55 yaşındayım ve iki ay önce eşim benden boşanmak istediğini söyledi. Gerekçesi ise, “yeniden kendimi hayatta hissetmem lazım” demesiydi. Bunu sıradan bir öğleden sonra, mutfak masasında otururken, kahvemiz soğurken ve dışarıda her zamanki gibi horoz ötüyorken söyledi.

55 yaşındayım, iki ay önce eşim benden boşanmak istediğini söyledi. Gerekçesi ne mi? Yeniden hayatta olduğunu hissetmem lazım dedi, öyle, sanki market alışveriş listesini okur gibi. Bir öğleden sonra, mutfak masasında oturuyorduk, kahve soğuyor, bahçeden horoz sesi geliyor, her zamanki gibi.

Bu benim ikinci eşim. Onunla 15 yıldır evliyiz. Kendi çocuğum olmadı, sağlık sorunlarından. O ise ilk evliliğinden çocuklarıyla birlikte geldi hayatıma. Onları öz çocuklarım gibi gördüm, bir gün bile ayrım yapmadım. Okutmaya, gezdirmeye, doyurmaya, akıl vermeye uğraştım. Bugün hepsi büyüdü, şehirde kendi yollarında. Biz ise köyde kaldık; mütevazı ama güzel bir evde, bahçemiz, tavuklarımız, köpeklerimiz, huzurlu bir rutin. Ben hep huzur dedim, yetiyor bu dedim.

Hayatımız, bildiğin sıradandı. Beraber kahvaltı, işe güç, akşam televizyon karşısında yemek, sonra erkenden uyku. Haftasonları şehre inip alışveriş ya da bir iki eş dost ziyareti. Hiç aldatmadım. Asla aşağılamadım. Evin sabahçı adamıydım güneş doğmadan kalk, çalış, görevini yap. Aşk dediğin budur zannettim.

Ama birkaç ay önce değişmeye başladı. Sürekli bir durgunluktan, köyün onu boğduğundan, şehre gitmek istediğinden, insan görmekten, hareketli bir hayattan söz eder oldu. Ben de, Ne gerek var, bak, ev bizim, borç yok, hava mis gibi, huzur içindeyiz dedim. Birkaç defa tartıştık. O inat etti. Ben duvar oldum. Ben kalmak istedim, o gitmek.

Bir gün tartışmayı bile bıraktı. Yüzüme bakıp sakin sakin şöyle dedi:
Artık kavga etmek istemiyorum. Gitmek istiyorum. Yaşlanmadan farklı bir şey yaşamalıyım.
Başka biri mi var? dedim. Yok, vallahi yok dedi. Kimseye gitmiyorum, kendime gidiyorum. Şehirde yeniden nefes alayım, hayatı hissedeyim, baştan başlayayım istiyorum.
O gece aynı yatakta yattık ama artık başkaydı her şey. Ertesi sabah, giydi birkaç parça kıyafetini, biraz da bizim anılarımızı toparladı ve çıktı gitti. Ne ses, ne kavga. Kapıda durdum, şehir minibüsü uzaklaşırken ellerim titredi, boğazım düğümlendi.

Şimdi, ev bana koca bir konak gibi. Hala köydeyim, her sabah erken kalkıyorum, sadece kendime kahve demliyorum, köpeklere hal hatır soruyorum. Arada düşünüyorum; acaba hata ettim mi? Yeterince dinlemedim mi? Biraz daha esnek olamaz mıydım? Hep aşk, dediğin kalmak ve görevini yapmak sandım.

Niye başıma geldi bu? İyi adam olduğum için mi? Yoksa sadece fazla sessiz kaldığım için mi?

Rate article
Lifequest
55 yaşındayım ve iki ay önce eşim benden boşanmak istediğini söyledi. Gerekçesi ise, “yeniden kendimi hayatta hissetmem lazım” demesiydi. Bunu sıradan bir öğleden sonra, mutfak masasında otururken, kahvemiz soğurken ve dışarıda her zamanki gibi horoz ötüyorken söyledi.