Bugün günlüğüme yine birkaç satır karalamak istedim. Geçen ay eşimle bir apartman dairesi için kredi çekip taşındık. Eşyalarımızı toparlayıp yeni evimizde ufak tefek tadilatlar yaptık. Bir ayın sonunda nihayet taşınabilmenin heyecanı içindeydik. Taşındıktan sonra komşularımızı tanımak istedik; karşımızdaki dairede oturan yaşlı çifti çaya davet ettik.
Çaylarını bardaktan hızlıca içtiler, sanki aceleleri varmış gibi. Sohbet sırasında yanımdaki kadının eşim olduğunu, kızım olmadığını öğrenince birden bahane bulup evden çıkıp gittiler. O gün akşamı, Cuma idi.
Ertesi sabah kapı çaldı. Kapıda bir polis memuru vardı, bizim ve eşimin kimliklerini görmek istedi. Oldukça şaşkın ve biraz tedirgin olduk. Evde taşınma sonrası belgelerimiz kaybolmuştu, on dakika boyunca salonu didik didik aradık ve nihayet evlilik cüzdanımızı bulduk.
Polis memuru belgeleri inceledi, eşime şöyle bir göz attı, özür dileyerek rahatsız ettiğini söyledi ve ayrılmak üzere kapıya yöneldi. Tam çıkarken kendi aramızda yaşlı komşuların neden o kadar ani ayrıldığını anladık; memur, ihbar geldiğini, bu dairede bir adamın küçük bir kızla yaşadığı bildirildiğini söyledi. Meğerse komşular, eşimin genç görünüşünden dolayı yanlış bir fikir edinmişler.
Ben 24 yaşındayım, eşim ise 26. Eşim, genç kız gibi görünüyor; çoğu kişi onu lise öğrencisi, bazen kızım sanıyor. Ayrıca marketlerde kimlik olmadan içki satılmaz. Cuma günü, eşim saçlarını iki örgü yapmış ve öğleden sonra da makyajını silmişti; iyice gençleşmiş görünüyordu. Tam bir komedi durumu olsa da insan yine de rahatsız oluyor. Bugün aynaya bakınca, sakalımı kesmeye karar verdim; 40 yaşında kızıyla yaşayan bir baba gibi görünmek istemiyorum.
Bazen kendimi bu küçük mahalledeki yanlış anlaşılmaların ortasında buluyorum, ama yine de yeni hayatımıza alışmaya çalışıyoruz. Evlilik cüzdanı ve kimlik belgelerini özenle saklamaya karar verdim. Ne olur ne olmaz, bir gün yine lazım olabilir.




