“– Kırk yıl boyunca aynı çatının altında yaşadık, şimdi altmış üç yaşında hayatını değiştirmeye mi k…

Kırk yıl aynı çatı altında yaşadık, şimdi altmış üçünde hayatını değiştirmek mi istiyorsun?

Emine, en sevdiği koltukta oturmuş, pencereden dışarı bakarak günün karmaşık olaylarını unutmaya çalışıyor. Birkaç saat önce telaşla akşam yemeğini hazırlamış, eşi Kemali balıktan dönmesini bekliyordu. Kemal ise eve elinde balık yerine uzun zamandır söylemek istediği ama cesaret edemediği bir haberle geldi.

Ben boşanmak istiyorum, lütfen bunu olgunlukla karşıla, dedi Kemal, gözlerini Emineden kaçırarak. Çocuklar zaten büyük, anlatınca anlayacaklar, torunların da umurunda olmaz. Kavga etmeden, huzurla bitirelim diyorum.

Kırk yıl bir yastıkta yaşadık, altmış üç yaşında birden bire her şeyi değiştiriyorsun, öyle mi? dedi Emine şaşkınlıkla. Bundan sonra ne olacak, bilmek istiyorum.

Sen şehirdeki dairede kalırsın, ben taşrada, yazlığa geçerim. Bütün planları önceden yapmış gibi konuştu Kemal. Zaten malı mülkü aramızda bölüşmek gerekmiyor, vakti zamanında çocuklara kalır.

Adı ne? dedi Emine, bitkin ve çaresiz bir sesle.

Kemal yüzü kızarmış halde aceleyle toparlanmaya başladı, soruya cevap vermekten kaçındı. Onun bu hali Emineyi ikna etti, bir başkası vardı kesin. Gençliğinde böyle şeylerle karşılaşmamış, yaşlılığında yalnız kalacağını hiç düşünmemişti.

Belki zamanla alışır, tekrar mutlu olursun, dedi sonra kızları Ayşe ve Elif, annelerini teselli etmeye çalışarak. Babamın davranışını çok da kafana takma.

Her şey bitti, diye iç çekti Emine. Değiştirmenin, eskiyi aramanın anlamı yok, bundan sonra yaşayacağım kadar yaşarım, sizin mutluluğunuz yeter bana.

Ayşe ile Elif önemli bir konuşma yapmak için babalarının yanına yazlık eve gittiler. Döndüklerinde epey üzgündüler, ama annelerine gerçeği anlatmaya pek yanaşmadılar. Sadece konuşma tarzlarını değiştirip, annelerine tek başına yaşamanın daha rahat olabileceğine ikna etmeye çalıştılar. Emine her şeyi anlamıştı, ama kızlarını sorgulamadı, sessizce yoluna devam etmeye çalıştı. Kolay değildi; akraba ve komşular sürekli konu açıyor, meraklarını gizlemiyordu.

Yıllarca eşinle birlikte yaşa, sonra yaşlılığında adam başka birine kaçsın, dedi nezaketsiz komşu kadınlardan biri. O kadın senden genç mi, yoksa daha mı zengin?

Emine ne cevap vereceğini bilmiyordu, ama kafasında rakibi sürekli canlanıyordu, bazen de görmek istiyordu. Bunun için yazlığa, Kemalin yanına gitti, bahanesi yazın yaptığı reçellerden almak oldu. Haber vermeden gitti ki yeni kadına rastlasın, nitekim rastladı da.

Kemal, eski karın burada ne arıyor? diye çıkıştı aşırı makyajlı, gösterişli kadın. Ben sizin tüm konuları hallettiğinizi sanıyordum, burada işim yoktu ki.

Beni bunun için mi bıraktın? dedi Emine, kadına dikkatlice bakarak.

Bu kadının yanında durup bana laf söylemesine izin mi vereceksin şimdi? dedi öteki kadın kabaca. Hem benden sadece birkaç yaş büyüksünüz ama benim fiziğim daha iyi.

Eğer bu yaşta hala dış güzelliğini tek değer sanıyorsa, yazık, dedi Emine, eski eşinin mahcup bakışını yakalamaya çalışarak.

Emine evine dönerken kadının bağırtısını arkasında bırakıp, gözyaşlarını zor tuttu. Eve gelince dayanamadı, ablası Gülşeni arayıp yanına gelmesini istedi.

Hadi canım artık, dedi Gülşen, mutfağa geçip nane çayı demlerken. Kemalin yeni eşi hem güzel değil, akıllı da değildir anlaşılan.

Belki de haklı, ben yaşımı gösteren bir kadın oldum, diye kaygılandı Emine.

Sen yaşına göre çok iyi görünüyorsun, dedi Gülşen samimiyetle. Bence büyük hata yedinci, sekizinci on yılda leopar tayt giyip mini etekle dolaşmak. Kadın her yaşta güzeldir, kendine ve yaşına uygun olmalı sadece.

