Kaynanamı Nasıl Rezil Ettim? Bugün Bile Unutamadığı Olayın Hikâyesi

Evliliğimin ilk günleriydi, henüz yeni nişanlanmış ve nikâhımızı taze kıymıştık. Kızım, bu günleri unutamam… O zamanlar dikkatimi çeken bir tuhaflık vardı; bu tuhaflık eşimde değil, onun annesi, yani kayınvalidemdeydi.

Düğün günümüz geldiğinde, herkesin yüzünde bir tebessüm, mutluluk beklerken, kayınvalidem tam aksine somurtuk ve gergindi; adeta bir cenaze havası vardı yüzünde. Düğünden sonra, henüz genç ve yeni evli olduğumuz için kendi evimiz yoktu, onun yanında, İstanbulun eski bir semtinde yaşamaya başladık.

Daha eve ilk adımımızı attığımızda, kayınvalidem bana öyle bir samimiyet gösterdi ki, bir an gerçekten mutluluğumuza sevinmiş zannettim. Düğündeki yüzü belki hastalık, belki yorgunluk dedim kendi kendime. Meğer altında pasif bir agresiflik ve iğnelemeler varmış. Kimi zaman ince ince, kimi zaman alttan alta, canımı sıkacak laflar ediyordu.

Mesela, gece yarısı kalkıp benim akşam yemeğinden sonra yıkadığım tabakları tekrar yıkıyordu. Bir gece uykumdan uyanıp sordum: Anne ne yapıyorsun? O ise gayet masum bir ifadeyle Kirli tabakları yıkıyorum kızım dedi. İçimden, Demek ki benim yıkadıklarım ona göre kirli… diye düşündüm ve iyi niyetinden şüphe duymaya başladım.

Ben ise uzun süre bu alttan alta yaptığı eleştirileri anne tavsiyesi zannedip, evde yaşadığımız en özel meseleleri onunla paylaşmaya devam ettim; eşimle yaşadığım ufak anlaşmazlıklar bile…

Bir gün, çok yakın bir arkadaşım, kayınvalidemin iş yerinde şoför olarak çalışıyordu. Onun sayesinde, kayınvalidemin iş arkadaşları arasında hakkımızda türlü dedikodular yayıldığını duydum. Sözde, eşim için eli darda, bana muhtaç derken, bana ise huysuz, kafası başka yerde, evi ele geçirmek isteyen diye anlattığını öğrendim. İçimden kayınvalidem meğer gizli düşmanım dedim o günden sonra.

Kayınvalidemin doğasında aşırı bir temizlik merakı vardı; evi ameliyathane gibi tertemizdi. Bizden de hep aynısını beklerdi. Ne kadar uğraşsak da onu tam anlamıyla memnun etmek mümkün değildi.

Bir gün iki haftalığına, iş için Ankaraya gitmesi gerekti. Gitmeden önce eve sakın bir toz, saç kılı bırakmayın, tabaklar pırıl pırıl olsun diye tembih etti. Evde bir tüy, bir kırıntı görse adeta fenalaşıyordu. O evdeyken ben ve eşim sürekli dip bucak temizlik yapıp, dikkat ediyorduk.

Fakat bu iki haftalık yokluğunda, ikimizin de aklında biraz rahatlamak, son gün gelip gelmeden temizlik yapmak vardı tabii ki. Ama kayınvalidem, bizim niyetimizi sezmiş olacak ki, dönüş tarihini yanlış söyledi ve asıl dönüş gününde, habersizce yanında birkaç yakın arkadaşını da alıp apartmana geldi. Amaç belli: Evi dağınık yakalayıp, konukları önünde beni küçük düşürmek…

Fakat o şoför olan arkadaşım bana planı haber vermişti, ben de sinirlenip işin ciddiyetini kavradım ve kayınvalidemin geleceği gün evin altını üstüne getirip, sabah akşam temizlik yaptım. Nihayet konuklu geliş günü geldi, kayınvalidem kapıyı sessizce açtı; ardında kahkahalar eşliğinde evine girdi.

Ama gördükleri karşısında şoka uğradılar! Salon, banyo, mutfak, halılar, camlar; her köşe pırıl pırıldı. Yanındaki arkadaşları şaşkın bakışlarla birbirlerine bakıyor, kayınvalidem ise ne yapacağını bilemedi. O sırada ben gayet sakin, terimi silmiş halde aspiratörü yerine koyarak ortaya çıktım: Anneciğim, bu halıyı bırak, yerlere bak, tertemiz değil mi?

Kayınvalidem o an çok sinirlendi; suratında kasvetli bir ifade, gözleriyle evin her köşesinde leke aradı ama nafile! Ben ise içimden Bulamazsın, bulamazsın! diye tekrarlıyordum.

Sonuçta, kayınvalidem arkadaşlarının yanında, iş yerinde de rezil oldu. Dedikoduları bir daha kimse dinlemedi ve bana olan tavırları değişti. Ona büyük bir ders vermiş oldum, belki aradan on yedi yıl geçti ama hâlâ unutmamıştır.

Şunu öğrendim: İnsanın iyi niyetini suistimal edenler ne kadar yakınınız olursa olsun, kendi sınırlarınızı koymak ve sabırla mücadele etmek şart. Evin huzurunu korumak önce kendine saygıyla başlıyor.

Rate article
Lifequest
Kaynanamı Nasıl Rezil Ettim? Bugün Bile Unutamadığı Olayın Hikâyesi