Dört aydan biraz fazla bir süredir çalıştığım yayınevinde bir kadın arkadaşım beni düğününe davet ettiğinde çok şaşırmıştım. İşin başında, daha ilk günlerden samimi olduğumuz bu kızla iyi arkadaş olmuştuk. Kocasını ise daha önce hiç görmemiştim, tanımıyordum. Buna rağmen, daveti sevinçle kabul ettim; yeni aldığım elbisemi giymek için de bir fırsat çıkmıştı! Benden başka birkaç iş arkadaşımız daha davetliydi; birlikte gidip salona biraz gecikmeli olarak girdik.
Mekan oldukça kalabalıktı; yüzün üzerinde konuk vardı. İstanbulun lüks bir semtinde, özenle süslenmiş bir salonda, her şey masalsı görünüyordu. Masalarda çeşit çeşit yiyecekler vardı, ama bunları görecek halde değildim. Çünkü damadı, yani arkadaşımın nişanlısını ilk gördüğümde resmen aklım başımdan gitti! Sanki bir anda yıldırım çarpmış gibi, kelimenin tam anlamıyla ilk görüşte aşık oldum! Ve daha da tuhafı, onun bakışlarında da aynı heyecanı sezdim. O akşam boyunca kendimi bir rüyanın içinde gibi hissettim; yanaklarım ateş gibi yanıyor, kalbim yerinden fırlayacak gibiydi. Ne bir şey yiyebildim ne de bir yudum içebildim.
Bu karmaşa daha fazla sürmesin diye, gecenin ilerleyen saatlerinde usulca salondan ayrıldım. Eve gidip kendime gelmeye, yalnız kalarak bu hissin geçmesini ummaya karar verdim. Ama ertesi akşam, yayınevinden çıkarken onu tekrar gördüm. Bu sefer binanın ana kapısında beni bekliyordu. Eşi de o gün izinliydi, ofiste yoktu.
Hiçbir şey demeden yanıma yaklaştı, elimi tuttu ve arabasına yönlendirdi. Hiç konuşmadan bana sarıldı ve beni öpmeye başladı. Ona karşı koyacak gücüm kalmamıştı, ikimiz de kendimizi anın akışına bıraktık. Arabada saatlerce hem sohbet edip hem de öpüştük. Sonra beni evime bıraktı ve orada aramızdaki çekim doruk noktasına ulaştı. Bana eşinden ayrılıp benimle evleneceğine dair söz verdi. Sözünü de tuttu; kısa süre sonra eve gidip konuştuğunu, eşyalarını topladığını ve bana geri döndüğünü söyledi. O konuşmada neler geçti, bugüne kadar hiç sormadım.
Kısa sürede nikah masasına oturduk ve beraber bir ev aldık. Üç yıldan uzun süredir beraberiz. Elbette, işe hemen o günlerde veda ettim; yayınevinde dedikodu alıp başını gitti. Çünkü eşimin eski eşi orada yıllardır çalışıyordu, ben ise yeni başlamıştım. Herkes ona acıdı, ben adeta dışlanmıştım. O günden sonra eski arkadaşımın hayatında neler oldu hiç bilmiyorum; eşimle de bu konuyu hiç açmadık.
Biz ise yepyeni bir sayfa açmaya karar verdik. Yepyeni bir hayat, huzur ve mutluluk içinde devam ediyor. Bazıları ilişkimizin kısa süreceğini söyledi ama üç yıldır her günümüz sevgiyle, neşeyle geçiyor. Yaşadıklarım bana çok şey öğretti. Bugün geriye dönüp bakınca biliyorum ki, insan bazen kendi mutluluğu için mücadele etmeli. Hayatımın dümensiz bir gemi gibi sürüklenmesine asla izin vermemem gerektiğini anladım. Şimdi gerçekten huzurluyum ve sevginin gücüne inanıyorum.




