Ali bir köşede sessizce ağlıyor. Ne yaptığını anlamaya çalışıyor, neden annesiyle babası onu terk etmiş ve bir çocuk yuvasına bırakmışlardı? Halbuki Ali, onları her zaman çok sevmiş, sözlerinden çıkmamıştı.
Annesi onu daha hastanedeyken bırakmış. Bundan sonra Fatma ve Murat onu evlatlık almışlar. Kendi çocukları olmadığı için yuvadan bir bebek almak istemişler. Fakat Murat, Aliyi bir türlü kendi çocuğu gibi görememiş. İçinde hep bir başkasının çocuğu olduğu hissiyle, ona gerçek babalık yapamamış. Fatma ise Aliye çok bağlanmış, onu sarıp sarmalamış, ilgilenmiş ama o da bir türlü gerçek anne olamamış.
Yıllar geçmiş, Ali bu ailede büyümüş ve anne babasını çok sevmiş. Derken bir gün Fatma hamile olduğunu öğrenmiş. Haberi Murata verdiğinde, ikisi de sevincinden havalara uçmuşlar.
Bu olaydan sonra Ali, annesiyle babasının hiç ilgisini görmemeye başlamış. Onlara yük olmaya başlamış, varlığı sinirlerini bozmuş. Murat ona vurup bağırmaya başlamış. Artık Aliye ihtiyaçları kalmadığını anlamışlar ve onu tekrar çocuk yuvasına geri vermeye karar vermişler. Bir dilekçe yazıp, mahkemede velayet haklarından feragat etmişler.
Dava sonunda Fatma, küçücük Aliye yaklaşıp bundan sonra yurtta yaşayacağını söylemiş. Ali ağlayıp annesine seslense de, Fatma arkasını dönüp çıkmış gitmiş. O sırada sadece beş yaşında olan Ali, tüm güvenini ve sevgisini vermiş olduğu insanlar tarafından ikinci kez yalnız bırakılmış. Önce gerçek annesi, şimdi de onu evlat edinmiş olan anne babası tarafından ihanete uğramış.
Davada kararı veren kadın hakim, olayları sükunetle izlemiş. Sonra yetiştirme yurdundan gelen görevliye yaklaşarak bu çocuğu evlat edinmek istediğini söylemiş. Minicik çocuğun, sevgi beklediği insanlardan böylece iki defa vazgeçilmesine yüreği dayanamamıştı. Hakimin adı Zeynepti. Belgeleri hızlıca tamamlamış ve kısa süre içinde Aliyi yurttan çıkarmış.
Evine aldıktan sonra ona sevgiyle “Alişim” diye hitap etmiş. Zamanla Ali, eski anne babasını unutmuş ve Zeynep Hanıma çok bağlanmış. Yıllar geçmiş, Ali okulda çok başarılı olmuş. Liseden takdirle mezun olmuş, tıp fakültesini kazanmış. Fakülteyi bitirdikten sonra, iyi bir klinikte çalışmaya başlamış. Günlerden bir gün yanına bir adam gelmiş. Ali, bu adamı hemen tanımış; ilk üvey babası Murattı. Anlatmaya başlamış: Eşi Fatma, doğumda vefat etmiş, bebekleri ise ölü doğmuş. Bunun üzerine Murat iyice kendini alkole vermiş. Sonra Ayşe adında biriyle tanışıp, onun desteğiyle tedavi olmaya karar vermiş.
Böylece Aliyle tekrar karşılaşmış. Genç olmasına rağmen, Alinin çocukken gördüğü kötü muameleyi hiç unutmamış. Ama doktorluk yemini aklına gelince, Murata yardım etmeye karar vermiş.
Kader Fatmayla Muratı çok ağır şekilde sınamıştı. Herkes bilir; öksüz ve yetimlerin gönlünü kırmak olmaz. Ali, akıllıca davranmış, asla intikam peşine düşmemiş. Zaten hayat onlara gereken dersi çoktan vermişti.




