Oğlumuzu Elimizden Alan Kayınvalide: Evlilikten Sonra Bizi Unuttu, Sürekli Eşinin Annesinin Yanında,…

Gelinimizin annesi oğlumuzu elimizden aldı desek yeridir.

Oğlumuz evlendikten sonra artık bizi görmek istemez oldu. Hep kayınvalidesiyle beraber. Kadının acilen yardıma ihtiyacı bitmiyor maşallah. Yahu diyorum kendi kendime, kızı evlenene kadar bu kadın nasıl yaşamış acaba?

Oğlumuz iki seneden fazladır evli. Biz evlenince çocuklar da ayrı eve çıktı; aslında oğlumuza üniversiteye başladığı zaman İstanbulda bir daire almıştık, orada kalıyordu. Bizden her zaman ilgi, sevgi ve destek gördü. Hatta daha biz evlenmeden, kendi evine çıkmıştı, çünkü o daire işe çok yakındı.

Gelini hiç sevmedim desem yalan olur, ama açıkçası bana o zamanlar pek olgun gelmiyordu; oğlumuzdan sadece iki yaş küçük olmasına rağmen hâl ve tavırları çocuk gibiydi, nazlanmaları da cabası. Oğlum tatlı dilli, kibar bir çocuk, sürekli E, bu kızla hayat nasıl geçecek? diye içimden geçiriyordum.

İlk kez tanışmaya gittiğimizde gelinin annesiyle de tanıştık: Hanımefendi, benimle aynı yaşta neredeyse ama davranışları tam bir çocuk! Hani bazen yetişkin ama içi hâlâ 15lik olan tipler vardır ya, onun gibi işte. Bu arada kadın altı kere evlenip boşanmıştı, valla bende bu kadar hayat enerjisi yok. Kendi dünyasında yaşıyor, ama en azından bize bulaşmıyordu. Konuşacak bir ortak noktamız dahi olmadı. Düğün gününde karşılıklı iyi dileklerimizi sunmak dışında irtibatımız yoktu.

Asıl sıkıntının sinyallerini daha düğün olmadan aldım. Geline bakıyorum, sürekli oğlumu annesine çağırıyor; ya musluk akıyormuş, ya priz değişecekmiş, ya mutfakta raftan tabaklar düşmüşmüş Eh, evlerinde bir erkek eli yok, ilk zamanlar fazla da kafama takmadım doğrusu.

Ama zamanla kayınvalidenin evinde arıza eksik olmuyordu. Oğlumuz da bizi görmezden gelmeye başladı, çünkü eşimle kayınvalideme gidiyoruz, yardım lazım diyordu. Sonra tüm bayramlar, özel günler kayınvalidede kutlanmaya başlandı. Bizde ise babası, annem ve ben kala kaldık.

Evlat tüm aile etkinliklerinden kaytarınca içim burkuldu, açıkçası asıl canımı sıkan ise yardım isteğimizi duymamıza bile tahammül edememesi oldu. Bir ara yeni bir buzdolabı almıştık, taşıyıp eve getirmesinde yardım istedik. Oğlum ilk başta tamam dedi, sonra aradı: Anne, gelemeyeceğim. Arabayı gelinle kayınvalideme götüreceğiz, onların çamaşır makinesi akıtıyormuş.

Hanım arayınca oğlumuzu, uzaktan gelinin sesi geldi kulağına: Annenler niye nakliye şirketi tutmuyor ki? Sonunda oğlumuz geldi ama surat beş karış.

Baba, niye nakliyecilere vermiyorsunuz bu işi? Ben mi taşıyacağım şimdi bu dolabı?

Moralim iyice bozuldu. Madem öyle, kayınvalide niye kendi işini profesyonel bir ustaya yaptırmıyor? Demek ki başka bir alemde yaşıyor, orada usta yok. Oğlum, Anne ne yapsın, buradaki ustalar dolandırıcı, para alıyorlar onarmıyorlar deyip bizi ikna etmeye çalıştı.

Vallahi eşim sabrını zor tuttu ve pat diye şöyle dedi: Bu kadın elektrikten, makinadan anlamaz ama bizim kuzuyu güttüğü gibi gütmeyi iyi biliyor! Oğlum hemen alındı ve çekip gitti. O an lafı ben de normal buldum, çünkü yeni akrabalar maşallah hep oğlumun sırtında. Eline tornavida, pense alıp kayınvalideye usta oluyor, bize uğramak aklının ucuna gelmiyor.

Bu tartışmadan sonra oğlum babasıyla konuşmadı iki hafta boyunca. Eşim de açıp aramadı hiç. Ortada kaldım valla; eşim bir yanda haklı, ama biraz yumuşatarak söyleseydi ya diyorum Oğlum ise hâlâ küs, aramak istemiyor. Ben de böyle saçma bir sebepten evladımı kaybetmek istemiyorum.

Hanımın gönlünü alsın diye eşim de inadından vazgeçmiyor; oğlum da Babam özür dilemedikçe aramam! diyor. Geldiğimiz noktada sadece kayınvalide keyfinde; bizim evde ise sessizlik, küsler klubü

Ah şu kayınvalideyi, kurtarılmayı bekleyen prenses sanıp da sürekli oğlumun peşinden koşturan dünya! Çayımızı da kendimiz koyar, dolabımızı da kendimiz iter olduk. Ne günlere kaldıkBir gün oturmuş eski aile fotoğraflarına bakıyordum, gözlerim doldu. Dantel örtülü masada çayımı içerken oğlumun çocukluğundaki o güler yüzünü hatırladım. Kapı ansızın çaldıoğlumdu, yanında geliniyle birlikte. Şaşkınlıkla karşıladım, gönlümde fırtına kopsa da yüzümde hafif bir tebessüm belirdi.

Elinde küçük bir kutu tutuyordu: Anneler Günü için çiçekli bir kupa ve içine kendi elleriyle yazdığı bir not. Anneciğim, bazen birilerinin bizi çekiştirmesine izin veriyoruz, hata etmişim, ama hep sizin çayınızı, sohbetinizi özledim. Belki bazen herkesin elini biraz bırakıp beraber gülmemiz lazımmış.

Eşim sert bakışlarını oğluna yöneltti ama sonra içinin eridiğini ben bilirim. Sessiz siperde geçen uzun aylar, tek kelimeyle sona erdi oğlumun Baba, çay içer miyiz? demesiyle. Artık kupalar tıkırdadı, camdan güneş ışığı eve doldu.

Kayınvalide hâlâ prensesliğine devam ediyordu belki, ama ben gördüm ki bizim krallık da burada, mutfağın ışığında, yan yana otururken kurulanmış. Oğlumuz bize döndü, gönüller bir olduve hatta belki bir gün, çayımızı paylaşırken kayınvalideye de bir bardak uzatır, hep beraber gülerek hayatın tadını çıkarırız. Çünkü aile dediğin, bazen kendine dahi kırgınken, bir kupalık sıcaklık kadar yakındır.

Rate article
Lifequest
Oğlumuzu Elimizden Alan Kayınvalide: Evlilikten Sonra Bizi Unuttu, Sürekli Eşinin Annesinin Yanında,…