaya çalışıyorum; hayat böyle bir şey.

Okuduğunuz için, desteğiniz için teşekkürler. Hayatınızda başarılar dilerim!

Rate article
Lifequest
Geçmişi Kurcalama: Taşköy’de Bir Kadının Elli Yaşında Hayat Dönüm Noktası, Sadakatsiz Bir Eşle Zor G…