Ben 50 yaşındayım ve oğlum doğduğundan beri, yani yirmi yıldır ailemle birlikte İstanbuldaki baba evimde yaşıyorum. Oğlum artık 20 yaşında genç bir delikanlı oldu. İki kardeşim var; abim ve kız kardeşim. Abim başarılı bir avukat, kendi evi var. Kız kardeşim ise evli, eşiyle birlikte yaşıyor. Yıllardır yeterli gelirim var, istersem kendi başıma bir eve çıkabilirim ya da babamın evini satın alabilirim. Hatta bunu yapmak için birkaç kez girişimde bulundum ancak ne zaman iş ciddiye binse, bir şekilde evrak işleri bir türlü yoluna girmedi. Tek şartım, evi alsam bile babamın ismi son nefesine kadar tapuda kalacak, böylece kendisine hep güven içinde olacağını bilsin istiyorum. Ama henüz böyle bir karar alınmadı.
Babam yetmişini geçti, çok açık sözlü ve zaman zaman sert biri. Eskisi kadar birçok işi yapamıyor, yaşlılık işte, hepimiz bir gün oraya varacağız. Annemi kaybedeli dört yıl oldu, hâlâ onun yokluğuyla yaşamaya çalışıyor. Ben çalışıyorum, oğlum da çalışıyor. Evin tüm masraflarının büyük kısmını ikimiz karşılıyoruz; faturalar, mutfak alışverişi, günlük yiyecekler vs. Babam emekli maaşını alınca biraz yardım ediyor ama çok tutumlu ve hatta bazen şüpheci biri oldu artık.
Abim yılda bir-iki kere uğrar, o da en fazla yarım saat kalır gider. Çalışmayan kız kardeşim ise arada yemek yapmaya, babamın yanında kalmaya yardım ediyor; bunun karşılığında bizden küçük bir ücret alıyor. Ben ve oğlum işte olduğumuzda böylece içimiz biraz daha rahat ediyor.
Babam, yemek hazır olsa bile tabak önüne konmazsa çoğu zaman yemeğe yanaşmaz. Evin içinde neredeyse hiçbir iş yapmaz, ara sıra sadece köpeğimle oynar, video izler, uyur. En çok endişelendiği şey evde ve mezarlıkta mumların bitmemesi Bir de köpeğimize çok düşkün; ona torunum der, köpek de yatağa kurulmuş, o yanında dinlenirken huzurlu bir halde bekler.
Zaman zaman yakınıyorum tabii, çünkü bazı aylar evin neredeyse bütün masrafları, yiyecek ve faturalar bana kalıyor. Ama sonra düşünüyorum, hâlâ babama bakabildiğim için çok şanslıyım. Onun yanında olup sohbet edebilmek, beraber gülebilmek, oğlumla ve köpekle ilgilenirken onu seyredebilmek benim için büyük bir mutluluk. Hayatım boyunca bana elinden gelen her şeyi verdi; şimdi bana düşen onun yıllarca verdiği emekleri, o sevgiyi, aynı özen ve şefkatle ona geri vermek. Hem maddi olarak, hem zamanımı hem de duygularımı paylaşarak.
Çevremdekiler bazen ayrı eve çıkmamı öneriyor. Ama istemiyorum ve yapmayacağım da. Allah korusun, bir gece babama bir şey olsa yanında ben olmazsam, vicdanım hiç rahat etmezdi. Onu evde, hatıraları arasında kimsesiz bırakmak içime sinmez. Markete kendi başına gidip sokakta düşse aklım kalır. Bazen tek başına çıkmasına izin veriyoruz, ama nereye gittiğini biliriz ya da birimiz ona eşlik eder, özellikle doktora giderken yanındayız. Bunca yıl bana verdiklerinden sonra, endişe ve suçluluk duygusuyla yaşamak istemem.
Bazen tutumlu, bazen kırgın, kimi zaman öfkeli ya da neşeli, bazen kederli O her zaman benim babam. Hayatta ne başardıysam, karakterim, aile düzenim, hepsini ona ve tabii ki vefat eden anneme borçluyum.
Ben bir gün dünyadan göçünce oğluma ne bırakacağım? Ona çalışmayı, hayatta mücadele etmeyi, sahip olduğu eğitimi, örnek olmayı umarım becerebilmişimdir, en azından iyi bir anne olarak. Belki her şey yolunda giderse babamın evini de bırakacağım; tabii bahsettiğim gibi, babam hayattayken tapu ondan başkasının üstüne olmayacak, istersen ben bütün ödemeleri yapayım. Yeter ki o kendini güvende hissetsin Benim için ailemin huzuru ve birliği her şeyden önemli.




