Gelin, aynı mutfakta iki hanım olmaz dedi, ben de ona valizlerini toplamaya yardım ettim

Şu eski eşyaları en iyisi çöpe gönderelim. Eğer sizin için çok değerliyse, belki garaja kaldırırsınız ama orada da yer yoktur, diye düşünüyorum. Galina Hanım, modern bir mutfakta buharlı çelik canavarlara yer yok artık.

Metalin metale vuruşu, Galina Hanım’ı olduğu yerde titretmişti. Kendi mutfağının kapısında durup gözlerine inanamıyordu. Çöp kutusunun başında, dik ve kendinden emin duruşuyla Rüveyda oğlu Oğuz’un eşi , elinde Galina’nın otuz yıldır hiç bırakmadığı döküm tavayı tutuyordu.

Bu bir tava değildi, hatıralarla doluydu. Annesi ona ilk taşındığında hediye etmiş, genç bir ev hanımı olarak umut dolu günlerinde karşılamıştı. Doksanların kıtlığında, bu tavada patates kızartılır, küçük Oğuz’un okuldan geldiği günler köfte ısıtılırdı.

Rüveyda, yerine bırak o tavayı, dedi Galina Hanım sessiz ama kararlı bir sesle. O benim eşyam.

Rüveyda döndü. Yüzünde, moda bir kesimiyle çevrelenmiş saçları ve sanki anlamsız bir çocuk ya da aklı gitmiş yaşlıya bakar gibi küçümseyen bir gülümseme vardı.

Galina Hanım, anlaşmıştık ya, dedi, her şey çok normalmiş gibi. Oğuz’la yeni bir tencere seti aldık. Alman malı, teflon ve seramik kaplama, çağdaş! Eski tavanız gereksiz, sadece yer kaplıyor. Ben oraya blender koymak istiyorum.

Ben eşyalarıma el uzatmana izin vermedim, Galina’nın sesi daha da sertleşti. Burada üç aydır kalıyorsunuz. Bize burada kira ödemeden kalmanıza yardımcı oldum; siz ev almak için para biriktiriyor, ben de bu şekilde destek oluyorum. Ama bu, evimdeki eşyalara dokunabileceğiniz anlamına gelmiyor!

Rüveyda tavanın altını masaya vurarak bıraktı, neredeyse masa çatladı.

İşte tam da bunun için! Burada yaşıyoruz. Misafir değiliz. Rahatımız önemli. Açık konuşalım Galina Hanım; bir mutfakta iki hanım olmaz. Bu söz halk arasında, ben uydurmadım. Ben genç eşim, kocama yemek yapıyorum, doğal olarak mutfağın sahibi ben olmalıyım. Size de zor olmamalı, el çekmek. Zamanında yeterince iş gördünüz.

Galina Hanım’ın boğazına bir düğüm oturdu. Saate baktı. Akşam yedi. Birazdan Oğuz gelecek, sakinleşmeliydi.

Peki Rüveyda. Oğuz gelince bu konuyu tekrar konuşalım.

Oğuz zaten benimle aynı fikirde! Rüveyda burun kıvırıp buzdolabını açtı, Galina’nın çorbayı en alt, en zor rafa sıkıştırarak kendi yoğurtlarına yer açtı. O da diyor ki, ev yenilenmeli.

Galina Hanım sessizce kendi odasına gitti. Biraz damla limonlu su içip düşünmeye ihtiyacı vardı. Durum, unutulan süt gibi taşmaya başlamıştı.

Üç ay önce Oğuz, utana utana: Anne, bir yıl sende kalabilir miyiz? Kiralar uçtu, biriktiremiyoruz, diye sormuştu. Galina hemen kabul etmişti. Oğuzu seviyordu, onun mutluluğu için her şeyi yapardı. Evi, Ankarada eski bir apartmandaki üç odalı daire, alın teriyle sahip olmuştu. Herkese yetecek kadar yer vardı.

İlk ay, her şey süt limandı. Rüveyda hiç sesi çıkmadan, adeta varla yok arası, Galina Hanıma ismiyle hitap eder, antrede bir askı daha alırken izin isterdi. Ama nikâh cüzdanı alınca, değişim korkutucu bir hal aldı. İlk önce, Galinanın en sevdiği vazoyu kazara kırdı. Sonra, geraniuma allerjim var diye sitem etti ve çiçekleri komşulara göndermek zorunda kaldılar. Şimdi mutfağın kutsalına sıra gelmişti.

Akşam Oğuz duymuştu; Galinanın yemeğiyle karnı doyarken, annesi öyle bir konuşma başlattı ki gerginlik havada dağıldı.

Oğuzcuk, bir şey konuşmamız lazım, dedi karşısına geçip.

