Haksızlık
Anne, diye sordu Elif, Neden bana bir milyon gelmedi? Sadece üç yüz otuz bin Bu ne biçim rakam böyle
Annesinin saç kurutma makinesinin sesi telefonda duyuluyordu, sonunda sustu ve Elife döndü:
Evet, doğru, dedi annesi Figen, başkasının milyonunu dağıtmada bir usta edasıyla, Üç yüz otuz.
Halbuki Elifin çok daha fazla alması gerekiyordu.
Üç yüz otuz mu? Anne, kalan altı yüz yetmiş bin nerede? Bir milyon bekliyordum. Tamamına yakını. Bunlar benim babamdan kalan paraydı, evi satıp bana göndermen gerekiyordu.
Ayy Elifcim, muhasebecilik oynama şimdi, dedi annesi, Bak söyledim sana, her şeyi dürüstçe yaptım.
Nasıl bir dürüstlük bu Allah aşkına? Elifin ayaklarının altındaki parke bile gıcırdadı, sanki o da sinirli, Sana babamdan miras kalan evimi sat diye vekalet verdim. Parayı bana gönder demiştim. Eee? Nerede para?
Elif rahatlamıştı, ama erkenmiş meğer.
Gönderdim tabii! Saç kurutma makinesi tekrar devreye girdi, Ama ben anne olduğum için annelik yaptım. Parayı çocuklar arasında pay ettim. Eşit şekilde. Yani senin yasal hakkın olan üçte bir sende.
Cümle içinde geçen yasal hakkı aslında tamamıydı Elifin.
Sen, babamın mirasını üçe mi böldün? Beni ve onları? Elifin kastettiği üvey kardeşleriydi, Anne, bu sadece benim param! Benim babam! Senin için sürpriz olacak ama babalarımız farklı.
Ne fark eder ki? dedi annesi saçlarını düzleştirirken, Sonuçta para ortak. Onlar da senin kardeşin. Ben senin annenim. Sen istiyorsun ki, tek başına o parayı harca, kardeşlerin çatlasın. Olmaz! Ben şansları eşitledim. Herkese eşit.
Keşke şu vekaleti verdiği gün, kendine sağlam bir Türk şamarı patlatsaymış!
Eşit mi? Yani sen benim milyonu üçe böldün! Üç yüz otuz üç bin! Peki kalan para nerede anne? Ev biraz daha fazlaydı hatta.
Evet, toplam biraz geçtiydi milyonu, dedi Figen, Ben yuvarladım. Kalanı ise uğraşlarım için aldım. O kadar işi sen mi yapacaktın? Hayır! Ben her şeyi hallettim, sen işte çalışırken.
Allah razı olsun, ne yordun kendini!
Lafını bil, konuşma! annesi bağırdı, Senin baban başka olabilir, ama ben senin anneyim, ben karar veririm. Hem artık koca kız oldun, küçük kardeşlerin var, onların derdi çok. Sen kızsın, senden fazla bir şey beklenmez.
Ee yani, ben aile kurmayacak mıyım? Aç mı kalayım, kızsın, senden bir şey beklenmez diye? lafı soktu Elif, Neyse, kalanını gönder annem. Hemen.
Yok.
Tek kelime. Net.
Annesi biliyordu ki, Elif sonuçta bir şey yapamazdı. Annesine dava açmak? Hiç Türk işi mi bu Etraf anlamazdı ki zaten. Hem ne olursa olsun, ana gibi yar olur mu?
Birkaç hafta sonra, Elif biraz sakinleyince Instagramda hikayeleri gördü. Veli, yeni mavi Polonun önünde poz vermiş. Kadir Yeni bebeğim! diye araba fotoğrafı atmıştı.
Kısaca çocuklar kendine uygun fiyata araba çekmiş. Elif ise üç yüz otuz binini bankada bekletmeye koyuldu. Sabır, demişti rahmetli babaannesi, altındır.
Bir yıl geçti, Elif çalıştı, para biriktirdi, plan yaptı. Olayı belki sineye çekti, ama unutmadı. Annesiyse, sanki dünyanın en normal şeyiymiş gibi arıyor, anlatıyor, WhatsApptan Napıyosun kuzum? yazıyordu hala.
Neyse, bugün arayan annesi ciddiye bağlamıştı ki Elifin tüyleri diken diken oldu.
Hayırdır anne?
Büyükannen annesi duraksadı, Senin Kadirle Velinin büyükannesi Bu sabah vefat etti.
