Kayınpederimi evimizde gördüğünde dili tutuldu.
Ferhatla ilk kez bir ortak arkadaşımızın düğününde karşılaştık. Şehre taşınıp yeni bir işe başlamıştım. Gerçekten? Köyden kurtulduğum için yedinci kattaydım sanki, sevinçten havalarda uçuyordum. İlişkimiz hemen derinleşti bir yıl sonra kızımız dünyaya geldi.
Sonra her şey değişti.
Kızımızın saçları sarı, gözleri masmavi. Senle ben simsiyahız, bu nasıl oluyor böyle?, dedi Ferhat.
Canım, kesin babana çekmiş. Bak, ikisi de birbirinin aynısı, dedim.
Beni kandırma. Çocuk anneye ya da babaya benzer, başka akrabaya değil. Annem de diyor ki bu çocuk benim olamaz.
Aslında, Seher Hanım baştan beri bana karşıydı. Oğlunu sevmediğimi, köyden kaçmak istediğimi sanıyordu. Ama kayınpederim Ali Bey çok nazik bir adamdı. Eşiyle ayrılmıştı. Yeni bir ailesi vardı ama Ferhatı hiç unutmamıştı. Evde oyunlar oynanırdı hep, işler garip bir oyuna dönerdi.
Bir gün, Ferhat evimize başka bir kadın getirdi. Bana, Topla eşyalarını, git! dedi. Gidecek başka bir yerim yoktu.
Ailem de beni çocukla birlikte kabul etmedi. Arkadaşımı aradım. Birkaç gün yanında kaldık kızımla. Sonra bir işçi apartmanında oda bulup taşındık. Ama birikmiş param bitmişti.
Bir gün markette, arkamdan biri ismiyle bağırdı:
Kızım, neredeydiniz? Sizi aramaya köye bile gittim, dedi kayınpederim.
Merhaba, sizi görmek güzel, dedim sessizce.
Ferhatın yaptığını biliyorum, affı yok. O da anası da aynı Nerede kalıyorsunuz şimdi?
Bir oda tutuyoruz.
İyi. Acelem var, gitmem gerek. Döner dönmez bu evi halledeceğiz. Al, bu iki haftalık yeter diyerek bir zarf uzattı.
Çok mutluydum; en azından süt ve yiyecek alabilecektim kızım için.
Kayınpederim beklenenden erken döndü ve bizi ziyaret etti. Koşullarımızı görünce afalladı. Evine alamadı bizi yeni eşi razı olmuyordu. Ama başka bir yol buldu: Tüm birikimini harcayıp küçük bir daire aldı ve kızına yani torununa bıraktı. Kabul etmeye çekindim ama kararlıydı. Zaten hediyeyi bana değil, torununa veriyordu sözde.
Bir ay sonra, kızımla yeni kuş yuvamıza yerleştik. Kayınpederim koltuk, masa, kettle; ne lazımsa getirdi.
Hemen kreşe verme kızını, annesine ihtiyaç duyar. Korkma, elimden gelen desteği veririm. Karım da artık rahatladı, torununu görmek istiyormuş, dedi.
Çok teşekkür ederim!
Ağlama evladım. Her zaman bana gelebilirsin, seni geri çevirmem. Zamanla daha iyi olacak, göreceksin.
Kızımın böyle harika bir dedesi olduğu için mutluyum. Ama onun babasından bu hediyeyi görmesi kısmet olmadı. Yine de sorunlarımızı çözmek için her şeyini verdi.
Yıllar geçti. Ben yeniden evlendim ama kayınpederimi hiç unutmadım. O, evimizin baş köşesinde ağırlandığı bir misafir artık, biz de sıkça onun evine uğrarız.
Her şey sanki gecenin en tuhaf rüyası gibiydi: Kapılar birbirine açılır, odalar birbirine dönüşür; bir anda köyün buğday tarlasında, sonra İstanbulun kalabalığında, sonra da bomboş bir evde bulurdum kendimi. Hayatım, rüya ile gerçek arasındaki ince bir çizgide asılı kaldı. Yine de her şeyden en çok torunumun yüzündeki gülümsemeyi sevdim.




