Beş yıl boyunca eşimle yaşadığımı sanıyordum, meğer annemle evliymişim

Bugün de içimde bir sürü karmaşa var. Her zaman olduğu gibi, hayatımı ve seçimlerimi sorguluyorum. Küçük bir Anadolu kasabasından geldim; çocukluğumda o kasabanın havasında, aşka dair hayaller sarardı beni. İşte tam orada, aşkın okları beni bulmuştu. Benim adım Elif; kalbimi, o kasabada tanıdığım Ahmete verdim. Ahmetin kalbinde de ben vardım. Sonra ikimiz birlikte, o kasabadan kaçıp İstanbula gitmeye karar verdik.

Ailelerimize düğün hazırlıkları için İstanbulda çalışmaya gideceğimizi söyledik. Gerçekten de çalışmaya gittik; ama zamanla, düğüne gereksiz para harcamak istemediğimize karar verdik. İstanbulun gençleri düğünlerine spor ayakkabıyla, kotla gidiyorlar, hediyeleri nakit olarak kabul ediyorlar, çoğu toplu yemek yerine bir açık büfe ile yetiniyor, hatta bazıları çevrim içi konferansla evleniyor, gelen hediyeleri de ev kredisi taksitine yatırıyor. Biz de Ahmetle aynısını yaptık.

Ama annelerimiz bırakamadı gelenekleri. Memlekete döndüklerinde bize küçük bir yemek organize ettiler. İstanbulda ise bir tanıdığımız yoktu. Bunları anlatmamın sebebi, karakterimizi az çok tanımanız için. Hayata biraz farklı bakıyoruz.

Düğünün üstünden beş yıl geçti. Biz çocuk yapmaya acele etmedik; çünkü ev kredimizi birlikte ödememiz gerekiyordu. Annem çok savaşçı bir kadındı; beni tek başına büyüttü ve her telefon görüşmesinde torunlara tamamen hazır olduğunu söylemeden kapatmazdı. Fakat biliyorum ki, onunla yaşasaydık, çok kısa sürede dağılıp giderdik. Zamanımız vardı, acele etmedik çocuk konusunda.

Bir süre sonra, Ahmete karşı içimde birtakım kırgınlıklar ve huzursuzluklar oluşmaya başladı. Aslında daha önce de olmuştu ama önceden konuyu değiştirebiliyordum. Bugün onu aradım:

Başkalarıyla telefonda uzun uzun sohbet ediyor, bana ise sadece merhaba, hoşça kal deyip kapatıyor… Eve işten geldiğinde daha çok sohbet edersiniz. İşten sonra romantik bir film izlemek istiyorum, o ise korku filmlerine dalıp gidiyor. Kaç televizyonunuz var ki? Artık kulaklıkla bilgisayardan izleniyor filmler. Ama yan yana olup kafalar başka yerdeyse aile hayatı olmuyor. Aynen öyle! Ahmetle anlaşamadığımı düşünüyorum! Aslında ilginç bir iddia. Niye gülüyorsun? Tamam, gülmeyeceğim. Elif, ne zaman birlikte güzel vakit geçiriyorsunuz? Tatilde veya misafirlerimiz geldiğinde… O zaman çok ilgili oluyor…

Saatlerce konuştuk; bana kasabada nasıl tanıştığımızı anlattı ve diğer kızların ona ne kadar imrendiğini de. Konuşmamızdan anladım ki, Elifin asıl sorunu, kendini başkalarına göstermek gibi gerçekleşmemiş bir kadınsal ihtiyacı vardı. Çünkü İstanbulda bunu yapabileceği hiç kimse yoktu. İlk sorun buydu ve ikincisi…

Elif, sence ideal evlilik nasıl olur? Kesinlikle çocuk olmalı. Hep çocuk konuşulur ama çocuk doğunca çok evlilik bozuluyor… Eşim ruh halimi merak etmeli, işimdeki gidişatı sormalı, kıyafetlerimi değerlendirmeli, yemeklerimi övmeli… Hiç mi değerlendirip övmüyor? Diyor ki güzel olmuş ama bana yetmiyor. Detaylı anlat… Mesela Ahmet eve geliyor, sen ona patates püresiyle köfte hazırlıyorsun ve sonra… Ellerini ovup gülümsüyor. Bu da bir iltifat aslında! Tabağı kenara itip iştahsızca acıkmadım dese üzülmez miydin…

Elif sessizleşti; sanırım şikayetinin asıl nedenini tam kavrayamadı. Fakat her halükârda, eşine kırgındı. Ben ise neye kırgın olduğunu çoktan anlamıştım. Emin olmak için annesiyle ilişkinin nasıl olduğunu sordum.

Anladım ki annesi duygusal bir kadındı. Elife sürekli sorular sorar, işler yolunda gitmediğinde Elifi teselli eder, her şey yoluna girecek derdi. Bazen derler ya, insan annesi gibi biriyle evlenir ya da kendisine bolca sevgi verecek biriyle. Elifin babası yoktu, bu yüzden insanların hepsinin duygularını böylesine göstereceğini sanıyordu.

Ona dedim ki; beş yıldır aslında annesiyle evli; eşinden annesinin davranışlarını bekliyor. Başta şaşırdı, ama düşününce hak verdi.

Peki ben annemden nasıl boşanacağım? Çok kolay. Her kırgınlık yaşadığında, Ahmetin bununla hiç alakası olmadığını hayal et; yanında Ahmet değil, sevgi dolu annen olduğunu fark et. Ahmet onunla yarışamaz! Sadece bu kadarı mı? Evet bu kadar! Sonra göreceksin, kırgınlıklar kendiliğinden yok olacak.

Rate article
Lifequest
Beş yıl boyunca eşimle yaşadığımı sanıyordum, meğer annemle evliymişim