Elif film karesinden fırlamış gibi uzak bir duyguya kapıldı. Çünkü o kendi babaannesi değil ki. Hiç hayatında yeri olmadı. Sadece annemin kayınvalidesi veya kardeşlerin babaannesiydi o. İnsanlık haliyle Allah rahmet eylesin dedi:
Başınız sağ olsun.
Cenaze işleri, belgeler vs. çok iş var. Kızım, bir ben kaldım. Çocuklar bilmez böyle şeyleri. Gelir misin, bana yardım eder misin?
İşten izin alamazdı Elif. Ne yapsın?
Anne, işteyim. Gerçekten üç kere gördüğüm birinin cenazesi için kalkıp gelemem, dedi Elif.
Zaten hiç davet edilmemişti o eve.
Ne olur bak! annesi yana yakıla, Çok ihtiyacım var.
Gelemem anne, ama para gönderirim. Ne kadar gerekiyor? Hemen havale yaparım.
Annesi önce naz yaptı, ama paradan zarar gelmez deyip kabul etti.
Neyse ki, fena olmaz. Yirmi bin yollar mısın?
Tabi ki. Hatta, biraz daha fazlasını yollayacağım, olur da evde iş güç çıkarsa diye. Bunu senin gelinlik hakkın say.
Sağ ol Elifciğim, hep güvenilir kızım sensin.
Elif telefonu kapatırken hafif iğrenç bir huzur hissetti. Gitmedi, ama yardım etti üstüne laf gelmez.
Altı ay geçti. Cenaze, taziyesi bitti. Kadirle Veli muhtemelen yeni birer cep telefonu veya motosiklet aldı.
Bir salı öğlen, ofis kantininde simidini yerken Elif hadi vakti geldi dedi.
Naber anneciğim?
Elifçim iyi, Dimi yeni işe başladı. Daha güzel bir iş buldu. Veli’nin de işleri yolunda, bir kız arkadaşı var artık.
Ne güzel, sevindim. Ama seninle bir şey konuşacağım
Neymiş o? annesi hemen gardını aldı.
Bildiğim kadarıyla, altı ay geçti vefattan. Miras işleri de halledildi değil mi?
Bu sefer konuya girmek, ilk milyon davasından daha zordu.
Elif, bu laf nereye gidiyor şimdi? Tabii ki halledildi.
Güzel. O zaman benim payım nerede?
Hangi miras payı ya? Annesi aptala yatıyor, Elif annesinin yalanını anında yakalar.
Babaannenin mirası.
O senin babaannen değildi ki!
Ne fark eder? Elif annesine kendi mantığını dayatıyor, Sen çocuklardan birini diğerinden ayıramazsın, demiyor muydun? Benim milyonumu adaletle üçe bölmüştün ya hani O zaman şimdi de bana bir pay!
Elif, o öyle miydi, bu böyle! Figen savunmaya geçti, Hiç alakası yok!
Nesi alakası yok anne? Sen bana bütün çocuklar aynı, ben karar veririm çünkü anneyim diyordun. E kardeşlerin babaannesinin evi satıldı, bana pay yok mu?
Elif abartma
Vay be! Elif ironikce, Ne kadar kullanışlıymış bu miras ortak mantığı. Benim babamdan gelen para üçe bölünüyor, ama kardeşlerin babaannesinden gelen para bir anda aile bireyine göre ayrılıyor? Hangi Türk filmi bu?
Lafı uzatma! annesi diklendi, Koca kız oldun, hâlâ paranın peşindesin. Çocuklar erkek, onların evi barkı olacak. Hem senin her şeye ihtiyacın yok, çalışıyorsun zaten.
Öyle mi? Yani babamdan kalan para ortak, çünkü kardeşiz; kardeşlerin babaannesinden gelenyse sadece onlara, çünkü onlar erkek, ben kızım, bana gerek yok?
Terbiyesizlik yapma, dedi annesi, Böyle açgözlülük olur mu?
İşte itiraf etmez asla. Elif, herkese hakkı deyince açgözlü olur, çünkü hakkını istemek Türk usulü ayıp.
Bak, anne, o vekaletnameyle sen tüm parayı bana göndermek zorundaydın. Üstelik dava süresi de dolmadı. Benim istemeye hakkım var, bilgin olsun
Elif!! Ne diyorsun sen, bana dava mı açacaksın? annesi sanki fısıltıyla.
Hayır anne. Ama hâlâ hakkım var, unutma.
Bir ay sonra Elife parası eksiksiz yollandı. Tabii sonra ailesi tarafından özenle WhatsApptan engellendi. Hakkını alarak kara koyun kontenjanına da girdi Türk ailesinde tam not.




