Benim dostum Murat, 54 yaşında. Hayatı boyunca iki kez evlenmiş, artık yetişkin olan çocukları var. Boşandıktan sonra İstanbulda yaşamaya başladı; işleriyle meşgul, kendiyle ilgileniyor ve yeni bir ilişkiye başlama konusunda asla çekingen değil. Geçenlerde bana üç farklı kadınla yaptığı buluşmalardan bahsetti; yaşları 37, 45 ve 58. Bu buluşmalar ona hayatla ilgili çok şey kattı.
Birinci buluşma 45 yaş: Araban nerede?
Kadın bakımlı, kendinden emin ve sohbet akıcıydı. Fakat Murat’ın arabası olmadığını duyduğu anda bakışları değişti.
Peki neyle gezersin?
Ya yağmur yağarsa?
Alışveriş merkezine nasıl gidersin?
Bu sorular defalarca tekrarlandı. Murat, kadının gözünde insanı değil, statüyü önemsediğini anladı ve hafifçe gülümsedi:
Eğer ilk sırada yüreğim değil de, sadece arabam değerlendiriliyor ise; bu yol bana uygun değil.
Çıkardığı ders neydi? Dışarıdan gösterdiğin özgüven, içsel olgunluğun göstergesi olmayabilir.
İkinci buluşma 37 yaş: Ben olgun erkeklerden hoşlanıyorum.
Genç, enerjik, iki çocuklu ve hala konut kredisi ödeyen bir kadındı. Dürüstçe anlattı: Güvenilir bir adam arıyorum. Murat hemen sezdi; aradığı şey öncelikle duygusal bağ değil, istikrardı. Yine de sohbet sıcaktı, eğlenceliydi.
Onun yanında olmak güzeldi, ama kendimi kandırmadım. Bazen insan, geleceğe dair planlar yapmadan yalnızca ilgi görmeyi de ister.
Gençlik heyecan demekti, ama derinlik her zaman olmuyordu.
Üçüncü buluşma 58 yaş: Artık bana borçlusun.
Her şey mükemmel başladı: Hareketli, özenli, seviyeli sohbet, ortak espriler, karşılıklı saygı. Ama ertesi gün telefon geldi.
Hadi, Sarıyerdeki yazlığa gidelim, çatının üzerindeki karı temizleyelim! Biz çıkıyoruz, seni bekliyoruz.
Murat şaşkına döndü.
Yardım etmek elbette güzel. Ama bu bir emir gibi söylenince, tüm hevesim kaçtı.
Çıkardığı ders: Bağımsızlık iyidir; fakat buyurganlık yakınlığı yok eder.
Muratın hissettikleri
Her biri kendi hayat hikâyesiyle ilgi çekiciydi. Ama Murat asıl şunu fark etti:
Artık fırtınalar aramıyorum. Yanımda huzur bulacağım, dürüst ve samimi birini istiyorum. Kimsenin kimseyi zorlamadığı, kimsenin duygularla oyun oynamadığı bir birliktelik
Elliden sonra romantizm bitmiyor, olgunlaşıyor. Belki de gerçek aşk, tam da o zaman; hayaller yerine sıcaklıkla ve içtenlikle çıkıverir insanın karşısına.