Rüveyda hemen Oğuzun arkasında belirdi, ellerini omuzlarına koydu, sanki bir avı korur gibi.

Ne konuşacağız anne? Oğuzun yüzü yorgundu. Yazılımcıydı, tüm gün ekran başında, evdeki tartışmalar ona acı biberden beter geliyordu.

Rüveyda bugün eşyalarımı atmaya kalktı ve bir mutfakta bir hanım olur dedi. Ne kast ettiğini öğrenmek istiyorum.

Oğuz çiğnemeyi kesip, annesine baktı, ardından eşine döndü. Rüveyda dudaklarını büzdü.

Bak işte! Demiştim. Hep şikayet edecek. Tatlım, sadece biraz düzen istedim. Evin rahat olması için. Her şey karmakarışık, eski, yağlı

Benim eşyalarım temiz, Galina net yanıt verdi.

Anne, ne abartıyorsun? Oğuz kaşını çattı. Rüveyda genç, hevesli, iyi niyetli. Birkaç kavanoz yer değiştirince kıyamet mi kopacak? Kendi yuvasını kuruyor.

Yuva, kendi ağaçlarında kurulur oğlum, Galina sessizce. Başkasının evine gidince kurallara uyulur.

Off, yine başladı! Rüveyda ellerini açtı. Oğuz, söylesene! Biz aileyiz. Neden misafir gibi hissetmeliyim?

Çünkü misafirsin, diyecekti Galina, ama oğlunun hatırı için durdu. Sadece bir şey istiyorum: eşyalarıma dokunma, evde değişiklik yapacaksan benimle konuş. Burası benim evim.

Bizim, anne, bizim, Oğuz uzlaşmacı bir tonla. Ben burada kayıtlıyım.

Ağır bir sessizlik çöktü. Galina Hanım dikkatle oğluna baktı. Kötü niyet yoktu, sadece anlamamazlık ve herkes bir an önce rahatlasın isteği. Ama arkasında Rüveyda zafer kazanmış gibi gülümsüyordu.

Sonraki iki hafta soğuk savaş başladı. Rüveyda gizlice işlerini hallediyordu. Eşyaları atmak yerine, psikolojik savaş yürütüyordu.

Galina mutfağa girince kendi havlusunun yerde olduğunu, askıda Rüveydanın yenisinin durduğunu görüyordu. Tuz ve şeker yer değiştirmişti. Galinanın favori bardağı kullanıma kapalı köşedeydi.

En kötüsü cumartesi günü oldu. Galina Hanım bahçeye gitmeye hazırlanıyordu. Doğayı seviyordu, haftasonları huzur arıyordu.

Galina Hanım, bahçeye mi gidiyorsunuz? Rüveyda banyodan havluyla çıktı. Ne güzel! Biz de Oğuzla arkadaşları çağıracaktık, mafya oynayıp pizza söyleyecektik. Size rahatsızlık vermek istemiyoruz.

Yarın öğlen döneceğim, Galina, ceketini giyerken söyledi.

Belki pazartesiye kadar kalırsınız? Rüveyda masumca. Tertemiz hava, doğa Biz de anladınız, gençler olarak özel alanımız olur.

Galina oğluna baktı, o ise telefona gömülmüş haldeydi.

Tamam, dedi Galina. Pazartesi geleceğim.

Araba ile giderken boğazında acı bir his vardı. Sanki yavaş yavaş, kendi hayatından kazınıyordu.

Pazartesi akşamı geri döndüğünde, evini tanıyamadı. Antrede halı yoktu, yerine modern bir silikon paspas gelmişti. Salonda perdeler alışık olmadığı gibi çekilmiş, mutfağa girince

Mutfakta masa yoktu. O eski büyük ceviz masa, bayramlarda tüm aileyi bir araya getirendi. Yerine bar masası ve iki yüksek tabure vardı.

Galina Hanım elindeki elma dolu çantayı yere bıraktı.

Masa nerede? diye sordu.

Rüveyda yeni masada oturmuş, yeni kahve makinesinden kahvesini içiyordu.

Ah, siz geldiniz mi? dönmedi bile. Masayı balkona çıkardık. Yer kaplıyordu, yürümek imkânsız. Bar masası hem şık, hem modern. Oğuz bayıldı.

Balkona mı? Galina titreyen göz kapağını hissediyordu. Üstelik cam olmayan balkona, sonbaharda? Yağmurda?

Ah olur, ahşap ya, zarar görmez, Rüveyda elini salladı. Galina Hanım, buyurun, konuşacaklarımız var.

Rüveyda yerinden kalkıp pencere kenarına geçti, kollarını göğsünde kavuşturdu.