Emine aynada kendine bakınca ablasının haklı olduğuna karar verdi. Sağlığı da yerindeydi, giysileri şıktı. Kızları ona hep güzel kozmetikler alırdı. Hiç edepsiz olmadı, göz alıcı saçma makyajlardan hoşlanmadı, o kadındaki gibi davranamazdı kesinlikle.

Madem artık özgür bir kadınsın, dedi Gülşen gülerek. Bundan sonra istediğin gibi yaşa, kızların kendi hayatlarını kurdu, bizim yaşımızda kültürel aktivite çok, ben sana moralimi bozdurtmam.

Gülşen sözünde durdu, Emineyi tiyatrolara, konserlere, yürüyüşlere götürdü. Kısa zamanda onlara yaşdaş bir arkadaş çevresi eklendi. İçlerinde bir adam Emineye ilgi göstermeye çalıştıysa da, Emine hemen mesafe koyup uzaklaştı.

Duydum, sen şimdi tiyatrolara filan gidiyormuşsun, yeni arkadaşlar edinmişsin, belki yeniden evlenirsin? dedi Kemal, şehirdeki markette karşılaştıklarında lafıgezerek.

Sen neden buraya kadar geldin? Yazlığa daha yakın pazar yok mu? Yoksa yeni eşin sana yemek yapmıyor mu? diye sordu Emine kendine hakim şekilde.

Alışkanlık işte, yıllarca buradan alışveriş yaptım, yaşlılıkta alışkanlık kolay değişmiyor, dedi Kemal homurdanarak.

Emine konuyu uzatmadı, eve gitmek bahanesiyle ayrıldı. Fakat Kemalin içinden onu arayıp ne kadar pişman olduğunu anlatmak geçti. Çünkü onun tüm hayatı hep ailesinin etrafında geçmişti ve bir anda hareketli Deryaya kapılıp gitmişti.

Önce Deryayla yaşamak eğlenceli geldi; sonra Deryanın ev işlerine hiç ilgi duymadığını, gereksiz dedikodular ve insanlarla vakit geçirmekten hoşlandığını fark etti.

Kemal son zamanlarda sürekli eski evine dönmeyi istiyordu; Emineyle karşılaşınca bu istek iyice arttı. Emine kavga etmiyor, gururunu koruyordu ve Kemal onun sakin, huzurlu hayatını arar olmuştu.

Gene kayısı aldın, ben erik istemiştim, diye söylendi Derya. Peynir de yanlış, mayonezi unutmuşsun.

Eskiden alışverişi Emine yapardı ya da beraber giderdik, sen ise her işi bana bırakıyorsun, dedi Kemal.

Yeter artık eski karını bana örnek gösterme, dedi Derya bağırarak. Yoksa onun için pişman mısın?

Kemal gerçekten pişmandı fakat biliyordu ki bunu ona söylemenin anlamı yok. Emine hiçbir zaman olay çıkarmazdı; kendi halinde, ağırbaşlı bir kadındı ve Kemal yaptığı hatanın telafisi olmadığını artık kesin biliyordu.

Birkaç defa Emineyi aramaya kalktı, nihayet büyük bir kavganın ardından eski evinin kapısına dayandı.

Eşyalarını almaya mı geldin? dedi Emine, onu kapıda durdurup içeri buyur etmeden.

Konuşmak istiyorum, biraz zamanın var mı? dedi Kemal, evden mis gibi erikli kek kokusu gelince.

Ne vaktim, ne isteğim, ne imkanım var, dedi Emine gayet sakin. İstediğini alabilirsin, ben misafir bekliyorum.

Kemalin alacak bir şeyi yoktu, ama söylemek istediği çoktu; yine de doğru sözleri bulamadı. Taşradaki eve dönüp kendi yemeğini hazırlayacaktı çünkü Derya yine mahallede geziyordu. Eve geldiğinde oldukça sarhoştu ve Kemal kesin kararını verdi, ona eşyalarını toplaması için zaman tanıdı.

Deryanın çıkardığı olaylardan sonra Emineyi aramaya niyetlendi, sonra vazgeçti. Kemal Emineyi en iyi tanıyandı; artık affa ya da unutmaya yer olmadığını biliyordu.

Belki bir gün, zamanı gelince Emineye kendini affettirmek isteyebilirdi. Tekrar aile olmak değil, sadece affı olsun istiyordu. Hatalı bir karar verdiğini Deryayla tanıştığı gün anlamıştı zaten.

Artık onun hayatı yazlıkta, Eminenin hayatı ise şehirde, kızları, torunları, tiyatro ve kültürle dolu günleriyle örülmüş durumdaydı. Kemal için o eski hayatta hiçbir yer kalmamıştı.

Rate article
Lifequest
“– Kırk yıl boyunca aynı çatının altında yaşadık, şimdi altmış üç yaşında hayatını değiştirmeye mi k…