Bir babaanne, kedisinin en sevdiği oyuncağını tamir ederken, kedi sabırla bekliyor ve… Sonrasını öğrenmek için aşağıya kaydırın!

Bir gün, Mehmet yatağında uyuklarken, peluş leoparının kaybolduğunu fark etti. Gözleriyle odasının duvarlarında dalgalanan gölgeleri izlerken birden ürkekçe uyandı ve evin her köşesini aradı. Dolapları açtı, halıların altına baktı, mutfakta çaydanlığın arkasına bile göz gezdirdi ama aradığı leoparı bulamadı. Sonunda, içini bir hüzün kapladı ve en yakın dostunun onu habersizce terk edip başka bir şehre gitmiş olabileceğini düşündü.

Günlerce peluş arkadaşının yokluğuna içten içe ağladı, rüyalarında bile onu aradı. Derken bir sabah, güneş perdesinden süzülürken, tuhaf bir hisle dolabının en karanlık köşesine yöneldi. Gölgeler arasından uzanan bir el gibi, peluş leoparı buluverdi! O an ikisi arasındaki kavuşma, sanki İstanbul sıcağında serin bir rüzgar gibi içini ferahlattı; hemen eski şakacı oyunlarına, minik ritüellerine döndüler. Aralarındaki ayrılık hiç olmamış gibi, her şey kaldığı yerden devam etti.

Mehmet, peluş dostuna “Baran” adını vermişti ve artık onsuz hiçbir yere gitmeyeceğini söylüyordu.

Ayşe, büyükannesinin dikme becerilerinden bahsederken, “Onu çok güzel tamir etti,” diye anlatıyordu.

Mehmetin babaannesi, peluş hayvanı öylesine titizlikle onarıp, el emeğiyle dike dike yeniledi ki, oyuncak belki de eskisinden çok daha güzel görünüyor, dokunduğunda pamuk gibi yumuşacık hissediliyordu. Mehmet gözleri dolu dolu, babaannesine sarılıp teşekkür etti.

Bu tuhaf rüya anı, Mehmetin ailesine ve özellikle anneannesiyle arasındaki güçlü bağı ne kadar önemsediğini anlatıyordu. Birleşen el işleri, sıcak bir çorba gibi, evin içinde dolaşan sevgi ve huzurun anlamını hayal dünyasında bile canlandırıyordu.

Rate article
Lifequest
Bir babaanne, kedisinin en sevdiği oyuncağını tamir ederken, kedi sabırla bekliyor ve… Sonrasını öğrenmek için aşağıya kaydırın!