Bu aralar Oğuzla düşündük Aslında ben düşündüm, Oğuz da onayladı. Burada daraldık. Aynı evde iki aile zor. Bu ise evliliğimizi yıpratıyor.

Ne öneriyorsun? Galina Hanım tek kalan tabureye oturdu. Kiralık eve çıkmak mı? Doğru olur.

Rüveyda gülüp geçti, ama gülüşü soğuk ve sivriydi.

Kira ödemek? Niye başkasına para verelim, elde imkân varken. Sizin bahçeli eviniz var, her mevsim kullanılabilir, sobası zaten kurulu, elektrik de var. Hep doğayı sevdiğinizi söylüyorsunuz. İsterseniz bir süre oraya taşının, iki yıl kadar. Biz hafta sonları uğrar, alışverişinizi yaparız. Orası daha sessiz, huzurlu. Burada ise biz ilgileniriz.

Galina Hanım sustu. Karşısındaki genç, güzel ve kendinden emin kadını seyrediyordu. Artık sınır aşılmıştı. Bu basit bir saygısızlık değil, açık bir işgaldi.

Oğuz bu önerini biliyor mu? sessizce sordu.

Tabii. Dün konuştuk. Anne karşı çıkmazsa, neden olmasın, dedi.

Anne karşı çıkmazsa. Bu cümle, Galinaya en ağır darbeyi vurmuştu. Oğlu onu, huzur uğruna, güzel eş için, kararsızlığı göze almamak adına, altmışlık annesini köyde tuvaleti dışarda, kışın kuyudan su taşıyacak bir hayata mahkum etmeye razıydı.

Galina Hanım kalktı. İçinde buz gibi bir sakinlik vardı. Zamanında fabrikada baş muhasebeciyken en zor görüşmeleri başlatan o soğukluk…

Duyuyorum Rüveyda. Oğuz nerede?

İşte. Bir saate gelecek.

Güzel. Bir saat yeter.

Galina Hanım odasına geçti. Dolaptan evrak dosyasını çıkardı. Mavi tapu belgesi, eski iskan, özelleştirme sözleşmesi. Hepsini tekrar okudu, zaten ezbere biliyordu. Tek mülk sahibi: Galina Hanım. Oğuz sadece adres kaydında, on yıl önce annesine feragat etmiş, krediye başvururken varlık göstermemek için.

Mutfağa çıktı.

Rüveyda, kalk.

Ne? şaşkınca sordu gelin.

Kalk, git yatak odasına. Kendi bavullarını hazırla.

Yani? Bir yere mi gidiyoruz? Tatil mi?

Gidiyorsun. Kendi adresine. İster annene, ister kiralık eve, bana fark etmez.

Rüveyda birden yüzü beyazladı, kızarıklık yayıldı.

Ne diyorsunuz, deliriyor musunuz? Beni kovuyorsunuz? Ben oğlunuzun eşiyim! Burada oturma hakkım var!

Yok, canım, yok, Galina tapuları bar masasına koydu. Türk Medeni Kanunu madde 652ye göre, ev sahibinin aile fertlerine oturma hakkı tanınıyor. Ama mülk sahibi benim. Kuralı çiğneyen aile bireyine hakkı sonlandırabilirim. Mahkemeye bile gerek yok. Kayıtta yoksun, burada misafirsin, fazla kalıp evi değiştiren bir misafir.

Oğuz bunu affetmez! Rüveyda bağırdı. Benimle evden çıkar!

Onun kararı, Galina. Eğer bir erkek, annesini kendi evinden, kışta köy evine sürüyorsa, yolun açık olsun. Ben bir adam yetiştirdim; bakacağız.

Bu sırada kapı açıldı. Oğuz geldi, havadaki gerginliği hemen hissetti. Dağılan ev, solgun eşi ve kaya gibi annesini gördü.

Ne oluyor burada? ayakkabılarını çıkardı.

Annem beni kovuyor! Rüveyda Oğuza koşup ağladı. Eşyalarımı toplatıyor! Oğuz, bir şey yap! Delirdi!

Oğuz, annesine baktı, şaşkındı.

Anne, doğru mu?

Doğru, oğlum, Galina göz göze. Bugün, Rüveyda sizce anne bahçeye taşınmalı, biz rahat edelim dedi. Doğru mu? Altmış yaşındaki anneni kuyuya su taşıtıp, bar masası kurmak için evinden sürmeyi kabul ediyor musun?

Oğuz yüzü kızardı, kulakları morlaştı. Gözlerini kaçırdı.

Anne, sadece yazın orası güzel olur

Şimdi kasım, Oğuz. Kasım.

Oğuz suskun kaldı. Utanç içindeydi. Nihayet telefona bakarak onayladığı planın ne olduğu kafasına dank etti.

