Annem bana arkadaşlarıma ve dostlarıma zengin bir aileden geldiğimi söylemememi öğütledi.

Ayşenin evindeydim, aniden babası kapıda belirdi. Elinde çeşitli market poşetleriyle içeri girdi ve bizi salonun ortasında buldu. Başını dik kaldırıp, gözlerinde sabit bir memnuniyetsizlikle bana baktı, sanki benim varlığım onu rahatsız ediyordu. Ayşe babasını mutfağa götürse de, kulaklarım aramızdaki mesafeyi aşacak kadar hassastı; adamın bana dair hoşnutsuzluğunu, çarpıcı bir fısıltıyla köylü çocuk diye nitelendirdiğini duyuyordum. Ayşeye, evinin civarında gezindiğimi görmüş ve neredeyse beni takipçi olmakla suçlamıştı.

En tuhafı ise Ayşenin babasına aynı şekilde cevap vermesi oldu; ona göre sadece her ay üniversite kütüphanesinde birlikte çalışan iki yabancıydık, o yüzden yakınlaştığımızı düşünüyormuş. Oysa biz, iki aydır birlikteydik ve ayda bir kütüphanede buluşmamız bir bahaneydi. Ona hemen, annemle babamın evinin şehir dışı sayılmasından dolayı köylü olmadığımı anlatmak istemiştim. Aslında İstanbula çok yakın bir mahallede, dubleks bir evimiz vardı ve babam ticaretle uğraşıyordu. Evet, son model Alman arabalarıyla gezmiyorum, ya da bağırarak ailemin varlığını göstermiyorum, ama bu benim tercihimdi. Böylece, Ayşe ve ailesi gibi insanlar kendilerini dışarıda bırakıyor.

Annem boşuna bana dememişti; Zenginlikten bahsetme, çünkü sevdiğin insan önce kalbine bakmalı. Onun bunun için utanç duymaması gerektiğini, zengin olmasam da bana utanmadan sarılması gerektiğini hep hatırlatırdı. Neyse, uyanınca dışarıda martıların bağrışı, evimizin köşesinde, rüyadan gelen garip bir huzur vardı, ama Ayşenin babasının sesi hâlâ kulağımda yankılanıyordu.

Rate article
Lifequest
Annem bana arkadaşlarıma ve dostlarıma zengin bir aileden geldiğimi söylemememi öğütledi.