Rüveyda dedi ki mutfakta iki hanım olmaz. Katılıyorum. Mutfakta ben hanımım. Bu evi ben kazandım, bu evde huzuru ben kurdum, seni bu evde büyüttüm. Kimseye benim tavama ya da yaşama alanıma karışma izni vermem. O yüzden Rüveyda eşyalarını topluyor. Şimdi.

Oğuz! Rüveyda ayağını yere vurdu. Erkek misin değil misin? Söyle! Biz aileyiz!

Oğuz eşine baktı, ilk kez sevdiği kadının hırsını, kibirli halini gördü, annesini evsiz bırakmaya az kaldığını fark etti. Babasının ceviz masayı beş kat taşıdığı gün aklına geldi. Masa balkonda yağmurda ıslanıyordu.

Rüveyda, Oğuzun sesi titredi ama kararlıydı. Eşyalarını topla.

Ne?! Rüveyda sanki tokat yemiş gibi geri çekildi. Bizi terk mi ediyorsun?

Fazla oldun, Oğuz yorgun bir şekilde. Annem haklı. Burası onun evi. Biz heyecanımıza kapıldık. Ben de sana bavul toplamanda yardım edeyim.

Hiçbir yere gitmem! Polise gideceğim!

Git, Galina Hanım telefonu uzattı. Tam tapuları gösteririm, kaydın olmadığını. Çıkmana kolaylaştırırlar.

Bir saat telaş içinde geçti. Rüveyda bağırdı, eşyalarını fırlattı, Oğuzu annesinin oğluna benzetip hakaret etti, Galinaya büyücü dedi ama bavullar dolmaya başladı. Galina büyük torbaları getirdi, Rüveydanın hızlıca toplayamadığı kıyafetleri yerleştirdi.

Ben yardım edeyim, paltosunu katlarken söyledi.

Dokunmayın! bağırdı Rüveyda. Kendim hallederim!

Rüveyda kapıyı kapatıp taksiyle arkadaşına gitti, boşanacağını, evin yarısını alacağını iddia etti ama alacağı hiçbir şey yoktu.

Evde derin bir sükunet oluştu.

Oğuz bar taburesinde başını ellerine gömmüştü.

Affet anne, dedi boğuk bir sesle. Cidden hayal âlemindeydim. Aşk, heyecan Kavga çıkar diye kaçıyordum. Nasıl olsa düzelir diyordum

Düzelen yoksa, düzelmez oğlum, Galina Hanım oğlunun omzuna sarıldı. Aşk güzel, ama saygı daha önemli. Kimse mutlu olmak için annenin hakkına basamaz.

Ben de kovulur muyum? gözleri dolu dolu sordu.

Hayır, tabii. Kal ama bir şartla.

Nedir?

Masayı balkondan geri getir. Tavayı da çıkar, atmadıysa. Yarın krep yapacağım.

Oğuz hafif gülümsedi.

Tavayı çöp kutusuna atmış anne.

Sorun değil. Yenisi alınır. Ceviz masa da taşınır.

Oğuz kaldı. Boşanma iki ay sürüp tamamlandı. Rüveyda’nın sevgisinin temelinde Ankara tapusu ve birkaç metrekare vardı; bunlar olmayınca Oğuz hayalindeki erkek olmaktan çıktı.

Altı ay sonra Galina Hanım kendi mutfağında, eski ceviz masası yerinde, ütülü örtüsüyle döküm tavada yeni krep pişirmekle meşguldü; Oğuz aynısından bulup annesine hediye etmişti.

Oğuz yeni bir kızla tanıştı, ismi Melis. Sessiz, içten biri. Geçenlerde mutfağa girdiler, Melis heyecanla:

Çok güzel mutfağınız var Galina Hanım! Harika kokuyor Krep mi pişiriyorsunuz? Yardım edebilir miyim? Çok iyi yapamam, ama hevesli biriyim.

Tabii canım, Galina gülümsedi, önlüğü uzattı. Beraber dur, yer çok. Asıl önemli olan iyi insan olmak.

İşte o anda düşündü, mutfakta iki hanım gayet güzel uyum sağlar; biri bilgiyle, diğeri minnetle yaklaşırsa Bar masası ise sahibini bulup satıldı. O evde gelenek, sevgi ve sıcaklık daha değerliydi.

Siz de bu hikâyede kendinizi bulduysanız, kanala abone olabilirsiniz. Beğenin, yorumda aileyle yaşadığınız sınır mücadelelerini paylaşın.

Rate article
Lifequest
Gelin, aynı mutfakta iki hanım olmaz dedi, ben de ona valizlerini toplamaya yardım ettim